Film bildiğin duvar kağıdıymış.
Beyond the Black Rainbow İncelemesi: İki Saatlik Kusursuz Duvar Kağıdı
bazı filmler üzerine saatlerce konuşulurken, bazıları sadece saf atmosfer sunar. panos cosmatos'un beyond the black rainbow'u ikinci kategoriye giriyor ve aslında 30 dakikalık kısa film olmalıymış.
bazı filmler var, üzerine saatlerce hikaye konuşursunuz. bazı filmler de var ki, senaryoyu tamamen bir kenara fırlatır ve size sadece saf, katıksız bir atmosfer satar. panos cosmatos’un beyond the black rainbow’u tam olarak ikinci kategoriye giriyor.lafı hiç dolandırmadan söyleyeyim: bu film aslında taş çatlasa 30 dakikalık bir kısa film olmalıymış. çünkü ortada neredeyse hiçbir senaryo … beyond the black rainbow i̇ncelemesi: i̇ki saatlik kusursuz duvar kağıdı ilk olarak frpnet 'te yayınlandı.
Bazı filmler var, üzerine saatlerce hikaye konuşursunuz. Bazı filmler de var ki, senaryoyu tamamen bir kenara fırlatır ve size sadece saf, katıksız bir atmosfer satar. Panos Cosmatos’un Beyond the Black Rainbow’u tam olarak ikinci kategoriye giriyor.Lafı hiç dolandırmadan söyleyeyim: Bu film aslında taş çatlasa 30 dakikalık bir kısa film olmalıymış. Çünkü ortada neredeyse hiçbir senaryo yok. İnanılmaz yavaş, insanın sabrını zorlayan, adeta bir kaplumbağa temposunda ilerleyen bir yapısı var. Ama gelin görün ki, o görsellik ve retro hava insanı bir şekilde ekranın karşısına çiviliyor.
Görseller ve Synth Dalgası
Filmin senaryo tarafındaki büyük boşluğu kapatan tek bir şey var: Görsel ve işitsel tasarım. Eğer 80’lerin o karanlık, analog retro fütürizmini, kırmızı ve mavi neon ışıkların hipnotik kontrastını seviyorsanız, bu film tam bir görsel şölen. Yönetmen her kareyi bir tablo gibi tasarlamış. Boğucu, steril beyaz laboratuvar ortamı ile tekinsiz kırmızı tonlarının savaşı tek kelimeyle muazzam. Tabii bu atmosfere eşlik eden Sinoia Caves imzalı analog synth müzikleri olmasa, film muhtemelen çekilmez olurdu. Ağır, karanlık synthesizer tonları arka planda akarken, kendinizi sırılsıklam bir saykedelik transın içinde buluyorsunuz. Hikaye akmıyor belki ama retro-fütüristik ortamın hissi içinizi dolduruyor.
Sembolizm: Aydınlanma Yalanı ve Bastırılmış Benlik
Görsel dil bu kadar baskın olunca, film sembolizmini de tamamen renkler ve mekanlar üzerinden kuruyor:
Sonuç: İzlemeli mi, Kaçmalı mı?
Özetlemek gerekirse; Beyond the Black Rainbow kesinlikle bir sinema şaheseri değil. Bir senaryo veya derin bir hikaye örgüsü arıyorsanız çok yanlış yerdesiniz. Ama eğer hikayeyi tamamen boş verip; kendinizi analog synth’lerin ritmine bırakmak, sırılsıklam kırmızı-mavi neon estetiğin içinde kaybolmak ve saykedelik bir rüya (ya da kabus) ortamını solumak istiyorsanız, bu iki saatlik “duvar kağıdı” şans vermeye değer. Tabii arkadan kendi ritminizi bulmak için sesini biraz kısıp fonda başka karanlık tınılar denemek de serbest.
Beyond the Black Rainbow İncelemesi: İki Saatlik Kusursuz Duvar Kağıdı ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.