Seçim yaklaştıkça işler karışacakmış.
Cümbür Cemaat
haber7 yazarı gaffar yakınca, seçim süreci yaklaştıkça gerilimin artacağını ve rekabetin kızışacağını belirterek, bu süreci sultan murad'ın i̇ran seferine benzetti.
haber7 yazarı gaffar yakınca yazdı: her şey kriz anlarında, gerilim anlarında netleşecek. seçim yaklaştıkça, rekabet kızıştıkça bu süreç, sultan murad’ın i̇ran seferine dönecek.
Haber7 yazarı Gaffar Yakınca'nın yazısı için tıklayınız
Geçen Pazar, babam Bekir Hoca ile bir hastane odasındaki sohbetimizi yazmıştım. Türk milliyetçilerinin Bekir Hocası ile beraber yaklaşık bir hafta boyunca Edremit Devlet Hastanesi’nde misafir olduk. Allah’a hamdolsun, Hoca’nın sağlık durumu iyi, şimdi evinde istirahat ediyor.
Konukluğumuz için 112 Acil’in çalışanlarına, Edremit Devlet Hastanesi’nin hemşirelerine, hekimlerine ve tüm personeline teşekkür etmem lazım. Hepsi de ellerinden gelenin fazlasını yaptılar, var olsunlar.
Hoca ile dün telefonda konuşurken vardığımız ortak kanaatin özeti “Allah devlete zeval vermesin” şeklinde idi. İkimiz de “eski Türkiye’yi” hatırlayacak yaştayız. Hastaneye düşmek ne demek, ikimiz de biliyoruz.
Ancak daha önemlisi, esasen devletin ne demek olduğunu anlayabilmek.
Devletler farklı şekillerde tecessüm edebilirler.
Çeşitli rejimler ile, çeşitli iktidar aygıtları ile…
Ancak teknik detayları ne olursa olsun devlet, bir halkın en üst örgütlenme biçimidir. Halkın, ‘millet’ haline dönüşmesinin tek yoludur…
Türkler, devletleşme konusunda özel bir yeteneğe sahipler. Belki de bir kez devlet kurup “millet” olmayı başardıkları için ondan sonra her koşulda, her coğrafyada, biraz da insiyaki olarak devletleşmenin yollarını bulmuşlar.
Öte yanda çok açık bir gerçek var: Devleti olmayan bir halkın felakete uğraması kaçınılmaz. Örneklerini görüyoruz. Bunun için halimize şükrettikten hemen sonra “Allah, devlete zeval vermesin” diyoruz.
Hoca’ya telefonda CHP’nin bölünmesini, 91 vekilin Yeni Parti adı ile ayrılmasını soruyorum.
Melih Cevdet Anday’ın bir şiirini okuyarak cevap veriyor:
Şiirin Japonya’ya atılan atom bombaları üzerine yazılmış olduğunu biliyorum.
“CHP’ye dışarıdan teker teker gelmişlerdi, şimdi cümbür cemaat gidiyorlar. “ diye yanıtlıyor ve devam ediyor:
“Bu iş 3. Murad’ın İran seferine benzeyecek”
Osmanlı Devleti döneminde, bazı seferlerde büyük firarlar olur, bunlar bazen orduyu asıl hedefinden alıkoyacak denli büyük etki yaparmış. III. Murad dönemindeki İran seferi kayıtlara böyle geçmiş.
Ancak, şayet sefer fazlaca uzarsa, firar eden askerin bir kısmı vazgeçip tekrar birliklerine dönermiş.
Hoca’ya “geri mi dönecekler” diye soruyorum.
“Bazıları CHP’siz nefes alamazlar, ve “iktidar yolculuğu” hikayesi uzadıkça uzuyor, kuvvetle muhtemeldir” diye cevap veriyor.
Birkaç soru daha var aklımda ama soramadan konuyu bir anda değiştiriyor. İspanyol diktatör Franco’nun kendinden önceki tüm devlet başkanlarını kötülemesinden söz ediyor.
Vekillerin bugünkü tercihlerinin mutlak bir anlamı yok. Her şey kriz anlarında, gerilim anlarında netleşecek. Seçim yaklaştıkça, rekabet kızıştıkça bu süreç, Sultan Murad’ın İran seferine dönecek.