Expo alanı tarım merkezi olacakmış.
Arıkan'dan EXPO vaadi: "Antalya'nın tarım merkezi yeniden ayağa kalkacak"
saadet partisi genel başkanı mahmut arıkan, atıl durumdaki antalya expo 2016 fuar alanı'nın tarım üssüne dönüştürülebileceğini, üreticinin tüm ihtiyaçlarının tek çatı altında toplanacağını söyledi.
saadet partisi genel başkanı mahmut arıkan, yıllardır atıl durumda bulunan antalya expo 2016 fuar alanı'nın türkiye'nin tarım üssüne dönüştürülebileceğini belirterek, üreticinin ihtiyaç duyduğu tüm hizmetlerin tek çatı altında toplanacağını ifade etti.
Türkiye Buluşmaları kapsamında ülkenin dört bir yanını gezen Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın sıradaki durağı Antalya oldu. Arıkan ve Babacan, Nazım Hikmet Kongre Merkezi'nde bir basın toplantısı düzenledi. Düzenlenen toplantıda söz alan ilk isim Arıkan oldu. Arıkan, yaptığı açıklamada Antalya'nın en büyük sorunlarına değinerek Türkiye Buluşmaları'nın esas amacını anlattı.
İKİ PARTİ GENEL BAŞKANI ANTALYA'DA BULUŞTU
İktidarın yanlış politikalarının üreticiye zarar verdiğine değinen Arıkan, "Cenab-ı Allah bize deniziyle, toprağıyla, suyuyla, stratejik konumuyla eşsiz bir vatan nasip etti. Oysa ülkemizin üstü cennet, altı bereket. Bunun en güzel örneklerinden biri şüphesiz Antalya'dır. Antalya; deniziyle, yaylasıyla, limanıyla, tarımıyla, turizmiyle ve sanayisiyle sadece kendisine değil, Türkiye'ye de çok büyük değer katacak büyük bir potansiyele sahip. Peki, bunca imkâna rağmen Antalya'mız neden hak ettiği şekilde büyümüyor? Neden toplumumuzun çok büyük bir kesimi hak ettiği yaşam standartlarına kavuşamıyor? Değerli arkadaşlar, sorun birilerinin söylediği gibi asla kaynak eksikliğinde değil. Sorunun tamamı yönetim anlayışında. Ülkemizde yaşanan sıkıntıları sadece dış gelişmelere bağlayıp gerçekleri görmezden gelmek, halının altına süpürmek demektir." dedi.
ANTALYA'NIN DEĞERLİ TARIM ÜRÜNLERİNİ SIRALADI
Türkiye'nin planlı ve uzun ömürlü politikalara ihtiyacı olduğunu belirten Arıkan, "Türkiye'nin bugün günü kurtaran politikalara asla ihtiyacı yok. Üretime ihtiyacı var, yatırıma ihtiyacı var, planlamaya ve kalkınmaya ihtiyacı var. Antalya'nın yıllık tarımsal ihracatı 1,5 milyar dolar. Türkiye'nin yaş meyve ve sebze üretiminde lokomotif şehirlerden biri. Korkuteli'nin mantarı, Elmalı'nın elması, Doyran'ın patlıcanı, Kumluca'nın domatesi, Finike'nin portakalı, Demre'nin sivri biberi, Serik'in pamuğu, Manavgat'ın susamı ve tahini, Alanya'nın muzu, Gazipaşa'nın avokadosu, Akseki'nin pekmezi... Bunların her biri Antalya'mızın bereketidir, alın teridir, üretim gücüdür." diye konuştu.
"ÜRETİCİLERİMİZİN MUTLU OLMADIĞINI GÖRDÜK"
Antalya'nın koskoca bir ülkeyi doyuracak kadar bereketli topraklara sahip olduğunu belirten Arıkan, "Bu topraklar doğru politikalarla sadece ülkemizi değil, koskoca bölgeyi doyuracak bir potansiyele sahip. Ama bugün yaptığımız gezilerde bu bereketli toprağın ortasındaki üreticilerimizin mutlu olmadıklarını gördük. Çiftçilerimiz artık bu yıl ne kadar ürün alırım diye değil, bu sezonu en az zararla nasıl kapatırım diye hesap yapmak zorunda kalıyor. Düşünsenize, dünya fıstık üretiminde ikinci sıradayız. Gaziantep'e gidiyorsunuz, Şanlıurfa'ya gidiyorsunuz, fıstık üreticimiz zarar ediyor. Dünya badem üretiminde beşinci sıradayız. Adıyaman'a gidiyorsunuz, badem üreticimiz zarar ediyor. Fındık üretiminde dünya birincisiyiz. Ordu'ya, Giresun'a gidiyorsunuz, orada da fındık üreticimiz zarar ediyor. Kayısı üretimine bakıyorsunuz, orada da dünya birincisiyiz ama Malatya'daki kayısı üreticimiz zarar ediyor. Her üründe maalesef aynı akıbeti yaşamak zorunda kalıyoruz." sözlerini kullandı.
"UCUZ OLAN TEK ŞEY ÇİFTÇİ KARDEŞİMİZİN EMEĞİ"
Çiftçinin umudu olmak için Türkiye Buluşmaları'nı düzenlediklerini belirten Arıkan, "Bugün Antalya'da durumun çok farklı olmadığına gün boyu yaptığımız ziyaretlerde şahitlik ettik. Hâlbuki Antalya'da, bu kıymetli topraklarda yere düşen çekirdek bile yeşerirdi. Ama bugün Antalya'mızda umut yeşermiyor. Neden? Çünkü uygulanan yanlış ekonomik politikaların bedelini Antalyalı çiftçi kardeşlerimiz ödemek zorunda kalıyor. Bugün bir esnafa sorduk, 'Nedir sorun?' dedik. Dedi ki; 'Mazot pahalı, gübre pahalı, zirai ilaç pahalı, elektrik pahalı.' 'Peki, ucuz olan bir şey yok mu?' dedik. Verdiği cevap çok enteresandı: 'Ucuz olan tek şey çiftçi kardeşimizin emeği ve ürünü.' Meselenin daha iyi anlaşılması için sizlerle bir rakamı paylaşmak istiyorum. Değerli arkadaşlar, bu senenin ilk beş ayında çiftçilerimiz için tarımsal desteklemeye ayrılan rakam 98 milyar TL. Peki, aynı süre içerisinde faize ne kadar ayrıldı biliyor musunuz? Tam 1 trilyon 262 milyar 642 milyon TL. Yani yaklaşık 13 katı. Tablo net arkadaşlar. Bugünkü irade, bugünkü iktidar önceliği faize, faiz baronlarına vermiş durumda. Çiftçi, ürününü kamyona yükler yüklemez doğru bankanın yolunu tutmak zorunda kalıyor. Yüksek faizle yeniden kredi çekiyor, geçen yılın banka borcunu ödüyor." ifadelerini kullandı.
"EXPO ALANI TARIM MERKEZİ OLACAK"
Aksu'da bulunan EXPO 2016 Fuar Alanı'yla ilgili projelerine değinen Arıkan, şu ifadelere yer verdi: "2016 yılında büyük umutlarla açılan EXPO alanı vardı. Bugün o alana bakıyorsunuz, ne yazık ki atıl durumda. Oysa biz o alanı yeniden Antalya'nın ve Türkiye'nin tarım üssü hâline getirebiliriz. Koskoca bir alan, 1120 dönümlük bir alandan bahsediyoruz. Orada tarımsal AR-GE merkezlerimizi, ziraat ve veteriner fakültelerimizi, tarım meslek liseleri ve yüksekokullarımızı, tohumdan gübreye, teknolojiden pazarlamaya kadar üreticinin ihtiyaç duyduğu her türlü desteğin verildiği çok büyük bir tarım kampüsüne dönüştürebiliriz. Antalya'da bir sorun yaşayan üreticinin Ankara'nın yolunu değil, EXPO'nun yolunu tutmasını bizler temin edebiliriz."
TURİZM GELİRLERİ ANTALYA'YA KALMALI
Turizm gelirlerinin Antalya'da kalması gerektiğini vurgulayan Arıkan, "Değerli dostlar, kıymetli misafirler; Antalya'mız doğal güzellikleriyle, tarihiyle, tarımıyla ve turizmiyle dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Geçtiğimiz yıl Antalya'yı 17 milyondan fazla turist ziyaret etti. Bu rakam başlı başına büyük bir başarı. Ama mesele sadece şehre kaç turistin geldiği değildir. Asıl mesele, bu turizm gelirlerinden Antalya'da yaşayan hemşehrilerimizin ne kadar pay aldığıdır. Milyonlarca turist bu şehre geliyor, rakamlar da bunu gösteriyor. Ama bugün yaptığımız ziyaretlerde gördük ki esnaflarımız yapılandırılmaya muhtaç hâle gelmiş. Emekçimiz geçinemez hâle gelmiş. Turizm sektöründe çalışan insanlarımız evine mutsuz gitmek zorunda kalıyor. Bu durum ortada çok büyük bir kriz olduğuna işaret ediyor. Biz bütün bu sorunları çözebilmek için Türkiye Buluşmaları'nı gerçekleştiriyoruz. Biz istiyoruz ki Antalya'nın turizm gelirleri Antalya'da kalsın. Turizmin bereketi sadece büyük otel zincirlerine değil, Kaleiçi'ndeki esnafa da gitsin. Kemer'deki işletmeciye gitsin. Manavgat'taki üreticiye gitsin. Alanya'daki taksiciye gitsin. Kısacası Antalya'nın her bir ferdi bu devasa gelirlerden payını alsın. Bizim hedefimiz sadece turist sayısını artırmak değil. Bizim hedefimiz, turizm gelirlerinin adil şekilde paylaşıldığı bir sistemi hayata geçirmek. Gerçek başarı, 17 milyon turisti ağırlamak değil; 17 milyon turistin bıraktığı katma değeri Antalya'da yaşayan insanlarımızla buluşturmak olacaktır." dedi.