Müzik yolculuğuna çıkmış.
Hayatın seyrine eşlik eden ezgiler
kültür yöneticisi t. volkan aslan, ilk albümü "seyir" ile müzisyenliğe adım attı ve kendi yolculuğunu dinleyicilere anlatıyor.
uzun yıllar kültür yöneticisi olarak çalışan t. volkan aslan, ilk albümü “seyir” ile müzisyen olarak dinleyici karşısına çıkıyor. aslan, “dinleyicilere kendi seyrimi, kendi yolculuğumu anlatmaya çalışıyorum” diyor.
Yıllardır festivallerin, konserlerin ve kültür projelerinin perde arkasında çalışan T. Volkan Aslan, bu kez sahnenin merkezine kendi müziğiyle çıkıyor. Müzisyen, akademisyen ve kültür yöneticisi kimliklerini aynı potada eriten Aslan, ilk stüdyo albümü “Seyir”de Anadolu'nun geleneksel nefesli çalgılarını çağdaş ve enstrümantal düzenlemelerle buluşturuyor. Sony Music'in yayımladığı yedi parçalık albümde Cahit Berkay başta olmak üzere farklı kuşaklardan müzisyenler bir araya geldi.
Seyir albümünün anlatmak istediği hikâyeyi nasıl tanımlıyor?
Seyir bir yolculuğu ifade ediyor. Her insanın yaşamını bir yolculuk olarak görüyorum ve bu yolculuğun içinde pek çok durak var. Hüzün, sevinç, umut, mutluluk da... Düşmek de var, yeniden ayağa kalkmak da. Hepsi hepimizin ortak hikâyesi. Bu albüm bunların enstrümantal anlatımı. Kendi hikâyem. Konuşmak yerine çalara k, müzik üreterek kendimi ifade etme biçimim. Bu yüzden adını Seyir koyduk. Dinleyicilere kendi seyrimi, kendi yolculuğumu anlatmaya çalışıyorum.
Dinleyici, söz olmadan hikâye dinlemeye ne kadar yakın?
Dinleyenlerden zaman zaman “Bunlara artık söz de yazarsın” gibi yorumlar geliyor. Sanki eksik ya da yarım kalmış bir anlatı varmış gibi algılanabiliyor. Anadolu coğrafyası güçlü söz kültürüne sahip. Geleneksel müziğimizde ve şiirimizde sözün önemli yeri var. Bu nedenle enstrümantal müzik her zaman daha zor bir alan. Bunun farkındayım ama anlatma biçimim bu. Herkesin bu müziklerden kendi hikâyesini çıkarmasını istiyorum. Sözün olmaması bu açıdan özgürleştirici geliyor. Dinleyen kişi kendi duygusunu, yaşanmışlığını müziğin içine yerleştirebiliyor. İster sözlü ister enstrümantal olsun, müziğin gücü dinleyenin onunla nasıl bağ kurduğuyla ilgili. Enstrümantal müziğin popüler anlamda bazı dezavantajları olsa da bu üretim biçiminden keyif alıyorum.
Mey, duduk, ney ve kaval gibi nefesliler müziğin Anadolu tarafını duyumsatırken; trompet, trombon ve saksafon gibi nefesliler kentli bir ton katıyor. Bu iki farklı nefes ailesini birleştirirken farklılıkları nasıl yönettiniz?
Müzik üretme biçimim, yıllar içinde biriktirdiklerimin doğal sonucu. Nasıl yazı yazarken insan yaşadıklarından besleniyorsa, müzik de aynı şekilde birikimlerle oluşuyor. Geleneksel müzik formlarını çok çalıştım, bu alanda eğitim aldım. Geleneksel danslar ve geleneksel müzik üzerine uzun yıllar emek verdim ancak zaman içinde bu birikimi farklı müzikal yaklaşımlarla sentezlemeyi benimsedim. Bugün ortaya çıkan müzik dili de doğal tarzım hâline geldi. Özellikle Anadolu'nun nefesli sazlarıyla Batı'nın nefesli enstrümanlarının aynı yapıda buluşması beni heyecanlandırıyor. Aralarındaki uyumu, harmoniyi yakalamak ve ezgileri bu ortak dil içinde yeniden yorumlamak müzik anlayışımın önemli parçası. Bu albümde de çaldığım enstrümanları da merkeze alarak bu sentezi yansıtmaya çalıştım.
Yıllardır kültür yöneticisi olarak başka sanatçıların alanlarını var ettiniz. Şimdi spot ışıklarının müziğinize çevrilmesi, “sanatçı” yanınıza neler hissettiriyor?
Kültür yöneticisinden önce müzisyenim. Kültür ve sanatla tanışmam da müzisyenlik sayesinde oldu. 30 yıl önce bağlamayla başlayan yolculuğum, konservatuvar eğitimiyle sürdü. Mey, zurna, çeşitli nefesli sazlar, askı davul ve bağlama çalarak hayatımı kazanırken, müziğin içinde kendimi geliştirmeye çalıştım. Son 15 yıl kültür yöneticiliğiyle geçti. Bu süreçte eksikliğini hissettiğim şey sahnede olmak, çalmak ve üretimin doğrudan içinde yer almaktı. Albümlerde yer alamamak benim için hep bir eksiklikti. Ama müzikten kopmadım. Çalmaya, dinlemeye, yazmaya ve üretmeye devam ettim. Bugün yeniden müzisyen kimliğimle üretmenin mutluluğunu yaşıyorum. Mesleki anlamda da benim için önemli bir dönüş oldu. Başladığım yolculuğa yeniden dönebilmek ve onu devam ettirebilmek çok kıymetli.
Farklı kuşaklardan iki müzisyen olarak Cahit Berkay ile nasıl bir dil yakaladınız? Uyarısı veya teması oldu mu?
Cahit Berkay gibi evrensel ölçekte iz bırakmış bir müzisyenle aynı projede yer alabilmek büyük onur. Hayranlıkla dinlediğim bir ismin müzikal dünyasına yaklaşabilmek, onunla üretmek hem dinleyici hem de bir müzisyen olarak benim için kıymetliydi. Bu bir “müzisyenler” albümü. Bu projeye birçok değerli müzisyen hiçbir karşılık beklemeden gönülden katkı sundu. Her biri emeğini, bilgisini ve müziğini büyük içtenlikle paylaştı. Cahit Berkay’ın katkısı ise albüm için ayrı değer taşıyor. Varlığıyla beni onurlandırdı, müziğe de çok güçlü katkı sundu. Onun nezdinde katkıda bulunan bütün müzisyen dostlarıma teşekkürler.