Yabancı şirketler çekilmiş, yerli patronlar gelmiş.
'Bizimkiler' yağmalasın
yıllarca türkiye'nin doğal varlıklarını sömüren yabancı maden şirketleri çekilirken, geride kalan sahalar iktidara yakın yerli sermaye gruplarına devrediliyor. halkın direnişi sürüyor.
yıllarca türkiye’nin doğal varlıklarını sömüren yabancı maden şirketleri birer birer çekilirken geride bırakılan dev sahalar iktidara yakın yerli sermaye gruplarına devrediliyor. ruhsat iptalleri ve toplumsal muhalefet nedeniyle çekilen yabancı devler yerini yerli tekellere bıraksa da, doğasını ve yaşam alanını koruyan halkın yağmaya karşı direnişi sürüyor.
Uluslararası maden tekelleri ve yerli işbirlikçileri ülkede kazılmadık toprak, girilmedik yeşil alan, yok edilmedik coğrafya bırakmadı. Adeta bir işgal gibi ülke toprakları maden uğruna yağmalandı.
Ancak son dönemde bu yağma düzeninde dikkat çekici bir değişim yaşanıyor. Yıllarca ülkenin doğal varlıklarını sömüren uluslararası maden şirketleri birer birer Türkiye’den çekilirken geride bıraktıkları sahalar büyük ölçüde iktidara yakın sermaye gruplarına devrediliyor. Alamos Gold, SSR Mining, First Quantum Minerals ve Ariana Resources’ın ardından ülkedeki işletmelerden bir bir çekilen şirketler durumu farklı sebeplerle açıkladı. Son 3 yıldır hiçbir yabancı şirket, ülkede bir madencilik girişiminde bulunmadı. Mevcut şirketlerin işlem gördükleri Kanada ve İngiltere borsalarına yaptıkları bildirimlerde çekilme sebeplerinde şu başlıklar öne çıktı:
• Ruhsat yenilememe, bürokratik gecikmeler ve yasal belirsizlik.
• Çevresel kazalar, operasyonel riskler ve izin iptalleri.
• Sermayenin düşük riskli bölgelere kaydırılması (portföy riskini azaltma).
• Toplumsal muhalefet ve “sosyal onay” eksikliği.
Tümad’ın Kazdağları’nda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, 1 milyar dolarlık uluslararası tahkim davasından kurtarması, Cengiz’in İliç’te 9 işçiye mezar olan ve tüm coğrafyayı zehirleyen madeni devralması, AKP iktidarının hangi sözleri verdiği sorusunu da akıllara getiriyor.
İktidarın son bir yılda çıkardığı maden ve orman kanunlarında yaptığı değişikliklerle, şirketlerin önü açılırken doğayı koruyucu tüm düzenlemeler lav edildi. Doğanın altınını, üstünü sömürmesi için yerli ve yabancı şirketlere dikensiz gül bahçesi yaratan iktidar, talana karşı direnlerin karşısına kolluk kuvvetleriyle dikildi. Ancak başta Kanada olmak üzere yabancı şirketlerin, ‘ruhsat yenileme, izin iptalleri ve bürokratik gecikmeleri’ gerekçe göstererek ayrılması iktidar tarafından makas değişikliğini gösteriyor.
İktidarın bu değişikliği, sektör kulislerinde hem ‘yabancı şirket yok’ diyerek toplumsal sesi azaltmayı hem de kendisine yakın maden tekellerine yeni alanlar açması olarak yorumlanıyor. Ancak başta İkizdere ve Akbelen olmak üzere birçok direniş bölgesinde şirketin yerli, yabancı farketmeksizin yaşam mücadelesi uzun süredir devam ediyor.
Yabancı şirketlerin, iktidara yakın şirketlerden milyonlarca dolar alıp ülkeyi terk ettiği bazı projeler şöyle:
1 - TÜMAD KAZDAĞLARI’NDA
2019 yazında Alamos Gold adlı Kanadalı şirket, maden sahası için Kazdağları’nda on binlerce ağacı kesti. Kısa sürede ülkenin en büyük eylemliklerinin yaşandığı bölgede, yaşam savunucuları, “Su ve Vicdan Nöbeti” adıyla sahada sürekli nöbet tutmaya başladı. Protestoların etkisiyle Türkiye, Alamos Gold’un madencilik ruhsatlarını yenilemedi ve orman iznini vermedi. Şirket bunun üzerine, Türkiye’ye karşı 1 milyar dolarlık uluslararası tahkim davası açtı. Geçen yıl maden tekellerinin önünü açan işgal yasasının Meclis’te kabul edilmesinden bir gün sonra davanın askıya alındığı duyuruldu. Şirketin kazanması muhtemel görünen 1 milyar dolarlık davadan neden çekildiği tartışmaları sürerken iktidarın gözde holdinglerinden Nurol’a bağlı Tümad Madencilik’in, 470 milyon dolara Alamos Gold’un tüm haklarını aldığı duyuruldu. Böylece Türkiye Cumhuriyet’i 1 milyar dolarlık davadan kurtulurken Nurol Holding, yeni sahaların sahibi oldu.
2 - İLİÇ MEZARLIĞINI CENGİZ AÇIYOR
Ülkenin en büyük maden felaketlerinden birinin yaşandığı Erzincan İliç’teki Çöpler Altın Madeni Cengiz satın oldu. Uzun yıllar SSR Mining’in sahibi olduğu, çevresel felaketlere neden olan altın madeninde uzmanların tüm uyarılarına rağmen yapılan kapasite artışları nedeniyle 13 Şubat 2024’te liç yığını çöktü. Fırat Havzası tamamen kirlenirken 9 işçi göçük altında kaldı. Sonrasında maden durduruldu ve çevresel felaket ile iş cinayetine neden olan işletmeye açılması mümkün değil gözüyle bakıldı. Şirketin tüm girişimlerine rağmen oluşan tepki nedeniyle maden açılamadı. Yakın olduğu iktidardan hangi sözleri aldığı bilinmeyen Mehmet Cengiz, 1,5 milyar dolar karşılığında madeni satın aldı. Son olarak BirGün’den İlayda Korku’nun haberine göre, Cengiz devrin ardından ilk iznini aldı. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İliç’te geçici faaliyet belgesi verdi. Böylece sahada yeniden madencilik faaliyetleri yürütülmesinin önü açıldı.
Öte yandan SSR Mining, Hod Maden projesindeki yüzde 20 hisse ve operatörlük konumunu Çalık Holding’in Lidya Madencilik şirketine devretti.
3 - ÇAYELİ BAKIR MADENİ DE CENGİZ’İN
Bu yıl Mart ayında, Kanadalı madencilik şirketi First Quantum Minerals, Rize’de Çayeli Bakır Madeni’nin satışına yönelik anlaşmaya vardığını açıkladı. Şirket, söz konusu madeni 340 milyon dolar karşılığında Kanadalı şirketin mart ayında yaptığı açıklamaya göre alım bedelini nakit olarak ödeyecek olan Cengiz, ödemenin ilk 50 milyon dolarlık bölümünü gerçekleştirdi. Satış işleminin gerekli izinlerin ardından bu yılın üçüncü çeyreği gibi tamamlanması bekleniyor. Açıklamada yer alan bilgiye göre Çayeli’nde 1994 yılında yer altı madenciliği yapılıyor. Madende 2025 yılında keşfedilen yeni bakır ve çinko damarı ile üretimin 2036 yılına kadar devam edeceği öngörülüyor. Devrin ardından bölgede çalışmalarını hızlandıran Cengiz’e bölge halkı tepkili. Yeni verilen ruhsatların ardından Çayeli’nde 24 köy ayağa kalktı: Cengiz para kazanacak diye topraklarımızın zehirlenmesine izin vermeyeceğiz.”
4 - KASAYI DOLDURDU, AFRİKA’YA GİDİYOR
Uzun yıllardır altın madenciliği faaliyetleri yürüten İngiltere merkezli Ariana Resources da yatırımlarını başka coğrafyalara kaydıran uluslararası maden şirketleri arasındaki yerini aldı. Şirket, Balıkesir’deki Kızıltepe Altın Madeni’ni de kapsayan Kızıltepe Sektörü’ndeki payını Ankara merkezli Proccea Construction Co.’ya sattığını açıkladı.
29 Temmuz’da tamamlanan işlem kapsamında Ariana, Kızıltepe’deki yüzde 9,9’luk hissesini 3,7 milyon dolar bedelle Proccea’ya devretti. Şirket, satıştan elde ettiği kaynağı ise Türkiye’de yeni yatırımlar için değil, Zimbabve’de yüzde 100 sahibi olduğu Dokwe Altın Projesi’nin fizibilite çalışmalarına aktaracağını duyurdu.
Ariana, Zenit Madencilik’teki yüzde 9,9’luk ortaklığını ve yönetim kurulu koltuğunu koruyarak Tavşan Madeni ile Salınbaş Projesi’nden doğacak temettü gelirlerinden pay almaya devam edecek. Şirketin Yönetici Direktörü Dr. Kerim Şener, Kızıltepe’deki 20 yıllık faaliyetlerini “başarıyla tamamladıklarını” belirterek 8 milyon dolarlık yatırımla 162 binden fazla ons altın ve 1,78 milyon ons gümüş üretildiğini, bunun Ariana’ya yaklaşık 69 milyon dolar nakit getiri sağladığını ifade etti. Şener, satıştan elde edilen kaynakla şirketin bundan sonraki ana odağının Zimbabve’deki projeleri olacağını vurguladı.