Makedonya'da kimlik yarışı başlamış.
Balkanların gizemli ülkesi Makedonya notları: Kardeş Mahalleler’den eser yok
kuzey makedonya'da giderek artan kilise ve cami sayıları dikkat çekiyor. tito'nun "kardeş mahalleleri" projesinden geriye bir şey kalmamış.
kuzey makedonya’nın her yanında sayıları giderek artan kilise ve camilerle karşılaşıyorsunuz. adeta kimlik ve inanç yarışı yaşanıyor! tito’nın farklı kimlik ve inançların bir arada kaynaşmasını amaçlayan “kardeş mahalleleri”nden eser yok şimdi.
“Tebdili mekânda ferahlık vardır” boş yere dememiş atalarımız. Gezmek, farklı yerler görmek belki fiziksel anlamda insanı yorabiliyor ama zihinsel olarak insanı hem dinlendiriyor hem de ufkunu açıyor. Hele yanınızda gezdiğiniz yerleri derinlemesine bilen Mehmet Ö. Alkan gibi bir hocanız varsa.
Üç günlük Kuzey Makedonya turumuzda Başkent Üsküp (Skopje) Gostivar ve Tetovo (Kalkandelen) şehirlerini görme şansına sahip olduk.
Üsküp‘e girerken sizi Vodno dağının tepesindeki büyük haç karşılıyor. Adeta sizi “kutsuyor.” Nereden bakarsanız bakın hep karşınızda. Ülkenin her yanında sayıları giderek artan yeni yapılan kilise ve camilerle karşılaşıyorsunuz. Bir bakıma kimlik ve inanç yarışı yaşanıyor. Tito’nın farklı kimlik ve inançların bir arada yaşamasını ve kaynaşmasını amaçlayan “Kardeş Mahallelerinden” eser yok şimdi.
Yugoslavya çözülürken “Kardeş mahallelerde” çözülmüş, kimlik temelli yaşam alanları oluşmuş çoktan.
YENİ VE ESKİ ÜSKÜP
Vardar nehri üzerindeki tarihi Taşköprü (Fatih Sultan Mehmet Köprüsü) Osmanlılardan günümüze kalan en önemli yapı ve şehrin simgelerinden.
Müslümanların çoğunlukta olduğu eski Üsküp ve Hristiyanların çoğunlukta yaşadığı yeni Üsküp’ü birleştiriyor. Bir geçiş köprüsü gibi.
Üsküp’ü tahayyül ederken daha otantik tarihi bir yer bekliyor insan. 522 yıllık Osmanlı hâkimiyeti söz konusu. Ama tablo çok öyle değil. Üsküplü olan Yahya Kemal Beyatlı’nın “Kaybolan Şehir “şiirinde anlattığı “yalnız bizimdi, bizlere benzerdi, bizdi o” dediği şehirden çok az eser kalmış geriye. 1963 depremi de büyük bir yıkım yaratmış Üsküp’te.
Üsküp Yugoslavya’nın çözülmesinden sonra bir kimlik inşa sorunuyla karşı karşıya kalmış.
KENTE KARAKTERİNİ VEREN HEYKEL
Sonradan bir ulusçuluk inşa edilmiş, bu yanıyla eklektik bir kent olmuş. 2000’li yıllardan sonra inşa edilen bu ulusçuluk kendisini Avustralya diasporasından sağlanan paralarla yapılmış heykeller ve binalarla görünür kılmış. Üsküp bir heykeller kenti ve tabii kentin Meydanı’ndaki büyük İskender heykeli kente karakterini veriyor. Makedon ve İskender kimliği üzerinden Yunanlarla yaşanan gerilim şimdilik Kuzey Makedonya adıyla çözülmüş.
Yugoslavya’nın çözülüşünden sonra bir dönem Suudi Arabistan, İran Türkiye arasında bir nüfuz alanı kavgasının da parçası olmaktan kendini kurtaramamış.
VARDAR NEHRİ’NİN İKİ YAKASI
Üsküp üç tepenin altında bir ovada kurulmuş uzun ince bir nehir şehri. Vardar nehrinin iki kıyısında kurulmuş güzel bir şehir. Eski şehri çevreleyen Üsküp Kalesi yılların tahribatına rağmen şehri selamlamayı sürdürüyor. Eski şehrin göbeğindeki Murat Paşa cami hala daha sokağından su içilebilen bir yer.
Eski şehri tabii ki anlamlandıran Çarşısı. Çarşıda hakim olan dil Türkçe. Kimliklerden söz ederken Arnavut mahallelerindeki ABD bayrakları sizi şaşırtmasın.
Şehir merkezinin dışında görülebilecek yerlerden biri de Matka Kalyonu. Yoğun bir ziyaretçi akınına maruz kalıyor suyu ve havasıyla. Gidildiğinde görülmesinde fayda var.
BEKTAŞİLİĞİN MERKEZİ KALKANDELEN
Şar Dağı eteklerinde Pena nehri kıyısında ki Kalkandelen bugün ki adıyla Tetovo Balkanlar’da Bektaşiliğin en önemli merkezlerinden.
Ve kent merkezine yakın bir tepenin eteğindeki Harabati Baba Tekkesi eşi benzeri olmayan Bektaşi geleneğinin ana üslerinden. Sersem Ali Baba tarafından kurulan bu merkez 11 adet yapıdan oluşuyor.
Balkanların İslamlaştırılmasında tarihçi Ömer Lütfi Barkan’ın deyimiyle kolonizatör bir rol oynayan Bektaşi Dervişleri Osmanlı’nın askerinden önce bölgeye geliyor. Hegemonya önce dervişler eliyle kuruluyor. Bektaşi Dervişlerinin yaşam tarzları açısından Hristiyan toplumla doğal ve özgür ilişkiler kurabilme özellikleri Osmanlı’nın bölgeye girişinde yumuşatıcı bir işlev görüyor.
TİTO’NUN KALDIĞI BEKTAŞİ TEKKESİ
Harabati Baba Tekkesi o dönemlerde sadece dini, uhrevi bir merkez değil, aynı zamanda askeri, siyasal bir merkez niteliğinde. Tito’lu Yugoslavya dönemlerinde Kültür Bakanlığı’na bağlı bir turizm alanı olarak faaliyet gösteriyor. Mareşal Tito da tekke içindeki hotelde zaman zaman kalıyor. Erdoğan’ın da hapisten çıktıktan sonra bura kaldığı, Ömer Çelik, Hayati Yazıcı’nın da eşlik ettiği gezide AKP’nin kuruluş adımlarının burada atıldığı söyleniyor.
Ne yazık ki bu büyük tarihi miras statüsüzlük, tapusunun belirsizliği nedeniyle ilgisizlik ve sahipsizlikten ötürü çökmek üzere.
Kalkandelen’de görülmesi gereken başlıca yerlerden biri de Osmanlı dönemini yansıtan en önemli örneklerden biri olan Alacami. Paşa cami olarak da bilinen cami iç ve diş süslemeleri ile dikkat çekici.
Bir ülkenin tarihsel izleğini görmek açısından öğretici bir ülke Kuzey Makedonya.