Barışın yol haritası sorulmuş.
Eleştirel Barış Ağı sordu: Barışın yol haritası nerede?
eleştirel barış ağı, pkk'nin silah bırakmasının yıl dönümünde yasal düzenlemelerin yapılmadığını belirterek devlet ve tüm taraflara barışın yol haritasını sordu.
eleştirel barış ağı, 11 temmuz 2025’te pkk’nin silahları yakmasının yıl dönümüne ilişkin basın metni hazırladı. bugüne kadarki gelişmeleri önemli bulduklarını belirten ağ, yasal düzenlemelerin hâlâ hayata geçirilmediğini vurgulayarak devlet ve sürecin tüm taraflarına kapsamlı sorular yöneltti. eleştirel barış ağı, barış ve demokratik toplum süreci dahilinde 11 temmuz 2025’te pkk’nin silah yakmasının yıl dönümüne ilişkin yazılı […].
Eleştirel Barış Ağı, 11 Temmuz 2025’te PKK’nin silahları yakmasının yıl dönümüne ilişkin basın metni hazırladı. Bugüne kadarki gelişmeleri önemli bulduklarını belirten ağ, yasal düzenlemelerin hâlâ hayata geçirilmediğini vurgulayarak devlet ve sürecin tüm taraflarına kapsamlı sorular yöneltti.
Eleştirel Barış Ağı, Barış ve Demokratik Toplum Süreci dahilinde 11 Temmuz 2025’te PKK’nin silah yakmasının yıl dönümüne ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, barışın yalnızca devletler ve silahlı aktörler arasında yürütülen müzakerelerden ibaret olmadığı, toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla inşa edilmesi gereken bütünlüklü bir toplumsal süreç olduğu vurgulandı.
Açıklamada, Kürt meselesinin çözümünün yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sınırlı tutulamayacağı belirtilerek, adalet, eşitlik, özgürlük, kalkınma ve kültürel hakları kapsayan “pozitif barış” anlayışının esas alınması gerektiği ifade edildi.
Ağ’ın yayınladığı yazılı açıklama şöyle;
“Eleştirel Barış Ağı olarak, barışın sadece devletler ve silahlı aktörler arasında imzalanan bir mutabakat metninden ibaret olmadığını, toplumun tabanına yayılan, farklı toplumsal kesimler tarafından sahiplenilen ve gündelik hayatın içinde inşa edilen bütüncül bir toplumsal süreç olduğunu savunuyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda, barışın toplumsallaştırılmasını, tarafların tekelinde kalan bir inisiyatif olmaktan çıkarılmasını ve karar alma süreçlerinin toplumun bütün kesimlerine yayılarak genişletilmesini temel ilke olarak benimsiyoruz. Aynı çerçevede, Kürt meselesinin çözümünün yalnızca şiddetin sona erdirilmesiyle, yani negatif barışla sınırlı tutulamayacağını; adalet, eşitlik, özgürlük, kalkınma ve kültürel haklar gibi boyutları da kapsayan, Kürtlerin hak temelli taleplerini karşılayan pozitif barış anlayışıyla ele alınması gerektiğini vurguluyoruz. Bu ilkeler ışığında, 1 Ekim 2024’te başlayan ve bugün ikinci yılına giren süreci başından bu yana desteklediğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.
Sürecin bugüne kadarki seyrini önemli bulmakla birlikte, kaydedilen adımların niteliği ve kapsamı konusunda kamuoyunu bilgilendirmeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz. PKK’nin silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı alması, örgütsel yapısını feshetmesi ve bu kararı geri dönüşü olmayan bir eşik olarak simgeleştirmek üzere 11 Temmuz 2025’te silahlarını yakması, Kürt siyasi hareketinin sürece verdiği desteğin tarihi ve somut göstergeleridir. Devletin de meseleyi güvenlik sorunu çerçevesinden çıkararak Meclis zemininde, siyasi partiler arası bir konsensüsle ele alınması gerektiğini ifade etmesi ve bu doğrultuda Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun kurulması, kayda değer bir gelişmedir.
Ancak bu olumlu adımlara rağmen, sürecin ikinci yılında hâlâ somut bir yasal karşılığın bulunmadığını tespit etmek durumundayız. Komisyonun bugüne kadarki en somut çıktısı olan nihai rapor, Kürt meselesini ele alış biçimi, dili ve kavramsal çerçevesi bakımından yetersiz kalmaktadır; meselenin kök nedenlerine, kimlik ve dil haklarına, yerel demokrasiye ve geçmişle yüzleşmeye dair açık, bağlayıcı bir perspektif içermemektedir. Kamuoyuna “çerçeve yasa” olarak yansıyan düzenleme ise iki yıla yaklaşan bir sürede hâlâ taslak aşamasındadır ve içeriğine dair kamuoyu yeterince bilgilendirilmemektedir. Bu durum, devletin sürece dair bütüncül bir perspektife ve niyete sahip olup olmadığı sorusunu güncel tutmaktadır.
Bu tabloya paralel olarak, barışın toplumsallaştırılması sürecinin de yeterince işletilmediğini düşünüyoruz. Toplumun önemli bir kesimi sürece destek verirken, iktidarın bazı kesimlerinin de içinde yer aldığı çeşitli grupların temkinli, çekinik ve hatta karşıt tutumlar sergilediği olumsuzluklar da mevcuttur. Sürecin somut çıktılarının kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmaması, bu güvensizliği derinleştirmektedir. Ayrıca Kürt toplumunun önemli bir bölümünde, 2013-2015 sürecinin hafızası nedeniyle, devletin çözümü tek taraflı biçimde dar bir yasal çerçeveye sıkıştırma eğiliminden ve süreci pragmatist, güncel siyasi konjonktüre bağlı bir yatırım olarak ele alma ihtimalinden duyulan kaygı sürmektedir. Eleştirel Barış Ağı olarak bu kaygıları paylaştığımızı belirtmek isteriz.
Aşağıda yer alan sorular, kapsayıcı, şeffaf ve açık bir sivil alan kurabilmek için çözüme dair yaklaşımımızın temel çerçevesini de oluşturmaktadır. Her soru, aynı zamanda bir tutumun ve bir talebin ifadesidir. Soruyoruz:
III. Geçiş Dönemi Adaleti ve Geçmişle Yüzleşme
Eleştirel Barış Ağı olarak, bu soruların yanıtlarını sürecin tüm taraflarından bekliyoruz. Sorularımız, barışın yalnızca masada değil, toplumun tabanında ve hakkaniyet temelinde inşa edilmesi gerektiğine dair ısrarımızın bir ifadesidir.”