Yaz filmleri iyi hissettiriyormuş.
Beyazperdede sarı sıcak hikayeler: En iyi yaz filmleri
sinema tarihi, yaz mevsiminin başrolde olduğu birçok önemli filme ev sahipliği yapıyor. neşe, aşk, umut, kayıtsızlık, eğlence ve tatil temalarının belirginleştiği yapımlar, izleyeni genel olarak iyi hissettiren öyküleriyle sinemaseverlerin vazgeçilmezi olmayı sürdürüyor.
sinema tarihi, yaz mevsiminin başrolde olduğu birçok önemli filme ev sahipliği yapıyor. neşe, aşk, umut, kayıtsızlık, eğlence ve tatil temalarının belirginleştiği yapımlar, izleyeni genel olarak iyi hissettiren öyküleriyle sinemaseverlerin vazgeçilmezi olmayı sürdürüyor.
Bunaltıcı sıcaklara, kavuşulamayan sevgililere, çıkılamayan yolculuklara ve gerçekleşememiş tatil hayallerine iyi gelecek en iyi yaz filmlerine İz Gazete okurları için daha yakından bakıyoruz.
Yaz tatili için İspanya’ya doğru yola çıkan evlilik arifesindeki Vicky ile özgür ruhlu, ne aradığından çok ne istemediğini bilen maceracı Cristina’nın yolculuğu, karizmatik ressam Juan Antonio ile yollarının kesişmesiyle beklenmedik bir yöne savrulur. Barselona’nın sıcak yaz akşamları, sanat kokan sokakları ve eşsiz mimarisi eşliğinde gelişen hikaye ilişkilerin karmaşık doğasını kusursuzca irdeler. Penélope Cruz, Woody Allen’ın yönettiği filmdeki rolüyle Oscar’ı kucaklayarak Akademi Ödülü kazanan ilk İspanyol kadın oyuncu olmayı başarmıştı.
Birbirinden tamamen farklı krizlerle boğuşan Hoover Ailesi’nin en küçük ve saf üyesi olan yedi yaşındaki Olive’in Kaliforniya’daki “Little Miss Sunshine” güzellik yarışmasına katılmaya hak kazanmasıyla, ekip eski sarı bir Volkswagen minibüse doluşarak yola çıkmak zorunda kalır. Jonathan Dayton ve Valerie Faris’in yönettiği bu bağımsız yapım, derinlikli ve bol kahkahalı bir yaz yolculuğu vaat ederken, filmde büyükbabaya hayat veren Alan Arkin yalnızca 14 dakikalık süresine karşın En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını kucaklamıştı.
Sovyetler Birliği’ni keskin bir üslupla eleştirdiği güçlü hikayeleriyle tanınan Nikita Mikhalkov’un hem yönettiği hem de başrolü üstlendiği film, 1936 yazında huzurlu bir hayat süren Rus Devrimi’nin kahramanlarından Kotov ve ailesinin, on yıldır ortalarda görünmeyen tekinsiz bir misafirin gelişiyle alt üst olan hayatlarını konu ediniyor. 1994 yılında En İyi Uluslararası Film Oscar’ını ve Cannes Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan film, insanı saran sıcak ve neşeli bir yaz atmosferinin arka planında, siyasi baskının daralttığı hayat hikayelerini mevsimle zıtlaşan yüksek bir gerilim hissiyle perdeye taşıyor.
Luca Guadagnino’nun sinema dünyasına Timothée Chalamet’i hediye ettiği LGBT-İ temalı başyapıtı, 1983 yazında Kuzey İtalya kırsalında on yedi yaşındaki Elio ile arkeoloji profesörü babasının asistanı olarak yazlığa gelen Amerikalı akademisyen Oliver arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Deniz kokusunun perdeden yükseldiği ve mevsimi bir karakter olarak büyük bir maharetle kullanan yapım, müzik, eski kitaplar, taş evler ve şeftali bahçeleri arasında filizlenen unutulmaz bir yaz aşkının hikayesi.
Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın’ın yönettiği ‘Temmuzda’, sosyal ilişkilerinde güçlükler yaşayan içine kapanık fizik öğretmeni Daniel’in, Melek adında bir Türk kızına sırılsıklam aşık olup onun peşinden İstanbul'a gitmeye karar vermesiyle gelişen olaylara odaklanan unutulmaz bir yol filmi. Başına gelen türlü belalara rağmen aşkı arama ve kendini keşfetme yolculuğundan vazgeçmeyen Daniel’in hikayesine odaklanan yapım, eşsiz müzikleriyle de sinemaseverlerin hafızasında silinmez izler bırakmıştı.
Sean Baker’ın yönettiği bağımsız film, Disney World’ün hemen dışında, renkli motellerde yaşayan çocukların dünyasına odaklanıyor. Altı yaşındaki Moonee ve arkadaşları için keşifler, yaramazlıklar ve sınırsız özgürlüklerle dolu olan yaz mevsiminden kesitler izlediğimiz bu unutulmaz hikaye, çocukluğun büyülü algısı ile yoksulluğun sert gerçekliğini yan yana işliyor.