Mezuniyet kepiyle isyan bayrağı açmışlar.
Atılan kepte isyan var
ülke genelinde gençler, mezuniyet törenlerinde özerk üniversite ve gelecek talepleriyle direnişlerini sürdürdü; eylemlerin çoğaltılmasıyla yeni bir gelecek kurulabilir.
sene boyunca ülkenin her tarafına yayılan, her engebede yeniden ayağa kalkan gençliğin direniş eğilimleri okullar kapanırken de kendini gösterdi. gençliğin somut sorunlarıyla, özerk üniversite talepleriyle, geleceği kazanma iradesiyle taşan bu mezuniyetlerden yeni bir gelecek kurma iddiasıysa mezuniyet törenleri gibi eylem meydanlarına dönüşen alanların çoğaltılması ve yan yana getirilmesiyle mümkün olabilir.
Gençlik için “hayata adım attığı”, yeni bir sayfa açtığı, aileler içinse “en gururlu” günlerden biri olarak nitelenen mezuniyet törenleri öğrencilerin hayata ve ülkeye yönelik itirazlarını kustuğu törenler olarak öne çıkıyor. Ülkede yıllardır mezuniyet belgeleri, bir kutlama anı sembolü olmanın ötesine geçerek gençlerin memlekete, kayyumlara ve geleceksizliğe dair seslerini yükselttikleri bir günün çıktısına dönüşüyor.
Tek adam rejiminin atanmış kayyumlarıyla, paraşüt akademisyenleriyle ve rejimin dayattığı geleceksizlik kaygısıyla senelerce eğitim alan üniversiteliler, kampüslerini terk ederken de bu eğitimin en diri meyvelerini veriyor.
Muhalif mezuniyet geleneğinin yıllardır en güçlü örneklerinden biri olan ODTÜ, bu sene de NATO’ya karşı açılan pankartlar, Deniz Göktaş’ın yer aldığı dövizler, mutlak butlan kararını tiye alan afişlerle donatıldı. Günlerdir direnişte olan özel sektör öğretmenleri için açılan pankartla tribünlerden “Mücadele dersini öğretmenler veriyor” sloganları yükseldi. ODTÜ mezunu tutuklu komedyen Deniz Göktaş için sayısız döviz ve pankart hazırlandı. Ve bugün pek çok kayyum rektörün mezuniyet törenlerinde konuşma yapmadan önce tedirgin olmasına neden olan o tepki açığa çıktı. Kayyum rektör Ahmet Yozgatlıgil’in konuşmasını öğrenciler, mezunlar ve seyirciler sırtlarını dönerek, sandalyelerini havaya kaldırarak, ıslıklayarak protesto etti.
O ZAMAN BİZ DE FARKLI BİR YOL BULURUZ
Sene içinde gece vakti atılan tek imzayla kapatılan ve öğrencilerin kararlı direnişinin ardından yine tek imzayla açılmasına karar verilen Bilgi Üniversitesi mezuniyeti de ODTÜ’den farklı değildi. 2016’da akademisyen Zeynep Sayın’ın ihracına karşı rektöre sırt dönerek istifa getiren direniş mirasını devralan mezunlar, seçim süresi dolmuş rektör vekiline, atanan dekana sırtlarını dönerek tepkilerini gösterdi. Sene içerisinde günlerce nöbet tutarak okullarını terk etmeyen, polis tarafından kampüse alınmayan yiyecekleri dayanışmanın en güzel örnekleriyle arkadaşlarına ulaştıran Bilgi Üniversitesi öğrencileri bu sefer de mezun kimliğiyle okullarına ve özerk-demokratik üniversite taleplerine sahip çıktı.
Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin yıllardır inatla düzenlediği Alternatif Mezuniyet ise okul yönetimi tarafından kaldırılan resmi toplu mezuniyet törenine ve kampüsü öğrencisizleştirme politikalarına karşı geliştirilen doğrudan bir dayanışma eylemi. Öğrenciler, mezunlar ve aileler, kayyum yönetimin dayattığı kısıtlamaları tanımayarak kendi imkânlarıyla alternatif bir mezuniyet alanı yaratıyor. Alternatif Mezuniyet de sadece örgütlenme yöntemi olarak değil içeriği ve talepleriyle gençliğin ellerine kurulacak yeni bir dünyaya işaret ediyor.
NATO TUTSAKLARI MEZUNİYETİNE KATILAMADI
Pek çok üniversitenin mezuniyeti NATO Zirvesine dair eleştirel içeriklere de sahne oldu. Başta ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi olmak üzere pek çok mezun, törenlerine NATO karşıtı pankartlarla, “NATO tutsaklarına özgürlük” sloganlarıyla, Filistin bayraklarıyla çıktı. Bu mezuniyetler sırasında Ankara Üniversitesi’nden ve Hacettepe Üniversitesi’nden pek çok öğrenci, NATO Zirvesi öncesi gerçekleştirilen operasyonlarla tutuklandığı için kendi mezuniyetlerine katılamadı.
2, 3 DAHA FAZLA MEZUNİYET
Sene boyunca ülkenin her tarafına yayılan, her engebede yeniden ayağa kalkan gençliğin direniş eğilimleri okullar kapanırken de kendini gösterdi. Gençliğin somut sorunlarıyla, özerk üniversite talepleriyle, geleceği kazanma iradesiyle taşan bu mezuniyetlerden yeni bir gelecek kurma iddiasıysa mezuniyet törenleri gibi eylem meydanlarına dönüşen alanların çoğaltılması ve yan yana getirilmesiyle mümkün olabilir.
Gençliğin mezuniyetlerde yükselen taleplerinin çıkış noktasını ODTÜ’de sandalye kaldıran mezun Ayşe, direnişle açılan Bilgi Üniversitesi’nden Arin ve alternatif mezuniyeti ören Boğaziçi Üniversitesi’nden Diyar’la konuştuk.
ÖĞRENCİLER BİRLİKTE BAŞARABİLİR
Boğaziçi Üniversitesi Alternatif Mezuniyetinden Diyar Kocabaş:
Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen alternatif mezuniyetin ilham kaynağı ne? Öğrenciler neden alternatif bir mezuniyete ihtiyaç duyuyor?
Alternatif mezuniyet töreninin ilham kaynağını basit bir şekilde değerlendirmek gerekirse öğrencilerin özgürce beraber olma isteğidir denebilir. Okulda yıllarca geçirdiğimiz zamanı da mezuniyetimizi de bizim için anlamlı kılan öğrenci grubunun beraberliğidir, yan yana gelmesidir, ortak üretimidir. Toplu mezuniyet töreninin yıllardır tek bir e-postayla kaldırılmasıyla öğrenciler olarak mezuniyetlerimizi paylaşmaya devam etmek için inisiyatif alarak alternatif mezuniyet törenini düzenlemeye başladık. Kendi gücümüzle kendi mezuniyetimizi inşa edebileceğimizi gösterdik.
Bu sene de mezuniyetler pek çok protestoya sahne oldu. Mezuniyetler nasıl gençliğin biriken öfkesini yansıttığı alanlara dönüştü?
Benim ve birçok arkadaşım için okulda geçirdiğimiz en güzel zamanlar kampüste öğrenci arkadaşlarımızla yan yana olduğumuz zamanlardı. Yıllardır devam eden ve bu sene Hamlin Hall’un derslik yapılmasıyla en radikal halini almış olan kampüsün öğrencisizleştirilme girişimi mezuniyet törenlerindeki protestoların en temel sebeplerinden birisidir. Çok sevdiğimiz okulumuzun kampüsünün biz ayrıldıktan sonra iyice öğrencisiz, sessiz ve sakin bir yer olması bizim için çok üzücü olur. Biz de okuldan ayrılmadan önce okulun öğrencisizleştirilme çabasına karşı elimizden geldiğince tepkimizi göstermeye çalıştık. Öğrenciler kampüste oldukça, birbirleriyle konuşup zaman geçirdikçe bütün zorlukların üstesinden gelebiliriz diye düşünüyorum.
BASKIYA SIRT DÖNÜYORUZ
Bilgi Üniversitesi’nden bu sene mezun olan Arin:
Bilgi Üniversitesi mezuniyetinde öğrenciler rektöre neden tepki gösterdi? Bilgi Üniversitesinin yıl içinde aniden kapatılma kararının ve direnişle yeniden açılmasının bu tepkilere etkisi var mı?
Mezuniyet törenleri süresince mezunların Rektör Ege Yazgan’a ve paraşüt Dekan Ömer Say’a tepki göstermelerinin birçok sebebi var. Bizim için çok zor bir yıl oldu. Üniversitemiz bir imzayla kapatıldı, bir imzayla geri açıldı. Bugün ise kuruluşundan bugüne akademik özgürlüğün Türkiye’deki en güçlü deneyiminin tasfiye edilmeye çalışıldığı bir süreçten geçiyoruz. Daha geçen haftalarda 21 yıl bu üniversiteye emek vermiş Bülent Bilmez işten çıkarıldı.
2016’da mezuniyet töreninde dersi sırasında mezunlar, ses kaydına alınarak hedef haline getirilip kovulan Zeynep Sayın hocamızın yanında olduklarını belirterek "Baskıya karşı direnmeyenlerle ilişiğimiz kesilmiştir" pankartı eşliğinde rektöre sırtlarını dönmüşlerdi. Ardından birkaç gün içerisinde de Rektör istifa etmişti. Onlardan aldığımız direniş mirasını yaşatmayı amaçladık. Paraşüt SBBF Dekanına, seçim süresi dolmuş Rektör Vekiline ve meslektaşlarını yalnız bırakıp baskılara karşı direnmeyen unvanlılara sırtımızı döndük.
Bir başka sebep ise, üniversitemize kayyım atandığından itibaren öğrenci kulüpleri üzerinde artarak devam eden bir sansür politikası uygulanıyor oluşuydu. Benim de YK’sında olduğum Kürt Dili ve Tarihi kulübü bu eğitim senesi boyunca defalarca bu sansür uygulamasından nasibini aldı. Planladığımız kulüp etkinlikleri teklifleri, kulüpler yönetmeliğinde bulunmayan sebeplerden dolayı defalarca reddedildi.
Bir başka konu ise üniversitemizin kapatılma süreciyle alakalı. Rektörlüğün onayıyla bir süredir kampüslerimizi dolduran sivil polisler oklumuzun kapanma sürecinde ise adeta kampüsümüzü işgal ettiler. Kampüsümüze sahip çıkmak üzere sürdürdüğümüz barışçıl nöbet süreci, rektörlüğün isteğiyle gerçekleşen polis baskınıyla sonuçlandı ve bir yüksek lisans öğrencisi çok ciddi şekilde yaralanmasına yola açtı. Bütün bunlar ve daha sayamadığımız nice gerekçe Yazgan’a yönelik olan bu tepkinin ana nedenleri oldu.
Mezunların gelecek kaygısı mezuniyetlerde hissediliyor mu?
Türkiye’ye dair yaşadığım gelecek kaygısının ana sebeplerinden biri Türkiye’deki baskı rejiminin giderek artan bir şekilde yoğunlaşması. Mezuniyet töreni de yaşadığım bu kaygıyı pekiştirdi.
Törende rektöre sırtını dönen arkadaşlarımın ‘polisler bizi çekiyor, bir sorun olur mu?’ gibi sorularını duydum. Tek bir kelime etmediğimiz, sadece ayakta durduğumuz ve sırtımızı döndüğümüz dünyanın en barışçıl eyleminde bile fişleniyor oluşumuz doğduğum ve büyüdüğüm ülkeye dair olan gelecek kaygılarımı derinleştirdi.
Bizleri bu yöntemlerle sindirebileceklerini düşünüyor olabilirler; ancak bunu başaramayacaklar. Bilgi Üniversitesi, Türkiye’de akademik özgürlüğün ve düşünce özgürlüğünün en önemli temsilcilerinden biri; öğrencilerin ve üniversite emekçilerinin mücadelesiyle böyle olmaya devam edecek.
GEZİ’DEN GAZZE’YE HER SES MEZUNİYETTE
ODTÜ Mezuniyeti bu sene de yaratıcı pankartlara ve kayyum rektöre yönelik protestolara sahne oldu. ODTÜ’deki bu mezuniyet geleneğinin nedeni nedir?
Ben henüz bir ODTÜ’lü değilken ODTÜ’yle ilgili en çok karşılaştığım şey aslında hem mezuniyet pankartları hem de ODTÜ’nün politik duruşuydu. Bu ikisi ikisinin arasında aslında bir bağlantı var. Pankartlarımızın da bu kadar seviliyor olmasının sebebi güncelde var olan bir soruna değiniyor olması ve bunu bazen şakayla, bazen bir filmden alıntıyla birleştirerek, bazen de olağanca ciddiyetiyle yapılıyor olması aslında. İnsanların hoşuna giden tarafı da bu olabilir. Ben de henüz ODTÜ’de bir öğrenciyken en sevdiğim şeylerden birisi Devrim’de oturup mezuniyeti izlemek, pankartları okumaktı. Pankartların çok sevilmesi, yayılması ve ses getirmesi bu mezuniyet anlayışının geleneğe dönüşmesinin sebebi olabilir. Ülkedeki sorunlar var oldukça da ODTÜ öğrencileri bunları pankartlarına taşımaktan ve seslerini yükseltmekten vazgeçmeyecekler. Bunun dışında kayyum rektör protestoları da aslında mezuniyete özel bir şey değil. Sesimizi yettiğince her yerde kayyumu istemediğimizi, demokratik bir ODTÜ istediğimizi belirtiyoruz. Mezuniyette de bunun bu kadar vurucu olmasının sebebi aslında oradaki binlerce mezunun ve ailelerinin hep birlikte, hep bir ağızdan bunu gösteriyor olması, bunu belirtiyor olması. Kayyum rektör olduğu sürece de bu bir ODTÜ geleneği olmaya devam edecek.
Öğrencilerin ülkeye dair endişeleri ve fikirleri mezuniyetlere nasıl yansıyor?
Orada tuttuğumuz pankartlar bir dizi yazıdan ibaret değil tabii ki. Kendimizi açıklayabildiğimiz, sesimizi duyurabildiğimiz, aynı zamanda bizimle aynı endişelere sahip ama o an orada bulunamayan insanların da sesini yükseltebildiğimiz bir yer. Orada Gezi direnişçilerinden Gazze’ye kadar ya da direnen eğitimcilerden tutuklanan bir komedyene kadar insanların sesini taşıyabiliyoruz ve görünür kılabiliyoruz bazen. Bu da aslında üniversite gençlerinin, üniversite öğrencilerinin ülkenin ekonomik, hukuki, politik gerçeklerinin farkında olduğunu gösteriyor.
ODTÜ’de bölüm birincilerinin konuşma yapmalarına izin verilmemesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Daha önce mezuniyet Devrim’den alınmaya, konuşmalar engellenmeye çalışılmıştı. Bu engelleme girişimlerinin nedeni nedir?
Bölüm birincilerine konuşma hakkı verilmemesi durumunun bir zaman veya organizasyon aksaklığı olarak sunulması inandırıcı değil. Programda bir konsere 70 dakika ayrılabilirken; 4.00 ortalamayla mezun olan 9 öğrenci arasından “en zararsız konuşan” tek bir kişiye konuşma yaptırılması, doğrudan sesimizi kısma çabasının bir sonucudur.
Mezuniyetin Devrim’den alınmaya çalışılması da yine bir diğer kayyum rektör Verşan Kök zamanında yapılmıştı. Bu adımlar yine tamamen ağızlarından düşmeyen ODTÜ geleneğini parçalamaya yönelik politikalar. Ki o zaman da Devrim’den alınmaya çalışılmasına rağmen mezuniyet Devrim’de yapılmıştı. Hatta o dönemde resmi bilgilendirmelerde "Devrim" kelimesi dahi sansürlenerek "ODTÜ Stadyumu" ifadesi kullanılıyordu. Ancak tüm engellemelere rağmen o yıl mezuniyet yine Devrim’de gerçekleştirildi. Bu engellemelerin sebebi tamamen ODTÜ geleneğine zarar vermek, var olan bütünlüğü bozmak, var olanı siyasetsizleştirmeye çalışmak aslında. Çünkü politik olmaktan, politik görünmekten korkuyorlar ve istemiyorlar bunu. ODTÜ onların istediği gibi sadece derslere girip çıktığımız, sadece teorik eğitim aldığımız bir yer olarak kalmayacak. Biz ODTÜ’de hem ODTÜ ruhunu yaşatmaya devam edeceğiz, devrimci geleneği sürdürmeye devam edeceğiz.