Aile cehennemimizmiş, haberimiz yokmuş.
AİLE BİZİM CEHENNEMİMİZDİR!
ataerkil toplumda demokrasi ve huzurun kalmadığı, itiraz edenlerin bertaraf edildiği vurgulanıyor; film, zenginlerin gücünü ve soğuk savaş dönemindeki yaşamlarını anlatıyor.
ataerkil toplumla birlikte ne “demokrasi” kalmış yaşamımızda ne de huzur. “baba” ne derse o olur, itiraz edenler, karşı çıkanlar, mücadele edenler -tıpkı bizde, günümüzde olduğu gibi- hemen bertaraf edilirler. miguel ángel jiménez, panos karnezıs’in romanından senaryosuna da katkıda bulunarak çektiği, “doğum günü partisi”, soğuk savaş döneminde, özellikle çok zenginlerin yaşamının neleri yapabilecek güç ve kudrette olduğunu anlatıyor. […] ai̇le bi̇zi̇m cehennemi̇mi̇zdi̇r! yazısı ilk önce marjinal sinema kültür üzerinde ortaya çıktı.
Ataerkil toplumla birlikte ne “demokrasi” kalmış yaşamımızda ne de huzur. “Baba” ne derse o olur, itiraz edenler, karşı çıkanlar, mücadele edenler -tıpkı bizde, günümüzde olduğu gibi- hemen bertaraf edilirler.
Miguel Ángel Jiménez, Panos Karnezıs’in Romanından senaryosuna da katkıda bulunarak çektiği, “Doğum Günü Partisi”, Soğuk Savaş döneminde, özellikle çok zenginlerin yaşamının neleri yapabilecek güç ve kudrette olduğunu anlatıyor.
Yunan armatör Markos Timoleon (Willem Dafoe) oğlu öldükten sonra, mirasını kızı Sofia’ya (Vic Carmen Sonne) bırakmak için doğum gününde özel adasında bir doğum günü partisi verir. Sofia, pek ilgili değildir mirasla, sevdiği bir genç vardır ve onunla evlenmeyi düşünüyordur.
Milyarder armatör Markos ise hem kızının “iplerini elinde tutmak” hem de istediği (tabii ki, sözünün geçebileceği) bir gençle evlendirmek amacıyla vermiştir bu partiyi.
Soğuk Savaş olarak adlandırılan, İkinci Dünya Savaşı sonrası, bir tarafta Nazi ve Faşistlerin (İspanya’da Franko, Portekiz’de Salazar) kalıntısı, diğer tarafta da esen özgürlük rüzgârlarının tam ortasındadırlar.
Sofia, ne patron ne koca ne de devlet baskısını kabul eder, ancak toplumsal ve ekonomik yapı bu tepkiyi sindirecek güçtedir; parayla satın alamadığını yok edebilir… Markos, açıkça dillendirebildiği gibi devletin “has” adamıdır ve silahlı korumalarıyla, gözünü bile kırpmadan insanları öldür(t)ebilecek biridir.
Film boyunca çalışanların patronun birer gözcüsü olduğunu, gücü nedeniyle birçok mahrem bilgiye bile ulaşabildiğini izleriz. Bu gerilimden kim kazançlı çıkacaktır? Geçmiş ile geleceğin bir terazi kefesinde tartılmasıyla biz (seyirciler) sadece o ailenin değil ülkelerin de neler yapabileceklerini izleriz. Kolay değildir, var olan yapıyı yıkmak, çünkü ekonomik ve siyasi güç “baba”nın elindedir.
“Doğum Günü Partisi”, bugünlerde NATO toplantısı nedeniyle siyasal iktidarın sosyal yaşamı, doğal insan haklarını da inkâr ederek baskı altına almasıyla farklı bir anlam da taşıyor.
Erzincan’da altın madeninde işçileri göçük altında bırakan sorumlular serbest bırakılırken mizah yaptığı için birileri ters kelepçeyle tutuklanıyor, hem de “kuyu tipi” cezaevine konularak. Kafalarda oluşan kasap çengeli örneği soru işaret(ler)i için belki bir ipucu bulunabilir.
AİLE BİZİM CEHENNEMİMİZDİR! yazısı ilk önce Marjinal Sinema Kültür üzerinde ortaya çıktı.