15 Temmuz'dan ders aldığımız pek söylenemezmiş.
15 Temmuz'dan ne kadar ders aldık?
haber7 yazarı serdar arseven, 15 temmuz hain darbe girişiminden ders çıkarılıp çıkarılmadığını sorguladı. arseven, iktidarın doğrularına doğru, yanlışlarına yanlış demeye çalışanların ise her yapılanı alkışladığını belirtti.
haber7 yazarı serdar arseven yazdı: biz iktidarın doğrularına doğru, yanlışlarına yanlış demeye, “dostlarımızı” ikaz etmeye uğraşırken, onlar her yapılanı alkışlıyorlardı.
Haber7 yazarı Serdar Arseven'in yazısı için tıklayınız
Geçtiğimiz Cuma günü, Diyanet Hutbesi’nde “FETÖ tehdidi bitmedi, bu işler ihmale gelmez!” mesajı verilmişti.
Önceki gün de Sabah Gazetesi’nden Abdurrahman Şimşek’e konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten çarpıcı tespitler ve uyarılar geldi.
Örgüt elebaşının ölmüş olmasının tehdidin tamamen bittiği ve tehlikenin geçtiği anlamına “kesinlikle” gelmediğini belirten Gürlek, “Bu sinsi yapı, kurumsal omurgası devletimiz tarafından büyük oranda çökertilmiş olsa da, yurt dışındaki kaçak uzantıları vasıtasıyla varlığını sürdürme gayretindedir. Örgüt şu an özellikle 'güncel yapılanma', 'finans yapılanması', 'yurt dışı yapılanması' ve 'kripto unsurlar' üzerinden varlığını koruma gayretindedir.” dedi.
Ticari faaliyetler, paravan şirketler, Türkiye karşıtı lobilerle işbirlikleri, çok farklı sosyal grupların içinde gizlenmeler…
Sayın Bakan’ın da ifade ettiği gibi bu bir “casusluk şebekesi”.
Patronları ne zaman “Bitti!” derse o zaman bitecek işleri.
O zamana kadar bin kisve altında rahatsızlık vermeye devam edecekler.
FETÖ’nün son zamanlarda Türkiye’ye diş bileyen İsrail’e daha da yakın olmak, Siyonistlerin desteklerini almak için büyük gayret gösterdiğini görüyoruz.
O kadar ki İsrail’in soykırımı başlattığı 7 Ekim’in yıl dönümlerinde HAMAS’ı hedef alan eylemler düzenliyorlar.
FETÖ’nün sözde Almanya İmamı Kadir Sancı’nın katıldığı etkinlikte duruşlarını net bir şekilde ortaya koymuşlardı mesela.
Almanya'da FETÖ'ye yakınlığıyla bilinen "Forum Dialog" adlı kuruluşun da dâhil olduğu "House of One" (Bir Ev) projesine Alman Hükümeti’nin 19,5 milyon avroluk desteği de, örgütün yurt dışında “epeyce” kabul gördüğünü gösteriyor.
Bugünlerde, Trump yönetiminin ihtiyaçlarından dolayı Türkiye ile ABD’nin ilişkilerinde “bahar havası” varmış gibi görünüyor ama…
ABD’nin, Trump’ın ne zaman, ne yapacağı hiç belli olmaz!
Dolayısıyla her daim teyakkuzda olmak gerekiyor.
“Hain girişimlerin” tarihin çöplüğüne atıldığını da düşünmemek gerekiyor.
Bugüne kadarki mücadelenin Sayın Cumhurbaşkanı tarafından sürüklendiğini, bazılarının FETÖ’yü karşısına almamak için ayak dirediğini çok iyi biliyoruz.
FETÖ ve diğer şer odaklarıyla mücadele Sayın Cumhurbaşkanı’ndan sonra da aynı kararlılıkla, aynı etkinlikle devam edecek mi?
FETÖ neler yaptı, hangi yöntemleri izledi?
Bunlar yıllar yılı devlete sızabilmek, dahası devleti ele geçirebilmek için hangi yöntemleri izlediler?
Bu örgütün “hizmet hareketi” olarak bilindiği dönemlerde birçok yere soru çalarak, torpil yaparak sızdığını, kendilerinden olmayanları devre dışına itmek için bin türlü tezgâh kurduğunu bugün herkes biliyor.
Başımıza FETÖ belâsının gelmesinden ders almışsak, hisse kapmışsak…
Haksızlığı kim yaparsa yapsın ve haksızlıktan kim zarar görürse görsün karşı çıkarız!
Mesela, işe alımlarla ilgili aşamalarda “haksızlıklar” oluyorsa, bilmeliyiz ki bu haksızlıkların faturası çok ağır olur.
Liyakat dışlanır, “ilişki ağları” öne çıkartılırsa…
İnsanlar çareyi “mesleklerinde ustalaşmakta” değil, birilerine “yakın olmakta”, onlara dalkavukluk yapmakta arar.
Karakteri bu işlere müsait olmayanlar da kendilerini kenara çeker!
Zamanında “hizmet hareketi” diye bilinen FETÖ’ye yaklaşanların, oralardan çıkmayanların öncelikli hedefleri nelerdi?
İyi bir kadro kapmak, ticaretini geliştirmek, başka birtakım dünyevi menfaatler elde etmek vesaire…
Bugün “yerli ve milli takılan” gazetecilerden çoğu Zaman Gazetesi’nden, Samanyolu Televizyonu’ndan çıkmazdı o zamanlar!
Ekrem Dumanlı İstanbul’da, Mustafa Ünal Ankara’da patronları gibiydi.
Bizim de davetli olduğumuz “uçak” programlarında, “bizim” taraftan niceleri onların peşlerinde dolaşırdı.
İnsanın öncelikli hedefi “dünyevi menfaat” elde etmek olursa, ondan her türlü kötülüğü bekle!
FETÖ yapılanmasının önde gelenlerinin uzun yıllar boyunca siyasi iktidarı eleştirmekten imtina ettiklerini, her yaptığını destekler pozlarında dolaştıklarını çok iyi biliyoruz...
Biz iktidarın doğrularına doğru, yanlışlarına yanlış demeye, “dostlarımızı” ikaz etmeye uğraşırken, onlar her yapılanı alkışlıyorlardı.
İktidarı, dahası devleti tamamen ele geçirmek istiyorlardı.
Bunun için de gerçek duygu ve düşüncelerini gizliyorlardı.
İhanetlerine son vermeyi hedefleyen adımlar atılmaya başlanınca, birdenbire değişiverdiler.
“Dershaneler” meselesinde ayağa kalktılar.
Hasbi adam doğruya doğru demenin gayreti içinde olur.
Hesabî adam ise saldırıya geçeceği ana kadar malzeme biriktirir.
Gömdüğü baltaları çıkartır ve saldırmaya başlar.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın zaman zaman altını çizdiği “hasbilik-hesabîlik” meselesi o kadar önemli ki…
15 Temmuz Hain Darbe Girişimi’nin yıldönümünde şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle, minnetle anarken…
“Biz hasbi insanlara ne kadar kıymet veriyoruz?” sorusu aklımızın, kalbimizin bir kenarında durmalı.
Hasbiler “kırılırsa”, kenara çekilirler.
Allah muhafaza, meydan “hesabî”lere kalır günün birinde!