Esen ve Elif Aslan'ın hayatı babalarının notlarıyla ortaya çıkmış.
26 yılın ardından ulaşılan notlar: Esen ve Elif Aslan’ın mücadeleyle süren yaşamı
‘güneşimizi karartamazsınız’ eylemlerinde yaşamını yitiren esen ve elif aslan kardeşlerin öyküsü, babalarının ilk kez ulaşılan notlarıyla belgelendi. özgür basın tarihinde iz bırakan gazeteciler anılıyor.
‘güneşimizi karartamazsınız’ eylemlerinde 26 yıl önce yaşamını yitiren özgür halk çalışanı esen aslan ile iki yıl sonra aynı şiarla yaşamını yitiren ablası elif aslan’ın yaşam öyküsü, babaları baki aslan’ın ilk kez ulaşılan notlarıyla gün yüzüne çıktı özgür basın tarihinde iz bırakan ve yaşamlarını yitiren gazeteciler, hafızalarda yerini koruyor. “güneşimizi karartamazsınız” eyleminin ardından 3 ağustos 2000 […].
‘Güneşimizi Karartamazsınız’ eylemlerinde 26 yıl önce yaşamını yitiren Özgür Halk çalışanı Esen Aslan ile iki yıl sonra aynı şiarla yaşamını yitiren ablası Elif Aslan’ın yaşam öyküsü, babaları Baki Aslan’ın ilk kez ulaşılan notlarıyla gün yüzüne çıktı
Özgür basın tarihinde iz bırakan ve yaşamlarını yitiren gazeteciler, hafızalarda yerini koruyor. “Güneşimizi Karartamazsınız” eyleminin ardından 3 Ağustos 2000 tarihinde yaşamını yitiren Özgür Halk çalışanı Esen Aslan da bu isimlerden biri. Aradan geçen 26 yılın ardından, Esen Aslan ile iki yıl sonra aynı şiarla yaşamını yitiren ablası Elif Aslan’ın yaşamını yitiren babası Baki Aslan’ın çocuklarına dair kaleme aldığı notlara ilk kez ulaşıldı. Notlar, iki kardeşin çocukluklarından özgür basın çalışmalarına, maruz kaldıkları baskılardan yaşamlarını yitirdikleri ana uzanan sürece ışık tutuyor.
Yaşamı sürgün, gözaltı ve tehditlerle şekillenen Esen Aslan, Amed’in Licê ilçesinde 16 Ekim 1981 yılında dünyaya gelir. Çocukluğu, Kürdistan’da özgürlük mücadelesinin yükseldiği döneme denk gelir. Babası Baki Aslan’ın anlatımına göre, Licê’de tanıştıkları PKK ile aile üzerinde derin izler bırakır. Bir süre sonra Baki Aslan hakkında “PKK’ye yardım ettiği” iddiasıyla soruşturmalar açılır. Ardından aile 25 Ekim 1992’de sürgün edilerek Riha’nın (Urfa) Heran ilçesine taşınmak zorunda bırakılır. Heran’da hem sürgün edilmeleri hem de Amedli olmaları nedeniyle dışlandıklarını anlatan Baki Aslan, okul müdürünün çocuklarının kaydını yapmak istemediğini, ancak kadın bir memurun girişimiyle kayıt işlemlerinin tamamlandığını aktarır.
Baki Aslan, o dönemde bölgede Kürtlere yönelik ayrımcı yaklaşımın yaygın olduğunu belirtirken, Esen Aslan da çocuk yaşta buna tanıklık eder. Okuldaki eğitim sistemini de eleştiren Esen Aslan, çocukların büyük bölümünün pamuk tarlalarında çalıştığı için eğitimden uzak kaldığını, Nisan ayından sonra ise sınıfların yarı yarıya boşaldığını görür. Okul yönetiminin başarı panosuna fotoğrafını asma teklifini, “Başarısızlıklarını bununla örtmeye çalışıyorlar” diyerek reddeder. Aldığı takdir belgelerini de eğitimin niteliğini yansıtmadığı gerekçesiyle hak etmediğini dile getirir.
Ortaokulun ardından aile, çocuklarının eğitimi için Riha merkeze taşınır. Esen Aslan, lise yıllarında Halkın Demokrasi Partisi’nin (HADEP) gençlik çalışmalarında yer aldı. Bu süreçte ablası Elif Aslan ve babasıyla birlikte ilk kez gözaltına alınırlar. Gözaltında, Özgürlük Hareketi’ne yönelik hakaret içeren ifadeleri kabul etmeleri istendiğinde, ablasıyla birlikte slogan atarak tepki gösterirler. Esen Aslan ardından Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Aletleri Bölümü’ne kayıt yaptırır. Bir süre sonra ise Özgür Halk Dergisi’nin Riha temsilcisi olarak çalışmaya başlar.
Esen Aslan, Özgür Halk temsilcisi olduktan sonra gözaltılar ve tehditler yoğunlaşır. Babası Baki Aslan notlarında, “Sabah evden çıkınca gözaltına alınır, ikindi vakti bırakılırdı” sözleriyle o dönemi not eder. Esen Aslan, ölüm tehditlerinin artması üzerine İstanbul’daki Özgür Halk merkez bürosuna geçer. Yaklaşık üç ay burada çalıştıktan sonra İzmir bürosunda görevlendirilir. İzmir’de çalışmalarını sürdürürken kentte görev yapan arkadaşlarından kendisinin Amed’e dönmek istediğini söyler. Esen Aslan’a yönelik baskılar İzmir’de de sürerken, büroya yönelik baskınlarda birçok kez gözaltına alınır.
Esen Aslan’ın İzmir’de bulunduğu dönemde Özgür Halk’ın Amed temsilcisi Nesrin Teke, “Güneşimizi Karartamazsınız” şiarıyla bedenini ateşe verir. Esen Aslan, Adana’da tedavi gören Nesrin Teke’nin yanında refakatçi olarak kalır. Yaklaşık 40 gün süren tedavinin ardından durumunun iyiye gittiği belirtilmesine rağmen Nesrin Teke, 9 Temmuz 2000’de yaşamını yitirir. Aynı günlerde Amed Surları’nda aynı şiarla bedenini ateşe veren Siirt Eğitim Fakültesi öğrencisi Mahmut Yener de yaşamını yitirir. İki isim, 10 Temmuz 2000’de Mardinkapı Mezarlığı’nda yan yana toprağa verilir.
Baki Aslan notlarında, Nesrin Teke ile Esen Aslan arasındaki yakın ilişkiyi şu sözlerle anlatır, “Esen’le birlikte eve geldiler. Nesrin’i tanıştırdı, ‘Özgür Halk’ın Amed Temsilcisi’ dedi. Sonra bana, ‘Baba yemek işi sende, bizim biraz konuşmamız lazım’ diyerek odaya geçtiler. Ben de onlara yemek hazırladım.”
Nesrin Teke’nin yaşamını yitirmesinden yaklaşık iki hafta sonra, 26 Temmuz 2000’de bu kez Esen, İzmir Kadifekale’de, 1992’de Rehşan Demirel’in Newrozlaştığı yerde “Güneşimizi karartamazsınız!” eylemini gerçekleştirir. Bedenini ateşe verdiği yerin az ötesine astığı küçük pankart, eyleminin amacını anlatıyordu: “GÜNEŞİMİZİ KARARTAMAZSINIZ!” Vücudunun büyük bölümünde ağır yanıklarla hastaneye kaldırılan Esen Aslan hakkında eylemin ertesi günü tutuklama kararı çıkarılır. Hastane yatağında elleri ve ayakları kelepçelenirken, Esen Aslan, eyleminden bir hafta sonra, 3 Ağustos 2000 tarihinde yaşamını yitirir.
Esen Aslan’ın geride bıraktığı mektubunda şu ifadeler yer alır:
“Biz günahkârız. O bizim günahlarımızı üstlendi.
Güneş, yaşamdır. Güneş, aydınlıktır. Güneş, aşktır.
O’nsuz yaşamın bir anlamı yoktur. O’nsuz yaşam ölümdür.
Bizi aydınlatan, bizi ışınlarıyla yaşam veren Güneş’e bin selam.
Güneş’i karartanları bir kez daha kınıyor, onun ışınlarıyla aydınlanıyorum.
Esen’in ardından ablası-yoldaşı Elif Aslan
Esen Aslan’ın yaşamını yitirmesinden yaklaşık 1 yıl sonra, ondan iki yaş büyük olan ablası Elif Aslan da Özgür Halk çalışmalarına katılır. Amed’de çalışmalara başlayan Elif, dergi dağıtımı sırasında gözaltına alınır. 4 günlük gözaltı sürecinde yoğun işkenceye maruz kalır. Serbest bırakıldıktan sonra da uzun bir süre takip edilir, çalışmalardan uzaklaşması için baskıya maruz kalır.Daha önce de “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan Elif Aslan, dokuz ay boyunca Riha Cezaevi’nde tek kişilik hücrede tutulur. Tahliye olduktan sonra çalışmalara devam eder. Bu süreçte Özgür Halk’ın merkez bürosuna geçer. 6 Haziran 2002’de Özgür Halk bürosunda, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komployu protesto etmek için bedenini ateşe verir ,eylemi sırasında slogan atar. Eyleminden sonra hastaneye kaldırılır, ancak 4 gün sonra, 10 Haziran 2002 tarihinde yaşamını yitirir.
Elif 23 Kasım 2001’de kaleme aldığı bir şiirinde şunları söyler:
Seni türlülerle, destanlarla anlatacağım
Güller gelincikler ile cennet ülkeye çevireceğim
Seni Değer ile Ateş ile özgürleştireceğim