Yurttaşlığı tasfiye edip figüran yapmışlar.
Figüran siyaseti, yurttaşlığın tasfiyesi ve yeniden inşası
figüran vakası, siyasal özne olmaktan çıkarılarak kalabalık imajlarına dönüştürülen yurttaşın derin bir siyasal tasfiyenin göstergesi.
figüran vakası, tekil bir olayda meydana gelmiş basit bir organizasyon kazası değil yurttaşın siyasal özne olmaktan çıkarılarak yalnızca kalabalık imajlarına dönüştürüldüğü derin bir siyasal tasfiyenin göstergesidir.
Bir haber bazen günlük bir olayı, bazen sosyolojik bir olguyu, bazen de siyasal bir kurguyu içerir. Gazeteciler günlük olayları aktarır, sosyolojik olguları anlatır, siyasal kurguları da deşifre eder. Günlük bir olay gibi görünen bir etkinliğin haberini yaparak siyasal bir kurguyu deşifre eden bir haber, gazeteciliğin bugünlerde unutulmaya yüz tutmuş tarihsel işlevini ve toplumsal önemini tekrar hatırlattı. BirGün’ün, 25 Temmuz 2026 tarihli “figüran haberi” siyasetin tüm kavramlarını ve konumlarını tekrar tartışmaya açtı.
Aslına bakılırsa Ebru Çelik’in haberi yüzeyde siyasal iletişime dair basit bir “etik sapma” vakasını anlatıyor gibi de okunabilir. Oysa bu haberin çok önemli iki özelliği var. İlki, siyasal temsilin Türkiye’de geçirdiği yapısal dönüşümü ve siyasetin nasıl bir “seyirlik nesneye” indirgendiğini önümüze koymasıdır. İkincisi de butlan CHP’sinin siyasal figüranlığını deşifre ederek bu partinin artık meşru bir siyasal aktör olmadığı gerçeğini göstermiş olmasıdır.
Özellikle son yirmi yılda AKP iktidarıyla siyaset toplumsal bağlarından koparılarak profesyonel bir gösteri endüstrisine dönüştürüldü. Siyasetin merkezine talepler, ekonomik programlar ya da vaatler değil propaganda stratejileri, halkla ilişkiler aygıtları ve sahne performansları yerleşti. Bu neoliberal siyaset mimarisinde temsil, yurttaşın iradesini yansıtan demokratik bir mekanizma olmaktan çıkıp rızanın imal edildiği kurgusal bir sahneye hapsoldu. Figüran vakası, tekil bir olayda meydana gelmiş basit bir organizasyon kazası değil yurttaşın siyasal özne olmaktan çıkarılarak yalnızca kalabalık imajlarına dönüştürüldüğü derin bir siyasal tasfiyenin göstergesidir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun tekrar başkan yapıldığı CHP’nin halkın büyük çoğunluğunun nezdinde yıllardır AKP eliyle yürütülen bu tasfiyenin figüranlarından biri olarak kabul edilmeye başlaması da bir gerçek.
GAZETECİLİĞİN GÖSTERDİKLERİ
Gazeteciliğin tarihsel işlevlerinden biri de “kamusal bir yurttaş” yaratmaya katkı vermesidir. Bu tür bir gazetecilikte okur (izleyici, dinleyici, kullanıcı vd.), edilgen bir tüketici veya seyirci değil siyasal tartışmanın aktif bileşenidir. Hakkında yapılan haberler yurttaşların, özellikle de başka bir yolla ulaşamadığı siyasal karar alma mekanizmalarına erişimini sağlamayı hedefler. Bugün büyük oranda karşı karşıya kaldığımız tablo ise yurttaşlıkla birlikte böylesi bir gazeteciliğin de tasfiye edilmeye çalışıldığıdır. BirGün muhabiri Ebru Çelik’in haberi, gazeteciliğin tarihsel işlevlerini yürürlüğe koyarken kaybolmaya yüz tutmuş habercilik pratiklerini uygulayarak mesleğin sınırlarını da hatırlattı. Böylece hem gazeteciliğin hem yurttaşlığın tasfiyesinin önüne geçilmesi için gerekli halk desteğini ve tepkisini de harekete geçirdi.
FİGÜRANLAŞMANIN GÖSTERDİKLERİ
Son yıllarda, yurttaş desteğini kaybeden siyasi yapılar yitirdikleri meşruiyeti kalabalık imgeleriyle yeniden kazanmaya çalışıyor. Bunu yaparken o kalabalıkların kendilerini destekliyor olup olmaması bile önemini yitiriyor. Böyle bakıldığında figüranlaştırılanların yalnızca o salondaki kişiler değil yurttaşlığın bizzat kendisi olduğu görülüyor. Yıllardır örneği çokça görülen “taşınmış kalabalıklar” pratiğinin (belediyelerden, okullardan AKP etkinliklerine götürülen kalabalıkları hatırlayalım) giderek yayıldığı ve bir siyasal pratik haline geldiği görülüyor. İktidar konumunu toplumsal tehdit ve baskıya dönüştüren AKP’nin kendi mitinglerine, açılışlarına ve etkinliklerine öğrencileri, işçileri vb. habersizce götürdüğü yıllardır bilinen bir gerçek. Anlaşılan o ki butlan CHP’si ise güç kullanamadığı için bu işi cast ajanslarıyla görüyor.
İNFİALİN GÖSTERDİKLERİ
Ebru Çelik’in (28 Temmuz’da yine BirGün gazetesi muhabiri Mustafa Bildircin imzalı “CHP’ye götürülen bodyguard” haberi de sayılmalı) haberinin yarattığı etkinin büyüklüğü üzerine de düşünmek gerekiyor. Büyük bir infiale neden olan haber, CHP’nin ne derece niteliksiz kadrolarca yönetiliyor olduğunu bu sefer örneklerle ve açıkça gösterdi. CHP’nin AKP eliyle dizayn edildiğinin ispatı olarak da kabul edilen haberle birlikte Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin başta olmak üzere CHP’de kalan herkesin gayrı meşru konumları tescillendi ve pekişti. Özgür Özel başkanlığındaki CHP’nin yükselişini durduramayan AKP, belediyelerden sonra partinin tüzel kişiliğine de bir operasyon düzenledi. Partiyi, seçmenin desteğini hatta seçmenin gözündeki saygınlığını bile yitirmiş olan Kılıçdaroğlu’na vererek CHP’yi değersizleştirirken Özgür Özel ve yeni yönetimi zorlu bir yola mecbur bırakarak enerjilerini emmeyi hedefledi. AKP, kurduğu yeni rejimde Kılıçdaroğlu’na bir koltuk vererek ondan da bir koltuk alma planını devreye soktu. Erdoğan, kendisine gelmese bile Yeni Parti’ye de verilmeyecek her bir oyun çok kritik olduğunun farkında ve o nedenle de CHP’nin aldığı her oyun AKP’yi yukarı taşıyacağını biliyor. Bunu Kemal Kılıçdaroğlu da Gürsel Tekin de ve CHP’de kalan herkes de biliyor. Çelik’in haberi, herkesin bildiği ama belgesini görmediği için söyleyemediği gerçekleri adeta orta yere bıraktığı için de büyük bir alkışı hak ediyor.
GELECEĞİN GÖSTERDİKLERİ
Haberin ardından kamuoyunda ortaya çıkan bu geniş tartışma, AKP’nin ve güdümündeki CHP’nin gayrı meşru konumlarına, halkın seçim iradesini çeşitli yollarla yok sayan bu tür operasyonlara, her türden kirli propagandaya karşı halkın iradi ve siyasal tepkisi olarak görülmeli. Bu haberlerle, yurttaşlığın yeniden inşasında gazeteciliğin rolünün ne olacağı, gazeteciliğe neden ihtiyaç duyulduğu sorularına da örnek yanıtlar verilmiş oldu.
Artık fiilen Cumhur İttifak ortağı olan CHP’ye yönelen tepkiyi önce umuda sonra örgütlü mücadeleye dönüştürmek gerekiyor. Bunun yolları var.