Katliam failleri hâlâ yargılanmamış.
Çanakkale’de ‘33 Düş Yolcusu’ için anma: Katliam aydınlatılsın, failler yargılansın
çanakkale emek, barış ve demokrasi güçleri, pirsûs (suruç) katliamı'nın 11. yıl dönümünde, katliamın faillerinin ve zemin hazırlayanların yargılanması çağrısında bulundu.
pirsûs katliamının yıl dönümünde açıklama yapan çanakkale emek, barış ve demokrasi güçleri, katliamın üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen aydınlatılması yönünde kayda değer bir adım atılmadığını vurguladı. açıklamada ‘yalnızca tetikçilerin değil, katliama giden yolu açan, açtıran ve gerçekleşmesine zemin hazırlayan herkesin yargılanması gerekmektedir’ denildi pirsûs (suruç) katliamı’nın 11’inci yıl dönümünde çanakkale emek, barış ve demokrasi güçleri, […].
Pirsûs katliamının yıl dönümünde açıklama yapan Çanakkale Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, katliamın üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen aydınlatılması yönünde kayda değer bir adım atılmadığını vurguladı. Açıklamada ‘Yalnızca tetikçilerin değil, katliama giden yolu açan, açtıran ve gerçekleşmesine zemin hazırlayan herkesin yargılanması gerekmektedir’ denildi
Pirsûs (Suruç) Katliamı’nın 11’inci yıl dönümünde Çanakkale Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, basın açıklaması yaptı.
Kürşad Berk Yurtsever’in okuduğu açıklamada, 20 Temmuz 2015’te Riha’nın Pirsûs ilçesinde yıkılmış Kobani’yi yeniden inşa etmek ve çocuklara oyuncak götürmek için yola çıkan çoğunluğu üniversite öğrencisi yüzlerce kişinin DAİŞ tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıya hedef olduğu hatırlatıldı. Saldırıda 33 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlercesi yaralanmıştı.
Açıklamada, katliamın üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen aydınlatılması yönünde kayda değer bir adım atılmadığı vurgulandı. Gerçek failler ve sorumlular ortaya çıkarılmadığı gibi, katliam davası boyunca ailelerin ve avukatların dile getirdiği hiçbir talebin karşılanmadığı belirtildi. Üstelik adalet talebinin suç sayıldığı, “mahkemeye hakaret” gerekçesiyle Suruç ailelerine hapis cezaları verildiği ifade edildi.
Açıklamanın devamında şunlar belirtildi:
“Dava dosyası yalnızca saldırıyı gerçekleştiren kişiyle sınırlandırılırken; cezasızlık politikaları nedeniyle katliamın planlayıcıları, azmettiricileri, ihmali bulunan ve katliama göz yuman kamu görevlileri bir kez olsun yargı önüne çıkarılmadı.
Oysa, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, “bildiklerimi açıklarsam birçok insan insan içine çıkamaz” açıklaması yapmış, devletin kamu görevlilerinden “bombalar patlamadan müdahale edemeyiz” diyenler olmuştu.
Davutoğlu’nun tanık olarak dinlenmesi talebi
Defalarca talep edilmesine rağmen Mahkeme; katliama ilişkin bilgi sahibi olduğunu bizzat ortaya koyan Davutoğlu’nun tanık olarak dinlenmesini her seferinde reddetti. Katliam öncesinde saldırganın ve bağlı olduğu IŞİD hücresinin güvenlik birimleri tarafından bilindiğine ilişkin çok sayıda somut delil ortaya konmasına rağmen, etkili ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmedi. İstihbarat ve emniyet birimlerinin sorumluluğu görmezden gelinirken, dosya üzerindeki gizlilik kararıyla gerçeğin açığa çıkarılması engellendi.
Firari sanıkların yakalanması için hiçbir şey yapılmadı
Dosyadaki iki firari sanık, Deniz Büyükçelebi ve İlhami Bali’nin IŞİD kamplarında olduğuna dair somut bilgilere rağmen, Türkiye’ye getirilerek yargılanması için hiçbir adım atılmadı.
Katliamın 11. yılında bir kez daha ifade ediyoruz: Suruç Katliamı, ne bir kişinin gerçekleştirdiği bir saldırıdır ne de münferit bir olaydır, örgütlü ve önlenebilir bir saldırıdır. Yalnızca tetikçilerin değil, katliama giden yolu açan, açtıran ve gerçekleşmesine zemin hazırlayan herkesin yargılanması gerekmektedir.
Suruç için 11 yıldır sürdürdüğümüz adalet taleplerimizi bir kez daha vurguluyoruz:
Her sene 20 Temmuz’da 33 Düş Yolcusunun isimlerini haykırmaktan asla vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. 33’lerin düşleri; eşit ve özgür bir dünya düşüydü. 33’lerin düşleri; gerçek adaletin sağlandığı, faillerin hesap verdiği bir dünya düşüydü. 33’lerin düşleri; halkların, işçilerin, kadınların özgür olduğu, emperyalist savaşların, sömürünün ve katliamların olmadığı bir dünya düşüydü.
Onların mücadele mirası bugün de sürüyor. Savaş, işgal ve sömürü politikalarına karşı sesimizi yükseltmeye, faşizme karşı halkların eşitliğini ve özgürlüğünü savunmaya devam ediyoruz.
Bugün bu meydanda, “Suruç için adalet, herkes için adalet” diyerek, yaşanan tüm katliamlara karşı bir kez daha adalet talebimizi dile getiriyoruz. Suruç Katliamı’nın bütün yönleriyle aydınlatılması, sorumluların yargılanması ve gerçek adaletin sağlanması için bir kez daha haykırıyoruz”