Muhalefet bir araya gelmiş.
Ankara'da forum: Birleşik bir muhalefet yolunda yan yana geliyoruz
i̇lericiler, devrimciler ve demokratlar, "birleşik bir muhalefet yolunda yan yana geliyoruz" çağrısıyla ankara'da buluştu. forumda ortak mücadele vurgusu yapıldı.
i̇lericiler, devrimciler ve demokratlar, birleşik bir muhalefet yolunda yan yana geliyoruz" çağrısıyla ankara'da buluştu. forumun açılış konuşmasını yapan eski tmmob başkanı emin koramaz, "bugünkü iktidarı ancak halkın örgütlü gücü, dayanışması ve ortak mücadelesi durdurabilir" dedi. tmmob yönetim kurulu başkanı ali ekber çakar, "birleşik mücadele, halkın sorunlarına temas etmeli" derken, birleşik metal i̇ş sendikası genel başkanı özkan atar, "özgür bir ülkeyi, eşit bir ülkeyi, herkesin insanca yaşadığı bir ülkeyi inşa edeceğimize ve nasırlı ellerimizle bunu sağlayacağımıza yürekten inanıyoruz" ifadelerini kullandı. chp grup başkanvekili gökhan günaydın, "arzu ettiğimiz ve beklediğimiz türkiye'yi nasıl kuracağımızı, hangi yollarla buna varacağımızı neredeyse ortak ve basit bir temel program çerçevesinde kurabilmeliyiz" diye konuştu.
Ülkenin ilericileri, devrimcileri ve demokratları "Birleşik bir muhalefet yolunda yan yana geliyoruz" çağrısıyla bugün Ankara'da bir araya geldi.
MMO Eğitim ve Kültür Merkezi'nde saat 14.00'te başlayan forum, Beyazıt İlhan, Fatoş Erol ve Fevziye Sayılan kolaylaştırıcılığında yapılıyor.
Forum, eski TMMOB Başkanı Emin Koramaz’ın konuşmasıyla başladı.
"Ülkemiz tarihinin en ağır bunalımlarından birini yaşıyor" diyen Koramaz, "Ülkemizin içinden geçtiği süreç, basit bir yönetim değişikliği değil, kökten bir rejim dönüşümüdür. Karşımızdaki, sıradan bir iktidar değil; tüm kurumları tek bir kişinin iradesine teslim eden, hukuku hiçe sayan, Cumhuriyet'in laik, bilimsel ve kamucu ruhunu sistematik olarak tasfiye eden bir tek adam rejimidir" ifadelerini kullandı.
Koramaz, "Geldiğimiz noktada, tüm bu hak mücadelelerinin önündeki engelin aynı olduğunu görmek zorundayız: Tek adam rejimi. Ve bu rejim, ancak tüm bu kesimlerin birleşik mücadelesiyle durdurulabilir" diye konuştu.
Ülkenin ilericileri, devrimcileri ve demokratları "Birleşik bir muhalefet yolunda yan yana geliyoruz" çağrısıyla bugün Ankara'da bir araya geldi: "Birleşe birleşe kazanacağız"https://t.co/VWSZCTmoIY pic.twitter.com/gXrjw8vjQD
Emin Koramaz'ın açılış konuşmasının tamamı şöyle:
"Birleşik mücadele çağrımıza uyarak bu salonu dolduran, bu karanlık günleri birlikte aydınlatma iradesi gösteren tüm dostları, en içten duygularımla selamlıyorum. Varlığınız, yalnız olmadığımızın, karanlığa karşı aydınlığı savunan çok sayıda insanımız olduğunun en büyük kanıtıdır. Çağrı heyetimiz adına hepinize hoş geldiniz diyorum. Öncelikle, bu buluşmaya öncülük eden 'Birleşik Mücadele Çağrısı'nı hazırlayan ve bizi bu çatı altında toplayan tüm arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum.
Çağrı metnimizde de çok net vurgulandığı ve hepimizin derinden hissettiği gibi, ülkemiz tarihinin en ağır bunalımlarından birini yaşıyor. Ülkemizin içinden geçtiği süreç, basit bir yönetim değişikliği değil, kökten bir rejim dönüşümüdür. Karşımızdaki, sıradan bir iktidar değil; tüm kurumları tek bir kişinin iradesine teslim eden, hukuku hiçe sayan, Cumhuriyet'in laik, bilimsel ve kamucu ruhunu sistematik olarak tasfiye eden bir tek adam rejimidir.
Devletin kurumsal hafızası silinmiş, liyakat yerini sadakate, bilim yerini dogmaya bırakmıştır. 100 yıllık cumhuriyetin tüm ekonomik varlık ve birikimleri talan ve tasfiye edilmiş, kamusal hizmetler birer himmet aracına dönüştürülerek kamu kaynaklarıyla palzlandırılan cemaat ve vakıflara terk edilmiştir.
Bu rejim, eğitimi piyasalaştırmış, sağlığı metalaştırmış, emeği güvencesizleştirmiş, doğayı talan etmiş, laikliği tasfiye etmiş ve kadın haklarını hedef almıştır.
Emekliler açlığa mahkûm edilmiş, gençler ya güvencesiz işlerde çalışmaya ya da bu toprakları terk etmeye zorlanmaktadır. Ülke, yolsuzluk ve kara para endekslerinde zirvelerde, insani gelişmişlik ve eğitimde ise diplerde sürünmektedir.
Karşımızda tarihimizin tüm usulsüzlük ve yolsuzluklarını, borçlanma ve faiz ödeme düzeylerini, rant politikalarını, vergi adaletsizliklerini kat kat aşan; halkın yaşamını hayat pahalılığı, işsizlik ve yoksulluk ile mahveden bir kötülükler ve felaketler iktidarı vardır.
Ve son dönemde yaşanan yargı operasyonları, mutlak butlan tehditleri ve toplumsal muhalefete yönelik baskılar, bu rejimin demokratik hiçbir kural tanımadığının en açık kanıtlarıdır.
Ülkemiz, ABD’nin Büyük Ortadoğu politikalarıyla uyum için adım adım seçimlerin dahi göstermelik hale geldiği siyasal islamcı monarşik bir rejime doğru sürüklenmektedir.
Ülkemizde rejimin aldığı hal, laik cumhuriyeti savunanların -Anayasa’yı hiçe sayarak- “suçlu” gibi cezalandırılmasına kadar gelmiştir.
Ne yazık ki, iktidarın en güçlü silahı olan "böl, yalnızlaştır, etkisizleştir" stratejisi karşısında muhalefet cephesi de dağınık ve parçalıdır. İktidar, bir yandan Kürt siyasal hareketini farklı hamlelerle muhalefetten uzaklaştırmaya çalışırken, diğer yandan CHP üzerindeki yargı baskısını artırmakta, sendikaları, meslek odalarını, üniversiteleri ve demokratik kitle örgütlerini sindirmeye çalışmaktadır. Bugün işçiler ücretleri için, emekliler insanca yaşam için, kadınlar şiddete karşı, gençler gelecekleri için, köylüler toprakları için, ekolojistler doğa için mücadele ediyor. Bunların her biri haklı ve meşru mücadelelerdir. Ancak asıl sorun, bu direniş dinamiklerinin ortak bir mücadele zemininde buluşturulamamış olmasıdır. Herkes kendi dar alanında, kendi örgütü içinde, kendi ajandasıyla mücadele ediyor.
Oysa geldiğimiz noktada, tüm bu hak mücadelelerinin önündeki engelin aynı olduğunu görmek zorundayız: Tek adam rejimi. Ve bu rejim, ancak tüm bu kesimlerin birleşik mücadelesiyle durdurulabilir.
İşte tam da bu nedenle, bu parçalı muhalefeti birleşik bir toplumsal güce dönüştürebilme umuduyla bugün buradayız. Bu forumu düzenleme amacımız, farklı toplumsal talepler etrafında gelişen bütün direnişleri ortak bir hedefte buluşturmanın ve siyasi partiler alanına hapsolmayan yeni bir toplumsal güç oluşturmanın yollarını aramaktır.
Biz, bu kötülük düzenine dönüşen rejime karşı mücadelenin birkaç siyasetçinin iradesine bırakılamıyacağına inanıyoruz. Çıkış yolumuz, ne bu düzenin yamalanmasından, ne de küçük rötuşlarla sürdürülmesinden geçmiyor. Ne düzen muhalefetinin kısır vaatleri, ne de tepeden inme lider değişiklikleri bizi kurtarır. Bugünkü iktidarı ancak halkın örgütlü gücü, dayanışması ve ortak mücadelesi durdurabilir. Bugünkü toplantıdan beklentimiz, bugün burada başlayan tartışmaların, dile getirilecek önerilerin, ülkemizin diğer illerinde de yaygınlaştırılarak önümüzdeki günlerde somut adımlara dönüşmesidir."
ALİ EKBER ÇAKAR: BİRLEŞİK MÜCADELE HALKIN SORUNLARINA TEMAS ETMELİ
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, "Bu anlamlı buluşmada aranızda bulunmaktan, yan yana olmaktan ve hep beraber mücadele etmekten büyük onur duyuyorum” diyerek sözlerine başladı.
Ülkenin içinde bulunduğı tabloyu değiştirecek ortak iradeyi kurmanın önemine değinen Çakar, “Cumhuriyet tarihinin sanıyorum ki en zor zamanlarını yaşıyoruz. Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı, 60 ihtilali, bu aradaki ekonomik buhranlar ve krizler, 12 Mart, 12 Eylül darbe girişimlerini dikkate aldığımızda, bugün ülkede yaşanan tek tek alınan yanlış kararları, kötü yönetimin ya da geçici bir ekonomik krizin sonucu değil. Karşımızda sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda devleti yeniden biçimlendiren, bakanlıklar kapatan, yeni bakanlıklar açan, bakanlıkları birleştiren, parlamentoyu işlevsizleştiren, Cumhuriyet kazanımlarına haraç mezat satan, kamusal alanı tasfiye eden, örgütlü toplumu dağıtmaya ve halkın siyasal iradesini etkisizleştirmeye yönelen gerici bir iktidarla karşı karşıyayız" dedi.
"Bu rejim, toplumu yalnızca baskı ve yasaklarla değil, yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlikle yönetmektedir. Gençlerin geleceklerini başka ülkelerde araması, emeklilerin yaşamlarını sürdürebilmek için çalışmaya mecbur bırakılması, kadınların en temel haklarının ve yaşamlarının sürekli tehdit altında olması, milyonlarca insanın yaşam insanı yarına güven duymaması bu düzenin doğrudan sonucudur. Geldiğimiz nokta ve soru demokratik bir gelecek sorunudur. Tekrar altını çiziyorum. Bugün geldiğimiz noktadaki soru, demokratik bir gelecek sorunudur. Çocuklarımızın yarınlarına ilişkindir. Soru, ülkenin kim tarafından, kimler tarafından, kimler için hangi çıkar grupları doğrultusunda yönetileceğidir. Mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının yaşadığı işsizlik, güvencesizlik, düşük ücret ve mesleğin itibarsızlaştırılması da bu siyasal tabloda bağımsız değildir. Meslek elemanlarımızın piyasanın rant çetelerinin ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi, yalnızca meslektaşlarımızın değil, toplumun bütününün yaşamını ve geleceğini doğrudan etkilemektedir.
Değerli arkadaşlar, elbette yan yana gelmek tek başına yeterli değildir. Birleşik ortak mücadelenin kalıcı, örgütlü ve halkın sorunlarına temas eden bir hak olarak kurulması gerekir. Geleceğimiz emeğiyle yaşayanların, kadınların, gençlerin, emeklilerin ve köylülerin ortak sözü, iradesi ve mücadelesiyle kurulmalıdır. Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği olarak dün olduğu gibi bugün de emekten halktan, bilimden, layıklikten, demokrasiden ve bağımsızlıktan yana olmaya devam edeceğiz. Mesleki birikimimizi bu ülkenin yağmalanması için değil, halkın eşit, özgür ve insanca yaşayacağı bir gelecek için kullanacağız. İnanıyorum ki bu salonu dolduran, bu ülkenin ilerici, demokrat yurtsever birikimi, eşit ve özgür yarınlarımızı kuracak iradenin ta kendisidir. Bu irade buradan dalga dalga büyüyecek, gerici iktidarın dayatma politikalarını hep birlikte mutlaka yeneceğiz. Yaşasın Birleşik Örgütlü Mücadelemiz, yaşasın Dayanışma!"
ÖZKAN ATAR: EŞİT BİR ÜLKEYİ İNŞA EDECEĞİMİZE İNANIYORUZ
Birleşik Metal İş Sendikası Genel Başkanı Özkan Atar, forumdaki konuşmasında şunlar kaydetti:
“Ülkemizde ekonomi başta olmak üzere yaşanan bütün olumsuzlukların temelinde yine gelir dağılımındaki adaletsizliğin Cumhuriyet tarihinin en olumsuz dönemlerini yaşıyor olmamızın temelinde en başta gelen konulardan, sorunlardan birinin örgütsüzlük olduğunu biliyoruz. Fakat bu bizler açısından yapmamız gereken mücadelenin ve önümüzdeki görevlerin çok daha ciddi biçimde ele alınması gerektiğinin de yine bizlere hatırlatan en önemli bir konu başlığı olduğunu da belirtmek istiyoruz.
Değerli dostlar, bugün işçi sınıfı örgütlenme mücadelesine, sendikal anlamda örgütlenme mücadelesine girdiğinde işten atılmalar başta olmak üzere yasal itirazlar vesaire yıllar boyunca sürecek davalarla içinden çıkamadığı bir labirentin içerisine sokulmakta. Diğer taraftan sendikal örgütlenmesini tamamlayamamış ama ücretini dahi almak konusunda mücadele içerisinde en masumane haklı bir mücadele içerisine girdiği takdirde bile devlet şiddetine ve her türlü olumsuzluğa maruz kaldığını ve milyonların topyekun bir yoksulluk ve açlıkla ve adeta kölelik koşullarının dayatıldığı böyle bir dönem içerisinde biz bir araya gelmek mecburiyetindeyiz.
İşçi sınıfının örgütlerinin bir araya gelerek biz şu temelde şunları yapacağız demesinden ziyade mutlaka işçilerin, emekçilerin fabrikalarda, emekçi semtlerinde, varoşlarda komitelerle bir araya gelmesi, gençlerin habam bir örgütlenmesi, doğasını, ülkesini, yurdunu savunanların örgütlenmesini, kadınların örgütlenmesini ve bunun yan yana gelerek büyük birleşik bir mücadeleyi önümüze koymasını bekliyoruz ve bu uğurda çaba sarf ediyoruz. Biz artık var olan haklarımızı savunmaktan ziyade, çünkü savunuyoruz, bu uğurda mücadele ediyoruz, bu konuda verdiğimiz en büyük mücadelelerden bir tanesi tarihimizde 15-16 Haziran 1970 mücadelesidir. Yakın tarihimizde Gezi direnişimizdir. Ama artık biz eşit, özgür, adil bir ülkeyi yeniden inşa edebilmek için ayağa kalkmayı ve bu ülkeyi artık kanımızı emen bu sömürgecilerden kurtaracak, emperyalizmin arka bahçesi haline getirmiş olan bugünkü bu sömürgecilerden hem ülkemizi hem de işçi sınıfımızı alın terini, emeğini ve geleceğini kendi ellerimize almak için bu mücadeleyi vermek durumundayız.
Bu noktada bu toplantı, bundan önce yapılan bazı toplantılar umut veriyor. Belki gelecekte birçok, büyük şehirler başta olmak üzere yurdun birçok bölgesinde bu toplantılar yapılacak. Bunlar belki büyüyerek, halkalar genişleyerek ülkede iktidarı ele alacak bir halk hareketini, bir sınıf temelli bir hareketini örgütleyeceğine inanıyoruz. Değerli dostlar, ortak mücadele için bir araya gelerek güçlerimizi birleştirmek için her toplumsal kesimin kendi mücadelesinin kendi hedeflerini, konu başlıklarını ve özel taleplerini göz ardı etmesine gerek yoktur. Önemli olan temelde demokrasi ve emek ekseninde ortak bir büyük bir araya gelişin ve bunun toplumun tüm kesimlerini harekete geçirebilecek bir enerjiyi, sinerjiyi yaratabilmektir. Bizler de bunun için mücadele edeceğiz. Umudumuz odur ki örgütlenme hakkımızın elimizden alınmadığı, grevlerimizin yasaklanmadığı, sokağa çıktığımızda en temel anayasal haklarımızı, kutsal haklarımızı kullandığımızda başımıza devletin şiddetinin, copunun karşı karşıya kalmadığımız, suç işlenme ya da eylem yapma ihtimaliyle sabaha karşı evlerimizden alınmadığımız, özgür bir ülkeyi, eşit bir ülkeyi, herkesin insanca yaşadığı bir ülkeyi, yaşayabileceğimiz bir ülkeyi inşa edeceğimize ve nasırlı ellerimizle bunu sağlayacağımıza yürekten inanıyoruz. Hepinizin yolu açık olsun. Yan yana gelişler büyük bir ırmağı, çayların, nehirlerin ortaya çıkardığı bu birleşik mücadele büyük ırmakları ve büyük akarsular oluştursun. Ve özgürlüğümüze bu akarsularla hep birlikte kavuşalım.“
BURCU SARI: BU MEMLEKET BİZE ÇOK FAZLA UMUT VERİYOR
Akademisyen Burcu Sarı, “Yazar şöyle der, umut en tehlikeli zehirdir çünkü hayaller gerçekleşmezse insanı yer bitirir. Bu memleket bize çok fazla umut veriyor. Tam 'yazık herhalde' dediğimiz yerden hiç kimse olmazsa bir tane genç mizahçı çıkıyor diyor ki 'evet ya bizim bu ülkede bir şey yapmamız lazım, bizimle biraz cesaret koylamamız lazım'" dedi.
Sarı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir bakıyoruz madenciler çıkıyor, diyor ki biz ölüyoruz, açlık grevine çıkıyoruz. Dolayısıyla zaten yıllardır hep birlikte bir sürü alanlarda mücadele ediyoruz ama bu iktidar sanırım bizden en çok almaya çalıştığı şey umudumuz oldu. Bence sadece yan yana gelebilmek bile bu anlamda bir zafer. Ben bugün burada olduğum için çok umutlu, çok mutluyum. Ve muhtemelen zaten mücadele alanlarından geliyoruz pek çoğumuz. Ne yapacağımızı biliyoruz. Mesele sadece komşumuzu, arkadaşımızı, öğrencimizi, çocuklarımızı da buraya getirme meselesi."
SEYHAN ERDOĞDU: İLKELİ VE GÜÇLÜ OLMASI LAZIM
İktisatçı Seyhan Erdoğdu, forumda yaptığı konuşması şunları ifade etti:
"Çok coşkulu bir salon. Ben bir iki şeye dikkatinizi çekerim. Bunlardan birincisi, değişen zamanlarda yaşıyoruz. Dünyada ve Türkiye'de değişen zamanlarda. Ve değişen zamanlar, her zaman çok zor zamanlar. Bunun bilincinde olmamız lazım. Nelerin bizde değiştiğini ve önümüzdeki günlerde nelerin daha çok değiştiğini şimdiden öngörüyle belirlememiz ve böyle bir yan yana duruşun, birleşik cephenin hattını bu değişen zamanların zor koşullarında belirlememiz lazım. Birincisi bu.
Bizim gençliğimizde çok kullanılırdı. 1966 yılında eşkıyanın ne yapacağı belli olmaz demişti. O dönemin İçişleri Bakanı'nın mecliste milletvekillerinin odalarını basıp aratması karşısında. Dolayısıyla öyle bir zaman, yani zor zamanlarda bir bölüm, gerçekten eşkıyanın ne yapacağının aslında bayağı belli olduğu bir zaman. Önümüzdeki günlerin demokratik hak ve özgürlükler, ana muhalefete yönelik baskılar, sola düşünce özgürlüğüne, sosyalistlere yönelik baskıların giderek daha çok arttığı, hatta demokratik düzenin tümüyle ortadan kaldırılması, muhalefetin ortadan kaldırılması için önlemlerin alındığı bir döneme dönüşme ihtimali var. Bu da bu yeni duruşun, yan yana duruşun önündeki ciddi engellerden bir tanesi. Farkındayım, bu kadar coşkulu bir salona ben biraz aklın kötümserliğini konuşmak zorundayım. Çok coşkulu. Bu önümüzdeki dönemde eşkıyanın müttefiki olan yeni girişimlerime karşı da hazırlıklı olmamız lazım. Yaygınlaştırırken bir başka dikkat etmemiz gereken nokta, bu yaygara duruşun söylemi mutlaka çok yumuşak olmalı.
Söylemde yumuşak, eylemde ilkeli ve güçlü olması lazım. Onun için bu yan yana duruşta sadece biz yan yana durmayacağız. Belki siyasi görüşleri bizim görüşlerimize uymayan, inançları bizim dünyaya bakışımıza uymayan, değerleri bizim değerlerimize uymayan, bu salondaki pek çok arkadaşımızdan daha farklı düşünen, inanan, geniş emekçi yığınlarıyla, işçilerle bir arada olacağımızı, yan yana duracağımızı düşünmemiz lazım. Bence bu yan yanalık sadece bir sol yan yanalık değil, geniş emekçi yığınlarının demokrasi güçlerinin yan yanalığı. Onun için söylemde yumuşaklık öneriyorum, eylemde ilkelilik ve zorunlu olarak güçlü eylemlere yönelme önerebiliriz."
FATİH ERDOĞAN: GENÇLİK ÜZERİNE DÜŞENİ YAPIYOR
ODTÜ’lü öğrenci Fatih Erdoğan ise şunları söyledi: "Tek adam rejimine, sisteme karşı olan her kitleye ses vermek, birbirleriyle dayanışacak ağları kurmaya yardım etmek bir sorumluluk ve gençlik bu konuda üzerine düşeni yapıyor. Yargının, polisin ya da provokatör aparatları müdahalesi gençlik siyasetini yok edemiyor ve edemeyecek."
GÖKHAN GÜNAYDIN: ARTIK İNŞA SÜREÇLERİNİ ÖRGÜTLEMEK ZORUNDAYIZ
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise forumdaki konuşmasında şunları ifade etti:
"Türkiye'ye yönelik bir hayırsever monarşi elbisesi giydiriyor. Diyorlar ki bize ve bizim coğrafyamıza, yalnızca Türkiye'ye değil, Kuzey Afrika'dan başlayıp Orta Doğu'ya kadar uzanan o bütün bölgeye diyorlar ki, siz kendinizi insan sanıyorsunuz, siz demokrasiyle yönetilebileceğinize ilişkin garip varsayımlar içindesiniz, denedik olmuyor size. Dolayısıyla size biz monarşi vereceğiz. Arkadaşlar Türkiye bu direnme ile karşı karşıyadır. Ya bu üzerine biçilen elbiseyi bugün Erdoğan ve yarın malumlarıyla beraber giymeyi kabul edecek, ya da onurlu bir şekilde ne olursa olsun buna hayır diyecek, buna hayır diyen insanlarla bir aradayız.
19 Mart günü yani Ekrem İmamoğlu'nun tutuklandığı gün Türkiye için bir başka adımdı. Çünkü Trump'tan icazet alarak yapmışlardı bunu. O gün insanları bir mitinge çağırdık. Tarihin yarım odada her bir yer kapatılmıştı ve biz içeride 2 bin 300 kişiydik. Gözümüzün ucuyla da bakıyorduk kim gelecek diye. Burada hepinizin huzurunda onurla teşekkür ederim ki benim de öğrencisi olmaktan gurur duyduğum İstanbul Üniversitesi'nde öğrencileri, barikatları yıktılar ve geldiler. Bugün Türkiye'de bir demokrasi varsa o çocukların sayesinde.
Bir ikinci mesele de şudur, itirazı örgütlüyoruz. İtirazı örgütlemek çok güzel. İtirazı örgütleyerek hayır demek çok güzel. O onurlu duruş çok kıymetli. Ama bunun yanında artık inşa süreçlerini örgütlemek zorundayız. O halde arzu ettiğimiz ve beklediğimiz Türkiye'yi nasıl kuracağımızı, hangi yollarla buna varacağımızı neredeyse ortak ve basit bir temel program çerçevesinde kurabilmeliyiz. Biz Türkiye'nin şu anda birinci partisiyiz. Türkiye'nin birinci partisi olduğumuz için de başımıza gelmeyen kalmadı. Bundan sonra da çok şey gelecek. Ama ben çok iyi biliyorum ki o bayrağı hangi arkadaşımız düşürürse, arkamızda o bayrağı taşımaya niyetli milyonlar var. Dolayısıyla düşenin arkasından gelecek vardır. Bu çok kıymetli. Ben ortak bir muhalefetin örgütlenmesinin her zaman yanında duran bir kardeşiniz olarak, Türkiye'de renklerimizin canlılığını ve çeşitliliğini kaybetmeden, ortak taleplerimizi sağlam bir inançla ve kararlılıkla bir araya getirmenin büyük bir önem taşıdığını düşünüyorum. Öfkemiz büyük. Zaman öfkeyi umuda dönüştürme, zaman umudu örgütleme zamanı.
ŞENAL SARIHAN: KOLLARI SIVAMAK ZORUNDAYIZ
Yurttaş Birlikteliği'nden Şenal Sarıhan ise şunları kaydetti: "Bu dönemde yapılması gereken şey ne olursa olsun sevgili arkadaşlar, birlikte mücadele etmenin yol ve yöntemini bulmak. Biz uzun süredir kendi aramızda yani Yurttaş Birlikteliği'nde şunu kullanmak istiyoruz. Ya hep beraber ya hep beraber. Çünkü biz mutlaka mücadele etmek zorundayız. Mutlaka kolları sıvamak zorundayız."
İLHAN CİHANER: YAN YANA DURMAK TARİHSEL SORUMLULUĞUMUZ
CHP Parti Meclisi Üyesi İlhan Cihaner ise konuşmasında, "Bugüne kadar Türkiye'de mücadele vermiş, 12 Eylül öncesinde işkence görmüş, eşitlik, özgürlük, adalet, emek, akademik özgürlük, hatta belki cinsel yönelim mücadelesi vermiş, hayvan hakları mücadelesi vermiş, ekolojik mücadele vermiş tüm kuşakların bu emekleri artık bizlerin omuzlarında. Onun için bu yolda mutlaka başarıyla çıkmak zorundayız" ifadelerini kullandı.
Cihaner, şöyle devam etti: "Önümüzdeki olası bir iktidar mücadelesinin önemi şu bu tarihsel olarak birlikteliği bizi mecbur kılan önemi şu; eğer bu iktidardan kısa sürede çıkılmazsa hem bu rejimin tahkim edildiği, kalıcılaştırıldığı, hem de sonrasının garanti altına alındığı, yani bunu Erdoğan sonrası diyebilirsiniz, AKP sonrası diyebilirsiniz, garanti altına alındığı bir süreci yaşayacağız. Onun için bizim tarihsel sorumluluğumuz yan yana durmak, omuz omuza gelmek. Umarım herkes bu sorumlulukla davranır."
SELÇUK CANDANSAYAR: EN GENİŞ CEPHEYİ KURACAĞIZ
Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Selçuk Candansayar şunları kaydetti: "Yeni bir şey keşfetmeyeceğiz. Çok belli. En geniş cepheyi kuracağız. En geniş cepheyi kurarken de slogan son derece uygun. Yan yana duracağız. Bir kesişim kümesi bulmak zorundayız. Bu kesişim kümesi 100 yıl önce 8 saatlik iş gücüydü. Yani haftada 40 saat çalışma hakkı için öldü insanlar. Biz de bugün belki sadece asgari ücretin arttırılması için mücadele etmek zorundayız. Önce bunu yapmamız gerekiyor."
ZEYNEL ABİDİN ERGEN: BİRLEŞİK BİR MUHALEFET ÇOK ANLAMLI
Tüm Emeklilerin Sendikası Genel Başkanı Zeynel Abidin Ergen, şöyle konuştu: Bizi ikide bir kapatıyorlar. Onlar kapatıyor, biz açıyoruz, biz tekrar açtığımızı onlar tekrar kapatıyor. Demokratik haklarımızı, örgütlenme özgürlüğümüzü bu sistemin sınırları içerisinde hapseden bir anlayışa teslim olmayacağız. Mücadelemizi de bunların çizdiği sınırlar içerisinde yapmayacağız. Çok net. Bu nedenle burada gördüğümüz işte birleşik bir muhalefet yolunda yan yana geliyoruz ifadesi bize çok anlamlı."
KAYIHAN PALA: ORTAK BİR AMACI, GENİŞ BİR KESİMLE BİR ARAYA GETİRMELİYİZ
CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, forumdaki konuşmasında şunları söyledi: "Biz ortak bir amacı olabildiğince geniş bir kesimle bir araya getirebilirsek eğer, bugün araştırmalara göre ülkenin yüzde yetmişinin itiraz ettiği iktidarı oradan indirmemiz mümkün olacak. Bunu yaparken hangi örgütten geldiğimiz, nasıl bir çerçeveden geldiğimiz meselelerini en azından bir süre için bir kenarda tutup, yan yana durmanın koşulu budur diyerek yola çıkabilmek çok önemli."