Erdoğan'ın adaylığı sallanıyormuş.
Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı net mi: Saat Erdoğan’ın aleyhine işliyor
i̇ktidar cephesinde büyük kriz yaşanıyor. erdoğan'ın adaylığı için gerekli olan erken seçim kararı cumhur'un krizi olmaya aday. rejim, kurucusunun en büyük yüküne dönüşüyor.
gerçek büyük kriz iktidar cephesinde yaşanıyor. yüzde 50+1 ve erdoğan'ın adaylığı için gerekli olan erken seçim kararı cumhur'un krizi olmaya aday. rejim, artık bizzat kurucusunun en büyük yüküne dönüşüyor.
Yaklaşık iki aydır gözler tamamen muhalefet cephesine kilitlenmiş durumda. "Butlan geldi gitti, CHP bölündü bitti" derken YENİ Parti'nin kuruluşuyla sürecin kritik bir evresi tamamlandı. Bununla birlikte muhalefet kanadı için "Her şey netleşti, artık yeni bir kriz çıkmaz" demek son derece erken. Çözüm süreci, CHP'nin devam eden davaları ve fezlekelerle birleştiğinde iktidarın elinde hâlâ ciddi bir cephane olduğu görülüyor. Seçim takvimi işledikçe bu kartlar tek tek sahaya sürülecektir.
Saray’dan bakıldığında mevcut tablo oldukça elverişli görünebilir. Çözüm süreci ilerliyor ve Kürt hareketi pozitif mesajlar veriyor, CHP eksenli muhalefet bölünmüş durumda ve merkez siyaset iktidar saflarına doğru kayıyor. Hatta bırakın erken seçim kararı aldıracak çoğunluğu, Meclis'te yeni anayasayı yapacak vekil sayısına ulaşıldığı bile düşünülebilir.
İktidar gözlüğünü takıp Saray balkonundan baktığınızda görünen manzara bu. Ancak sokaktaki gerçeklik çok başka ve elden ele dolaşan siyasi fotoğraf bu pembe tabloyla uyuşmuyor.
İÇERİDE-DIŞARIDA SİYASET SIKIŞTI
NATO rüzgârı dindi, S-400’ler hangarda bekliyor; Trump ise bir yandan Erdoğan’ı överken diğer yandan hareket alanını sınırlandıran bir hat çiziyor. Trump’ın bu çizgisi, iç siyasette Erdoğan’ın ayağına dolanıyor. Cumhur İttifakı'nın küçük ortağı Bahçeli’nin ne yapmaya çalıştığını anlamak ise neredeyse imkânsız. AKP’yi destekliyor mu, yoksa yıpratıyor mu belli değil. Ancak gidişattan ve iş yapış biçiminden duyduğu rahatsızlık aşikâr.
Partilerin tepesi değil mutfağı da karışık. AKP örgütlerinde görevden almalar sıradan bir haber bültenine dönüştü. Bilal Erdoğan örgütler üzerindeki baskıyı artırdıkça güvenlik bürokrasisi cevabı başka kulvarlardan veriyor. MHP 10 ay sonra kongreye gidecek ve o tarihe kadar neredeyse el değmemiş il örgütü kalmayacak. Yeni ortak CHP ise iki ay içinde üçe bölündü. Mesele öyle bir düğüme dönüştü ki AKP-MHP bloku, CHP’yi yeniden Özgür Özel ekibine teslim etmemenin kendi lehlerine daha hayırlı sonuçlar doğurup doğurmayacağını tartışıyor. Yargıtay ve eylül ayı eksenli tartışmalar tam olarak bu tereddüdün ürünü.
ADAYLIK SIKINTISI VE ZAMAN BASKISI
Yaklaşık iki hafta önce Erdoğan’a sunulan bir teklif gündemden hızlı düştü. AKP Milletvekili Serap Özbudun’un bir toplantıda Erdoğan’a yaptığı “Parlamenter sisteme geçelim ve siz de ömür boyu Cumhurbaşkanı olun” önerisi, ilk bakışta Erdoğan'a sunulan güçlü bir destek gibi görünse de gerçekte derin bir çaresizliğin dışavurumuydu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan AKP'liler için her zaman bir kurtarıcı olarak algılandı. Ancak ilk kez Erdoğan’ın varlığı belirsizliği artıran bir faktöre, yüke dönüştü. Erdoğan var olduğu için artık ayak bağı olan başkanlık rejiminden vazgeçemiyor. Yüzde 50’lik seçmen desteği hayal ise başkanlık rejiminin bu biçimiyle devam etmesi siyasi intihar anlamına gelir. Herkes durumun farkında. Erdoğan’ın bir kez daha kazanması için muhalefetin devasa bir hata yapması gerekiyor Hata yoksa, Erdoğan için yenilgi kaçınılmaz. AKP kurmayları ve iktidar bloğunu ayakta tutan güçler, böylesi bir yenilginin sadece bir seçim kaybı değil, elde kalan her şeyin yitirilmesi anlamına geleceğini iyi biliyor. Arayışlarını gizlememelerinin sebebi de bu. İsimlerden önce sistem değişikliğinin konuşulması, hazırlıksız bir şekilde Erdoğangillerle doğrudan karşı karşıya gelmek istememelerinden kaynaklanıyor.
HEDEFE UZAKTALAR
Şu anda iktidar cenahında ne sisteme ne de adaya dair net bir strateji var. Tek hedefleri ne pahasına olursa olsun bir kez daha kazanmak. Erdoğan’ın adaylığı önündeki bir diğer devasa engel ise erken seçim zorunluluğu. Mayıs 2028 yaklaştıkça, erken seçim kararına el kaldıracak parti ve milletvekili sayısının artacağını söylemek kâhinlik gerektirmez. Ancak 2028’in Mart veya Nisan ayına sarkan bir erken seçim dayatması, Erdoğan’a ağır bir sürpriz yaşatabilir. O gün geldiğinde sandıktan çıkacak sürpriz bir "hayır" kararı, yalnızca DEM ve CHP sınırları içinde de kalmayacaktır.
Sonuçta Saray’ın kurguladığı tüm senaryolar, Erdoğan’ın yenilmezliği varsayımına dayanıyor. Oysa zaman, iktidarın oyunu kurma kapasitesini eritiyor ve sistemi bizzat kurucusunun etrafında daraltıyor. Erdoğan yıllardır rakiplerini kendi oyun sahasına çekerek kazanmaya alışkındı. Ancak bugün ilk kez, kendi inşa ettiği sistemin en kırılgan halkasına dönüştüğünü gizleyemiyor. Erken seçim kapıya dayandığında İttifak’ın karşılaşacağı asıl tehlike muhalefetin hamleleri değil, bizzat iktidar blokunun kendi içinde çatırdayan meşruiyet zemini olacaktır. Çünkü siyasetin şaşmaz kuralıdır: Zamanın aleyhinize işlediği bir düzlemde, koltuğu korumak için attığınız her ekstra adım, sizi kaçınmaya çalıştığınız yenilgiye yaklaştırır. Panikle yanınıza çağırdığınız her yapı size sadece yük olur.
AKP balonunun havada kalması artık çok zor. Erdoğan'la ya da Erdoğan'sız.