Eğitimde sorunlar bir sonraki döneme devretmiş.
Eğitimde sorunlar yine devretti
akp'nin kamusal eğitimi tasfiye hamleleri, çocuk yoksulluğunun sınıflara yansıdığı, piyasalaşma ve gerici müfredat kıskacındaki eğitimde sorunların bir sonraki döneme devretmesine neden oldu.
akp’nin kamusal eğitimi tasfiye hamleleri ülkeyi devasa bir yapısal çöküşle karşı karşıya bıraktı. çocuk yoksulluğunun sınıflara yansıdığı, piyasalaşma ve gerici müfredat kıskacındaki eğitimde sorunlar yine bir sonraki döneme devretti.
AKP iktidarının kamusal ve bilimsel eğitimi tamamen tasfiye etme hamleleri, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde ülkeyi devasa bir yapısal çöküşle karşı karşıya bıraktı.
Çocuk yoksulluğunun sınıflara açlık olarak yansıdığı, çocuk işçiliğinin Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) eliyle yasallaştırıldığı ve yüz binlerce gencin örgün eğitimden koptuğu süreç, okulları birer kriz merkezine dönüştürdü. Okullar adeta gerici müfredatın kuşatması altında.
Sermayenin her istediğini gerçekleştiren iktidarın eğitim politikaları sonucu okullar piyasalaştırma hamleleriyle ticarethaneye çevrilirken, mülakat gaspına uğrayan ve taban maaş hakkı ellerinden alınan eğitim emekçileri ise sömürü çarkının tam ortasına itildi. 2025-2026 eğitim öğretim döneminin çözülmeyen, aksine derinleşen tüm yapısal sorunları, önümüzdeki dönemin de ana çatışma eksenini oluşturuyor.
YÜZ BİNLERCE ÇOCUK OKULDA DEĞİL!
İktidarın eğitim politikaları ve ülkede derinleşen yoksulluk çocukları eğitimden kopartmaya devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın istatistiklerine göre, ülkede okul çağında olan yaklaşık 1,5 milyon çocuk örgün eğitimde değil. MEB’in istatistiklerine göre ülkede örgün eğitime devam etmeyen ancak yaygın eğitim kurumuna kayıtlı çocuk sayısı 666 bin 444. Buna göre, yaygın eğitimdeki öğrenciler dahil olmak üzere örgün eğitime kayıtlı olmayan çocuk sayısı ise 1 milyon 463 bin 528. Mesleki Eğitim Merkezleri’ne (MESEM) kayıtlı öğrenci sayısı ise 509 bin 85 oldu. 2025-2026 eğitim öğretim raporuna göre ise örgün eğitim dışında kalan çocukların yarısını kız çocukları oluşturdu.
KADEME ARTTI, OKULLAŞMA DÜŞTÜ
Eğitimde kademe arttıkça eğitimden kopuş da doğru oranda arttı. MEB’in kademeli okullaşma oranlarına göre ilkokulda okullaşma oranı yüzde 95,43 oldu. Buna göre yüzde 4,5’lik oran henüz daha ilkokul seviyesinde okul dışında kalırken bu oran ortaokul ve lisede de yüksek seyretti. Buna göre ortaokulda okullaşma oranı yüzde 89,09 olurken okulda olmayan çocuk sayısı yüzde 11 oldu. Lisede ise yüzde 82,85’lik okullaşma oranına karşı lise çağındaki gençlerin yüzde 17’sinden fazlası okula kayıtlı değil.
ONLARCASI ÇALIŞTIRILIRKEN ÖLDÜ
Milli Eğitim Bakanlığı’nın MESEM ısrarı tüm itirazlara karşın sürüyor. 2023 yılından bu yana MESEM kapsamında çalıştırılırken iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocuk sayısı en az 21 oldu. Tüm bunlar yaşanırken alınan bir kararla çocuk işçiliği ortaokul sıralarına indirilerek Zanaat Okulları açıldı. Ancak “Ara eleman açığımız var” diyen patronlara karşı Bakanlık, sınıf tekrarı yapacak olan öğrencileri MESEM’lere yönlendirdi. “Başarısız” sayılan binlerce çocuğun MESEM’lere, meslek liselerine mecbur bırakıldığı bir sistem inşa edildi.
MEB’in 2024-2025 eğitim öğretim yılı verilerine göre toplam 3 bin 954 meslek okulunda 1 milyon 536 bin 242 öğrencinin kaydı bulunurken 408 MESEM’de 420 bin çocuk kayıtlı. Bu verilere göre en az 2 milyon çocuk, MEB eliyle çocuk emeği sömürüsü ile karşı karşıya bırakılıyor. 2025-2026 eğitim öğretim döneni itibariyle 224 bin 346 işletmede 509 bin 85 çocuk MESEM kapsamında çalıştırılıyor. 254 bin 60 mesleki ve teknik anadolu lisesi (MTAL) öğrencisi ise 111 bin 578 işletmede mesleki eğitim adıyla çalıştırılıyor. Buna göre yaklaşık iki milyon çocuğun 765 bini çocuk işçi.
YOKSULLUKLA KARŞI KARŞIYALAR
Eğitimcilerin, velilerin ve sendikaların “okullarda bir öğün ücretsiz yemek” talebine karşı her defasında Bakanlık, “kaynak yokluğunu” gerekçe gösterirken yüz binlerce öğrenci okula aç gidiyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) üye ülkeler arasında yüzde 22.4 ile çocuklarda yoksulluğun en yüksek olduğu ikinci ülke. Bu verilere göre OECD ortalaması ise yüzde 12,4.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verilerine göre ailesinin yanında en temel ihtiyaçları karşılanamayan ve ailesinin yanından alınma riski bulunan çocuk sayısının 2025 yılında 182 bin 997 olarak gerçekleşti.
HER 5 OKULDAN 1’İ ÖZEL
AKP iktidarı boyunca kamusal eğitim tahrip edildi, eğitim her bir kademede niteliksizleştirilirken veliler özel okullara mecbur bırakıldı. Son 25 yılda özel okul sayısındaki artış yüzde 700’e ulaştı. 2001-2002 eğitim öğretim 1887 olan özel okul sayısı, 2024-2025 eğitim öğretim döneminde rekor artışla 14 bin 700’e ulaştı. Özel okulların toplam okulların içerisinde payları 3,72’den 19, 85’e yükseldi. Buna göre ülkedeki her 5 okuldan 1’i özel. 2025-2026 eğitim öğretim yılında 1775 devlet okulu kapatıldı, 348 tane ise yeni özel okul açıldı.
HAK GASPI SÜRÜYOR
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in müsteşarlığı döneminde 2014 yılında kaldırılan taban maaş düzenlemesi, bugün ülkedeki yüz binlerce özel sektör öğretmenin hak gaspı yaşamasına sebep oluyor. Öğretmenler ucuz, esnek, geçici, güvencesiz çalışma koşulları ile karşı karşıya bırakılıyor. Taban maaşın Öğretmen Meslek Kanunu (ÖMK) ile güvence altına alınması talep eden öğretmenlerin mücadelesi ise sürüyor.
MEB’in 2023 yılında 20 bin sözleşmeli öğretmen alımı için yaptığı mülakatlar sonucunda kontenjan dışına itilen mülakat mağduru öğretmenlerin mücadelesi de devam ediyor. Komisyonlar arası farklı puanların verilmesi sonucu atama dışında bırakılan eğitimcilerin talebi ise mağduriyetlerinin giderilmesi.
Öte yandan Eğitim Sen’in raporuna göre son 23 yıl boyunca sisteme girmek için çabalayan her 100 öğretmen adayından sadece 14’ünün ataması yapıldı. Rapora göre ülke genelinde sözleşmeli öğretmen sayısı ise 64 bin 509. Bakanlığın güvencesiz çalışma modeli olan ücretli öğretmenlik sistemine kayıtlı eğitimci sayısının 80 binin üzerinde.
MEB’in eğitim fakültelerini bypass eden Milli Eğitim Akademisi’nde ise öğretmenler, yaklaşık 2 yıl “öğretmenlik eğitimi” alacak. Akademiye katılan öğretmenlere 32 bin 351 TL maaş ödemesi yapılırken bu barınma, gıda gibi temel ihtiyaçları karşılamaktan uzak kaldı.
ŞİDDET KARŞI YETERSİZ KALINDI
2025-2026 eğitim öğretim dönemi eğitimde şiddetin çarpıcı boyuta ulaştığı yıl oldu. Urfa ve Maraş’ta düzenlenen okul saldırıları ile birçok ilde meydana gelen öğretmene yönelik darp ile cinayet, MEB’in şiddete karşı yetersizliğini ortaya koydu.
Eğitim Sen’in raporuna göre, pedagojik eğitim almış kadrolu yardımcı personel istihdam edilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Eğitim İş’in raporunda ise okullardaki şiddet olaylarının eğitim sistemindeki yapısal sorunların sonucu olduğu ortaya konuldu. Raporda, öğrencilerin yüzde 18,4’ünün okula giderken kendini güvende hissetmediği vurgulandı.
MEB’İN MAARİF MODELİ
AKP’nin ‘kindar ve dindir’ nesil yetiştirme projesi olan ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ ile Bakan Tekin, zorunlu eğitimin her kademesinde ders programlarını dinselleştirdi. Müfredatla derslerde dini referanslar yapılırken “Atatürk ve Cumhuriyet” kavramları seyreltildi, “cihat, kamil insan” ifadeleri ise yerini aldı. Tarih kitaplarında Osmanlı İmparatorluğu’nun propagandası yapılırken önceki müfredatta ‘‘Kuruluş-Yükselme-Duraklama-Gerileme-Dağılma’’ başlıklı öyküsü ‘‘Savaşlar Sarmalında Osmanlı’’ olarak ele alındı. Ancak değişimler bununla da sınırlı kalmadı.
Yeni müfredat kapsamında tarih derslerinde "Coğrafi Keşifler" yerine "Sömürgecilik Politikaları", "Haçlı Seferleri" yerine "Haçlı Saldırıları", "Ermeni Meselesi" yerine "Asılsız Ermeni İddiaları", "Pontus Meselesi" yerine ise "Asılsız Pontus İddiaları" ifadeleri kullanılacak. Ayrıca Bakan Tekin, önceki günlerde yaptığı açıklamada, “Kurtuluş Savaşı” kavramının değiştirileceği yerine “Milli Mücadale” kavramının getirileceğini vurguladı.
İKTİDAR GİTMEDEN EĞİTİMDE DÖNÜŞÜM MÜMKÜN DEĞİL
“Bakan Tekin’in yaptığı her açıklama, eğitimin nereye evriltildiğinin ve hedefinin nereye konduğunun çok açık göstergesi. Bakanlığın ve iktidarın eğitim alanına dair kurgusu, mümkün olduğunca eğitimi gericileştirmek ve piyasalaştırmak üzerine kurulu olduğu için eğitim alanındaki sorunlar her geçen gün devasa bir şekilde büyüyor. Çağa, ülkemiz gerçeğine, gelişmelere, teknolojiye veya yapay zekâya paralel bir eğitim yaklaşımı olmayınca eğitimdeki gericileşme ve diğer sorunlar ortaya çıkıyor. Örneğin, MESEM'le birlikte çocukların işçileştirilmesi, sermaye birikiminin büyümesini çocukların sömürüsü üzerinden sağlama, çocuklara bir öğün yemek vermeme, yeterince öğretmen atamasının yapılmaması ve sözleşmeli ve ücretli öğretmen sayısının her geçen gün artması…
Bunlar iktidarın hiç umurunda değil. Onlara göre olması gereken bu. Onlarca olması gereken diğer mesele de şu: Ücretli öğretmen sayısı artarken, özel okul sektörünün de artması işin bir tarafı. Diğer tarafı da kafalarındaki muhafazakâr, gerici toplumu oluşturma konusunda yol almak. Bunu yaparken de Cumhuriyet ve Cumhuriyet değerlerini mümkün olduğunca yok saymak üzerine kuruyorlar.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin örtük bir şekilde hem gerici hem piyasacı olduğunu anlatmaya çalıştık. Eğitimdeki dönüşüm süreci 4+4+4 ile birlikte başladı, o günden bugüne geldi. Bu iktidar gitmeden, dünya ölçeğinde, OECD ortalamalarında öğrenci yetiştirmek ve eğitim planlamak mümkün olmayacaktır.”