Bob Dylan'ın bilinmezliği bir filmle ortaya çıkmış.
A Complete Unknown (Bob Dylan Tam Bir Bilinmez) İncelemesi
bob dylan'ı konu alan "a complete unknown" filmi, sanatçının o dönemdeki tavırlarını, insanlarla ilişkilerini ve mesafeli duruşunu gözler önüne seriyor. film, dylan'ın "ne istiyorsanız ben o değilim!" mesajını vurguluyor.
bob dylan’ı zaten biliyordum bilmesine ama a complete unknown’ı izleyince olay başka bir boyuta evrildi. adamın dönemki tavırlarını, hareketlerini, insanlarla kurduğu ilişkileri canlı canlı ekranda görünce taşlar yerine oturdu. filmdeki dylan profili, tam anlamıyla bir “ne istiyorsanız ben o değilim!” haykırışı gibi çarptı yüzüme. “ne i̇stiyorsanız ben o değilim”: i̇lişkiler ve o mesafeli duruş new … a complete unknown (bob dylan tam bir bilinmez) i̇ncelemesi ilk olarak frpnet 'te yayınlandı.
Bob Dylan’ı zaten biliyordum bilmesine ama A Complete Unknown’ı izleyince olay başka bir boyuta evrildi. Adamın dönemki tavırlarını, hareketlerini, insanlarla kurduğu ilişkileri canlı canlı ekranda görünce taşlar yerine oturdu. Filmdeki Dylan profili, tam anlamıyla bir “Ne istiyorsanız ben o değilim!” haykırışı gibi çarptı yüzüme.
“Ne İstiyorsanız Ben O Değilim”: İlişkiler ve O Mesafeli Duruş
New York’a ilk ayak bastığı anları izlemek acayip bir his. Adam sanki sahnede herkesin gizli hayallerini sırtlamak zorundaymış gibi bir baskıyla boğuşuyor. Etraftaki herkes ondan yeni bir Woody Guthrie çıkmasını, eline akustik gitarı alıp uslu uslu protest marşlar söylemesini bekliyor. Ama adamın derdi daracık kalıplara sıkışmak, bir kuşağın postacısı olmak değil ki.İlişkilerindeki bencil ama büyüleyici dinamik de tam bu kafanın ürünü. Sylvie’yle olan muhabbeti desen; kızın hayatına girip oradan beslenmesi, sonra bir anda o dünyadan kopup gitmesi… Joan Baez’le olan gerilimli yakınlık ayrı bir olay zaten. Kadının gözlerindeki “Bu adam nereye gidiyor, ruhu şu an nerede?” şaşkınlığını ve çaresizliğini çok net hissediyorsun. Dylan, etrafındaki herkesi birer ilham kaynağına çevirip ardından kendi bildiği yola bakan biri. İnsanı hem kendine hayran bırakan hem de “Yahu bu adam da çekilmiyor” dedirten mesafeli, dokunulmaz duruşu filmin her karesine sinmiş.
Newport 1965:
Sondaki 1965 Newport konseri sahnesi ise filmin, hatta belki de doğrudan müzik tarihinin en net kırılma noktası. Arkadaş, o sahne ne kadar iyiydi öyle? Gerilimi adeta ekrandan taşıp odanın içine doluyor.Elinde Fender Stratocaster’la sahneye çıkıp arkasına devasa amfi gücünü alarak Like a Rolling Stone patlattığı saniye, folk camiasının gericiliğe tapan kitle adeta kriz geçiriyor. Adamlar sanki kutsal kitaplarına küfür edilmiş, inançları yerle bir edilmiş gibi yuhalamaya başlıyorlar. Çünkü Dylan onlara yumuşak bir geçiş falan sunmuyor; direkt “Ben sizin protesto makineniz, elinizde gezdirdiğiniz maskotunuz değilim” diyerek masayı dağıtıyor. O an, bir müzisyenin kalabalığın beklentilerine boyun eğmeyişinin, kendi özgürlüğünü inatla savunmasının en saf kanıtı.
Saf Prog Kafa: Fişe Takıp Kaçmak
İşte tam bu yüzden içimden geçirip duruyorum: Prog adam Bob Dylan.Akustik folk’u zirveye çıkartıp o kulvarda kral ilan edildikten hemen sonra, “Hadi benden bu kadar, şimdi fişe takma zamanı” diyerek elektronik ve saykedelik sulara dalması sıradan bir kafanın yapacağı iş değil. Bir yerde sabit kalmaya ruhu dayanmayan, dinleyicisini bile sinir etmeyi, hatta onlardan nefret almayı göze alan sürekli kabuk değiştiren arıza duruşu tam olarak ilerici müziğin, yani prog müziğin ruhudur. Asla tek bir kalıba sığdırılamayan huzursuz deha, tam da bu yüzden bugün hâlâ bu kadar sarsıcı ve büyük.
A Complete Unknown (Bob Dylan Tam Bir Bilinmez) İncelemesi ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.