Tarih bilgisi yine yeniden yazılmış.
Cumhuriyet’in ilk yıllarına yolculuk
osman balcıgil, cumhuriyet'in ilk yıllarına dair bilinenlerin ötesine geçerek perde arkasındaki mücadelelere odaklanıyor.
osman balcıgil bu kez cumhuriyet’in ilk yıllarına ilişkin bilinen anlatıların ötesine geçerek, dönemin görünmeyen aktörlerine ve perde arkasındaki mücadelelere odaklanıyor.
Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan, tarihin arka odalarındaki sırları açığa çıkaran, gerçek kişi ve olaylardan ilham alan deneyimli gazeteci ve Türk edebiyatının yaratıcı kalemi Osman Balcıgil’in yeni romanı ‘Devrimciler ve Süs Bebekleri’, yazarın 2017’de yayımlanan ‘Ters Kanatlı Şahin’ isimli romanına da selam çakıyor. 1927-1935 arasını kapsayan kitap, ‘gayrinizami harp’ hedefiyle kurulan bir teşkilat olan Ters Kanatlı Şahin’in (TKŞ) faaliyetlerini, bu faaliyetlerin çiçeği burnunda Cumhuriyet’e neler kattığını, büyük mücadele ile kurulan ülkenin ilk yıllarında hangi iktidar savaşlarına sahne olduğunu ortaya koyuyor. TKŞ, bir yandan ülkenin ilerlemesine katkı sağlamaya çalışırken diğer yandan ülke çapında denge ve ahenk kurmayı amaçlıyor. Komünistlere karşı ayrıştırma operasyonları gerçekleştiren ve Türk Ocaklarını etkisizleştiren yapı, Millî Mücadele sonrasında bambaşka bir noktaya gelen ülkeye ‘ince ayar’ yapmayı hedefliyor. TKŞ’nin birinci adamı Saffet Bey ile ikinci adamı Doktor Zeki Bey’in sohbetleriyle derinleşen anlatım, siyasi mücadelelerden casusluk ağlarına, güç savaşlarından uyumsuz aşklara kadar uzanıyor.
Şevket Süreyya, Vedat Nedim, Burhan Asaf ve İsmail Hüsrev’den oluşan ‘mahşerin dört atlısı’, TKŞ tarafından Ankara’da örgütlenen ve komünizm faaliyetlerinden uzaklaştırılarak yeni Cumhuriyet’e çeşitli şekillerde fayda sağlaması planlanan gençlerdi. Henüz otuzlu yaşlarının ortalarında olan bu insanlar, bir ülke kaybetmenin ne demek olduğunu yaşayarak görmüşlerdi. Bu nedenle bir bayrak altında toplanmanın değerini en iyi anlayan ilk neslin fertleriydi. İhtilali başarıyla gerçekleştiren Türkiye’nin, henüz inkılabını tamamlamadığını düşünen gençler geçiş döneminde olan ülkenin, ancak donanımlı ve dirayetli kadrolarla kuvvetlenebileceğini düşünüyordu. Her alanda etkin politikalar belirlenip uygulanmasının yollarından birinin bir dergi çıkarmak olduğunu düşünen gençler, bu dergi sayesinde devleti yöneten kadroların ideolojik olarak desteklenmesini hedefliyordu. Arkalarına bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün desteğini alan ekip, ‘Kadro’ isimli dergiyi çıkarmaya başladı. Devletin kapılarının ardına kadar açıldığı bu dörtlünün yolu Yakup Kadri ile de birleşince dergi kısa sürede önemli çıkış yakaladı. Kadro, yaklaşık üç yıl yayımlanarak Cumhuriyet’in ideolojisine katkıda bulundu.
İDEOLOJİ, İKTİDAR VE HAFIZANIN KESİŞTİĞİ YER
İktidarın gerçek aydınlardan oluşması düşüncesi Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana birçok çevrenin temel beklentilerinden biriyken TKŞ’den Saffet Bey, aydın olmayı şöyle anlatıyordu: “Dünya görüşüyle, ideolojiyle, siyasal bakışla, dinle, ahlakla alakası yoktur aydın olma hâlinin. Sıradanlığı kendine yakıştıramama, kendini meselelere herkesin baktığı gibi bakmak zorunda hissetmeme, geleneğin, yasanın, kuralın, içtihadın ötesine geçebilme, hasılıkelam her şeyi ilmin ve irfanın penceresinden bakarak sorgulayabilme hâlidir aydın olmak.”
Dünyadaki gelişmeleri de yakından izleyen kitap, Büyük Bunalım’dan Almanya’daki Nazi dönemine, İkinci Dünya Savaşı öncesi siyasi yapıdan yurt içinde tek parti dönemini sonlandırma çabalarına, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın halktan uzaklaşmasından İsmet İnönü ile Atatürk’ün fikir ayrılıklarına kadar pek çok ayrıntıya değiniyor. Osman Balcıgil romanlarının kuşkusuz en önemli özelliklerinden biri dipnotları. Yazar, dipnotları sayesinde okuyucuyu derinlemesine bilgilendirirken hem kitaptaki akışa hem de tarihe yönelik oldukça besleyici bir okuma sağlıyor. Roman, kitaba ismini veren devrimcilerin yanındaki ‘süs bebeklerine’ de değiniyor. Jojo, Raya ve Fatma Medeniye Hanım gibi karakterler aracılığıyla Cumhuriyet’in ilk yıllarında gizli kalmış aşk hikâyelerine ışık tutuyor.
Osman Balcıgil, kitabında genç Türkiye Cumhuriyeti’nin rotasını nasıl belirlediğini, maceranın eksik olmadığı bir karşı casusluk hikâyesiyle anlatıyor. Siyasi mücadeleler ve güç savaşlarının altında tarihsel gerçeklerden beslenerek kurgulanan roman, dönemin siyasi atmosferini yansıtırken ideolojinin ve çatışmaların tarihteki kuvvetli işleyişini gösteriyor. Gerçek olay ve karakterlerden ilham alan hikâye sayesinde hem tarihi daha derinden kavrıyor hem de adeta dönemin atmosferine ışınlanıyoruz. ‘Devrimciler ve Süs Bebekleri’, Cumhuriyet’in ilk yıllarına ilişkin bilinen anlatıların ötesine geçerek dönemin görünmeyen aktörlerine ve perde arkasındaki mücadelelere odaklanıyor. Bu yönüyle hem tarih meraklılarına hem de siyasi arka planı güçlü eserlerden hoşlanan okurlara hitap eden zengin bir okuma deneyimi sunuyor. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına ilişkin tartışmaları yeniden düşünmeye davet eden kitap, bu yönüyle yalnızca bir dönem romanı değil, yakın tarihin ideolojik kırılmalarına odaklanan güçlü bir hafıza anlatısı da sunuyor.