Umut hakkı için Avrupa'ya seslenmişler.
Hukuk örgütleri ve barolardan AK Bakanlar Komitesi’ne ‘Umut Hakkı’ başvurusu
türkiye'deki hukuk örgütleri ve barolar, avrupa konseyi bakanlar komitesi'ne başvurarak ai̇hm kararlarının yerine getirilmediğini bildirdi ve denetim talebinde bulundu.
hukuk örgütü ve barolar tarafından ak bk’nin eylül ayı toplantısı öncesinde komiteye bildirimde bulunularak, türkiye’nin ai̇hm’in ‘öcalan 2’, ‘kaytan’, ‘gurban’ ve ‘boltan’ dosyalarındaki ‘ihlal’ kararlarını yerine getirmediği belirtildi. bildirimde, denetim talebinde bulunuldu çok sayıda hak, hukuk örgütü ve baro tarafından avrupa konseyi bakanlar komitesi’nin (ak bk) eylül ayı toplantısı öncesinde komiteye bildirimde bulundu. bildirimin, avrupa […].
Hukuk örgütü ve barolar tarafından AK BK’nin Eylül ayı toplantısı öncesinde komiteye bildirimde bulunularak, Türkiye’nin AİHM’in ‘Öcalan 2’, ‘Kaytan’, ‘Gurban’ ve ‘Boltan’ dosyalarındaki ‘ihlal’ kararlarını yerine getirmediği belirtildi. Bildirimde, denetim talebinde bulunuldu
Çok sayıda hak, hukuk örgütü ve baro tarafından Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (AK BK) Eylül ayı toplantısı öncesinde komiteye bildirimde bulundu.
Bildirimin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’ye yönelik “Öcalan 2”, “Kaytan”, “Gurban” ve “Boltan” dosyalarında verdiği “ihlal” kararlarının yerine getirilmesi amacıyla yapıldığı kaydedildi. Bildirimde, Türkiye’nin “Öcalan 2”, “Kaytan”, “Gurban” ve “Boltan” dosyalarındaki ihlal kararlarını yerine getirmediği belirtilerek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 03 Aralık 2021’de Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurduğunu ancak AYM’nin başvuruyu karara bağlamayarak, beklettiği vurgulandı. Bildirimde, “Benzer şekilde bildirime konu dosya grubunda başvurucu olarak yer almayan, ancak Türkiye’ de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile mahkumiyetlerine karar verilen çok sayıda mahpusun AYM’ye yapmış olduğu bireysel başvurularla ilgili de bir karar verilmemiştir. Aynı konudaki hak ihlallerinin ortadan kaldırılması amacıyla yapılan başvurularda AYM karar vermekten kaçınan bir tutum sergilemektedir” denildi.
Türkiye hukukunda ağırlaştırılmış müebbet
AİHM’nin 4 dava dosyasında da “ihlal” kararı verdiği vurgulanan bildirimde, “Cezanın gözden geçirilmesine yönelik bağımsız ve etkili bir mekanizmanın bulunmaması, tespit edilen yapısal ihlalin sürdüğünü göstermektedir” denildi. Ağırlaştırılmış müebbet infaz rejiminin “kısıtlayıcı” koşullar öngördüğünün altı çizilen bildirimde, “Cezanın infazına hiçbir surette ara verilememektedir. Bu nedenle sağlık hizmetleri öncelikle ceza infaz kurumunda, mümkün olmaması durumunda ise devlet veya üniversite hastanelerindeki tek kişilik yüksek güvenlikli mahpus koğuşlarında sunulmaktadır. Böylece ağırlaştırılmış müebbet hükümlüleri, kurum dışında tedavi gördüklerinde dahi tecrit koşullarında tutulmakta ve sağlık gerekçesiyle infazın ertelenmesi imkânından fiilen yararlanamamaktadır. Türkiye hukukunda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına ilişkin infaz rejimini belirleyen temel düzenlemelerde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Özellikle 5275 sayılı Kanun’un 107/16. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 17/4. maddesi kapsamında öngörülen hükümler, belirli suç kategorileri bakımından koşullu salıverilme imkanını tamamen ortadan kaldırmaya devam etmektedir. Bu düzenlemeler uyarınca, söz konusu suçlardan mahkûm olan kişiler bakımından cezanın infazı, herhangi bir değerlendirme veya gözden geçirme mekanizmasına tabi olmaksızın ömür boyu devam etmektedir” ifadelerine yer verildi.
AK BK’nin diğer ülkeleri denetlediği gibi Türkiye’yi denetlemediği ifade edilen bildirimde, komitenin AİHM kararlarının denetlemesi talep edildi. Bildirimde, “Diğer ülke örneklerinde sergilenen yakın ve somut sonuç odaklı denetim ile Türkiye’ye ilişkin sürecin uzun süre genel çağrılarla sınırlı kalması arasındaki fark, benzer nitelikteki ihlallerin icrasında tutarlı ve eşit bir denetim standardının uygulanıp uygulanmadığı konusunda haklı soru işaretleri doğurmaktadır” ifadeleri kullanıldı.
“İhlal” kararı verilen dosyaların Türkiye’deki çok sayıda kişi etkileyeceğini ancak buna rağmen komitenin, dosyaları gündemine almadığı hatırlatılarak, “Hükümet belirlenen süre içerisinde güncel eylem planı sunmamasına ilişkin herhangi bir değerlendirme veya çağrıda da bulunulmamıştır. Bu durum, kararların infazı kapsamında gerekli yasal değişikliklerin gerçekleştirilmesine yönelik uluslararası denetimin etkinliğini zayıflatmakta ve ihlalin giderilmesini geciktirmektedir. Gurban Grubu kararlarının etkili biçimde infazının sağlanabilmesi için dosyanın Bakanlar Komitesi tarafından öncelikli olarak ele alınması, Hükümetten alınan tedbirler ve bunların uygulanma takvimine ilişkin güncel bilgi talep edilmesi ve gerekli genel tedbirlerin yakından izlenmesi önem taşımaktadır” denildi.
AİHM, Bakanlar Komitesi ve BM İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) tarafından tespit edilen yapısal soruna yanıt verilmediği vurgulanan bildirimde, devamla şunlar kaydedildi: “Nitekim BM İşkenceye Karşı Komite, Mart 2026’da Türkiye’ye; ağırlaştırılmış müebbet cezasını gerektiren suçların sınırlı olduğu yönündeki hükümet açıklamalarını not etmekle birlikte, yaklaşık 4.000 kişinin bu cezaya tabi tutulmasından duyduğu kaygıyı iletmiştir. Komite, belirli suçlardan mahkûm edilen kişilerin tahliye umudundan hâlen yoksun bırakılmasının, önceki tavsiyelerine rağmen uluslararası insan hakları standartlarına aykırı olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca İmralı Cezaevi’ndeki mahpusların aile ve avukat görüşmelerine ilişkin açıklamaları not etmiş; ziyaret taleplerinin büyük çoğunluğunun reddedilmeye devam etmesi ve görüşmelerin düzenliliği ile sürekliliği hakkında bilgi verilmemesi nedeniyle kaygılarının sürdüğünü belirtmiştir”
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis Komisyonu’nun kurulduğu anımsatılan bildirimde, “Hazırlanan rapor, mevcut hâliyle Gurban Grubu kararlarının infazı bakımından yeterli bir genel tedbir niteliği taşımamaktadır. Raporda, AİHM’in Gurban Grubu kararlarında yapısal ihlalin temelini oluşturan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının indirilebilirliği, mahpuslara makul bir süre sonunda gerçekçi bir tahliye olanağı sağlayacak gözden geçirme mekanizmasının oluşturulması ve umut hakkının güvence altına alınmasına ilişkin herhangi bir somut reform önerisine yer verilmemektedir. Ayrıca rapor, AİHM’in bu alandaki içtihadı ile Bakanlar Komitesi’nin Gurban Grubu kararlarının infazı kapsamında talep ettiği genel tedbirler doğrultusunda gerekli yasal değişikliklere temel oluşturabilecek bir yaklaşım da ortaya koymamaktadır. Komisyon raporunun yayımlanmasının ardından, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası rejimini AİHM içtihadıyla uyumlu hâle getirmeye yönelik herhangi bir somut yasal adım atılmamıştır. Mevzuatta gerekli değişikliklerin yapılmamış olması, AİHM tarafından tespit edilen ihlalin devam etmesine ve benzer ihlallerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, Gurban Grubu kararlarının etkili biçimde infazı bakımından yeterli ilerleme sağlandığından söz etmek mümkün değildir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası rejimini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi ve Mahkeme içtihadı ile uyumlu hâle getirecek somut, öngörülebilir ve uygulanabilir yasal reformlara duyulan ihtiyaç devam etmektedir” ifadeleri kullanıldı.
*Bu gruptaki ilk kararın Mart 2014’te verildiği, başvurucuların umut hakkından mahrum tutularak on yıllardır cezaevinde tutuldukları ve Sözleşme’ye aykırı bu ceza infaz rejiminden yüzlerce başka hükümlünün etkilendiği göz önünde bulundurularak grubun, güçlendirilmiş denetim (enhanced supervision) kapsamında yakın aralıklarla ve her İnsan Hakları (DH) toplantısında yeniden gündeme alınmasını,
*Türkiye’nin Gurban Grubu kararlarının gereğini uygulaması için “Ortak Tamamlayıcı Prosedür” mekanizmasının işletilmesini,
*Türkiye’den yalnızca genel niyet beyanlarını değil belirli bir tarihe kadar somut bir eylem planı ve yasama takvimi sunmasının istenmesini,
*İlerleme sağlanmaması hâlinde ara karar (interim resolution) kabul edilmesinin değerlendirilmesini, talep/tavsiye etmektedir.
Bildirimde bulunan hak, hukuk örgütleri ve barolar şöyle: Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), Êlih Barosu, Amed Barosu, Colemêrg Barosu, Mêrdîn Barosu, Mûş Barosu, Riha Barosu, Şirnex Barosu, Wan Barosu.
Hukuk örgütleri tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Sayın Abdullah Öcalan adına ömür boyu hapis cezasına karşı yapılan başvuru, 18 Mart 2014 tarihinde AİHM tarafından kabul edilerek ihlal kararı ile sonuçlanmıştır. Devamında Sayın Hayati Kaytan, Sayın Emin Gurban ve Sayın Civan Boltan adına yapılan başvurularda da aynı nitelikte ihlal kararları verilmiştir.
Ancak Türkiye tarafından umut hakkını konu alan bu kararlar halen yerine getirilmemiş, uygun yasal düzenlemeler yapılmamıştır.
Umut hakkının icra edilmesini takip etmekle sorumlu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de konuyu gündemine almamaktadır.
Bu anlamda Gurban grubunun Bakanlar Komitesinin Eylül oturumlarında gündeme alınması, Türkiye tarafından umut hakkına uygun yasal adımların atılması amacıyla bir çok sivil toplum örgütü ve baro olarak Kural 9.2 başvurusu ara bildirimi yapmış bulunmaktayız.
Başvuru ÖHD, İHD, TOHAV, CİSST, ÇHD, Batman Barosu, Diyarbakır Barosu, Hakkari Barosu, Mardin Barosu, Muş Barosu, Şanlıurfa Barosu, Şırnak Barosu ve Van Barosu tarafından yapılmıştır.
Sürece dair çerçeve yasanın gündemde olduğu bu aralıkta umut hakkı gözardı edilmeden evrensel hukuka uygun adımların atılması çağrısı yapıyoruz.”