Yazı ile görsel dengesi şaşmış.
Habercilikte yazılı içerik-görsel içerik tartışması: Bir “altın oran” var mı?
guardian genel yayın yönetmeni katharine viner, yazılı ve görsel haber içeriği arasında denge kurma gerekliliğini vurguladı. türkiye'de bu durumun nasıl olduğu ve bir "altın oran" olup olmadığı tartışılıyor.
guardian genel yayın yönetmeni katharine viner, “her gün, iki romana denk gelecek uzunlukta yazı yayımlıyoruz” diyerek, yazılı ve görsel haber içeriği arasında bir denge kurmaları gerektiğini söyledi. peki bu durum türkiye’de nasıl ve yazılı-görsel içerik konusunda bir “altın oran”dan söz edilebilir mi? medyascope, gdh, dw türkçe ve gzt yönetecileri viner’la hemfikir olsa da ideal orandan […] the post habercilikte yazılı içerik-görsel içerik tartışması: bir “altın oran” var mı? appeared first on journo .
Guardian Genel Yayın Yönetmeni Katharine Viner, “Her gün, iki romana denk gelecek uzunlukta yazı yayımlıyoruz” diyerek, yazılı ve görsel haber içeriği arasında bir denge kurmaları gerektiğini söyledi. Peki bu durum Türkiye’de nasıl ve yazılı-görsel içerik konusunda bir “altın oran”dan söz edilebilir mi?
Medyascope, GDH, DW Türkçe ve GZT yönetecileri Viner’la hemfikir olsa da ideal orandan söz edilemeyeceğini söyledi. Ortak kanı, formatın haberin içeriğine göre belirlenmesi yönünde…
Dijital habercilikte metin, uzun yıllar boyunca temel anlatım biçimi oldu. Ancak sosyal medya platformlarının yükselişi, video tüketiminin artması, infografik temelli görselleştirmeye olan rağbet ve podcast’lerin yaygınlaşması, haber kuruluşlarını formatlarını yeniden düşünmeye zorluyor. Artık mesele yalnızca neyin haber olduğu değil, haberin okura hangi biçimde ulaştırıldığı.
Guardian Genel Yayın Yönetmeni Katharine Viner da buna kafa yoranlardan. 30 Haziran’da Press Gazette’ye konuşan Viner, metin içeriklerine gereğinden fazla ağırlık verdiklerini ve yazılı içeriklerle görsel ve sesli içerikler arasında bir “dengesizlik” olduğunu söyledi.
Viner, “Her gün, iki romana denk gelecek uzunlukta yazı yayımlıyoruz. Bu çok fazla. Metin içeriklerinin diğer içerik türlerine oranı şu an doğru değil, kesinlikle bir dengesizlik var” dedi.
Bununla birlikte, 2026 Reuters Enstitüsü Dijital Haber Raporu da Viner’a kulak verilmesi gerektiğini söylüyor. Zira rapora göre, yüzde 54 ile sosyal medya ve video platformları, ilk kez hem televizyonun hem de haber kuruluşlarının internet sitelerinin önüne geçerek en yaygın haber kaynağı oldu.
Peki bir “altın oran”dan söz edilebilir mi? Benzer bir “dengesizlik” Türkiye medyasında da var mı? Haber kuruluşları metin, görsel ve ses arasında bilinçli bir oran gözetiyor mu, yoksa format tercihleri daha çok maliyet, personel kapasitesi, izlenme verileri ve platform algoritmaları tarafından mı belirleniyor?
GEZER: “KULLANICILAR GÖRSEL İÇERİĞİ ÖNCELİYOR”
GZT, YouTube ve Instagram’a özel haber içeriklerinin yanında podcast de yayımlayarak görsel ve sesli yayımları önceleyen yayımcılardan biri. GZT Sorumlu Müdürü Doğukan Gezer, Viner’ın bu tespitinin Türkiye için de geçerli olduğunu söyledi.
Dijital haber merkezlerinin önceliği metne verdiğini, görsel ve sesli yayımcılığı da duruma göre yan unsur olarak kullandığını söyleyen Gezer, kullanıcıların ise video ve infografikleri öncelediğini belirtti.
Sosyal medyanın gündelik hayattaki kullanımı nedeniyle, kullanıcıların metin dışında alternatiflerinin de olduğunu söyleyen Gezer, “haberler artık çeşitli formatlarda tüketiliyor. Dolayısıyla sabit bir orandan öte, yayım formatının içeriğin türüne göre belirlenmesi gerekiyor” dedi. Gezer, şöyle devam etti:
“GZT’de içerik üretirken önce ‘haber mi ya da video mu olacak’ yerine ‘bu içerik, kullanıcıya hangi formatta geçmeli’ sorusuyla başlıyoruz. Eğer konu görüntüyle daha iyi anlatılabiliyorsa video, tartışma gerektiriyorsa da ya podcast ya da yazılı metin hazırlıyoruz.”
“HALA TRAFİĞİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU METİNDEN GELİYOR”
GZT olarak video öncelikli yayın yaptıklarını söyleyen Gezer, “ancak video trendi yükseldi diye metni geri plana atmak da doğru olmaz. Hâlâ birçok sitenin trafiği çok yüksek ve bu trafiğin büyük çoğunluğu metin temelli içeriklerden geliyor. Bu nedenle bir denge kurmak gerekiyor” dedi.
HEYSE: “İDEAL BİR ORAN OLDUĞUNA İNANMIYORUM”
Medyascope Haber Koordinatörü Kaya Heyse de “Görsellik artık hiç olmadığı kadar önemli. Yatırımın buraya kayması da son derece doğal. Viner burada yazılı içeriği küçümsemiyor, bir potansiyeli hayata geçirmekten bahsediyor” dedi.
Heyse, Viner’ın tabiriyle bu “dengesizliğin” Türkiye özelinde neden kaynaklandığı sorusuna maliyet kalemlerini işaret ederek yanıt verdi:
“Gazeteciliği sosyal medyadan, etkileşimden, görsellikten ayrı düşünmek artık imkânsız. En iyi muhabirinizin yaptığı olağanüstü bir haberi internet sitenizde bir gönderi olarak yayımlamak artık yeterli değil. Bu haberi farklı formatlara dönüştürmek gerekiyor. Bunu da haberi yazan gazeteci yapamaz. Etkileşimden, algoritmadan anlayan sosyal medya uzmanı ya da veri analisti, harika videographer’lar, çok iyi editörler ve bu üretimi hızlı bir şekilde yapacak yazılımlar gerekiyor. TRT, Anadolu Ajansı ya da iktidar tarafından fonlanan bazı kurumlar bu işi bayağı iyi kotarmış durumda. Ama maliyetler inanılmaz. Türkiye’de başka kurumların bunu oturtması şu sıralar çok zor.”
“İdeal oran” konusunda Gezer’le hemfikir olan Heyse, “bir oran olduğuna inanmıyorum. İdeal olan, her haberi mümkün olan en fazla ve en doğru formatta yayımlamak. Medyascope’ta bir oran gözetmiyoruz. Şu sıralar yeni bir içerik stratejisi üzerinde çalışıyoruz. Bizim de önceliğimiz görsellik” dedi.
ARIKAN: “FORMATI BELİRLERKEN KONUNUN NİTELİĞİNE BAKIYORUZ”
Deutche Welle Türkçe Yayın Sorumlusu Erkan Arıkan ise Viner’in Guardian için tarif ettiği türden bir dengesizliğin Türkiye’de birebir karşılığının olmadığını söyledi.
Türkiye’de daha çok bir dönüşüm süreci olduğunu söyleyen Arıkan, “Türkiye medya pazarı son yıllarda belirgin şekilde video ve platform odaklı içeriklere yöneldi. Buna rağmen özellikle analiz, araştırma ve derinlikli siyasi habercilik alanlarında metin içerikler önemini koruyor” dedi.
Türkiye’de haberle ilk temasın çoğu zaman video ve podcast üzerinden gerçekleştiğini kaydeden Arıkan, metne de talep olduğunu belirterek farklı formatların birbirini tamamlayacak şekilde kullanılması gerektiğini söyledi.
Tek bir “metin-video oranı”ndan söz edilemeyeceğini belirten Arıkan, “DW Türkçe olarak belirli bir metin-video ya da metin-podcast oranı uygulamıyoruz. Bir içeriğin hangi formatta yayımlanacağına karar verirken öncelikle konunun niteliğine, hedef kitlenin tüketim alışkanlıklarına ve gazetecilik açısından hangi formatın daha fazla değer yaratacağına bakıyoruz” dedi.
TEKŞEN: “TÜRKİYE’DE BU ORAN DAHA DENGELİ”
GDH da video haberlerinin yanı sıra Instagram ile podcast mecralarını da aktif biçimde kullanması itibarıyla dijital medyada öne çıkan haber platformlarından biri.
GDH Genel Yayın Yönetmeni Yasin Tekşen, metin-görsel dengesi sağlamak konusunda Viner ile benzer ifadeler kullanırken, “Yazılı-görsel haber oranının ülkemizde çok daha dengeli olduğu kanısındayım” dedi.
Görsel ile metin dengesi arasında belli bir oran gözetmektense haber içeriğine göre hareket etmek gerektiğini söyleyen Tekşen, “Elimdeki bilgiyi maksimum kitleye nereden ulaştırabilirim’ sorusu beni daha çok cezbediyor. Örneğin TikTok’ta metin şeklinde haber paylaşmak düşünülemez. Bir siyasi iddianameyle ilgili detayları da uzun bir Youtube videosunda anlatmaktansa metin halinde ve resmî belgelerle anlatmak gerekir” dedi.
GDH olarak her sosyal medya platformu için farklı bir yayın akışına sahip olduklarını söyleyen Tekşen, “Bu sayede kendi kitlesine ve kitlesinin alışkanlıklarına göre hareket eden birimler inşa etme gayretinde bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu tartışmayı yürütmek, “altın oranın” olmasa da haberi daha çok kişiye ulaştırmaktaki doğru yolun bulunmasında da rehber olacak…
The post Habercilikte yazılı içerik-görsel içerik tartışması: Bir “altın oran” var mı? appeared first on Journo.