Petrol yine uçmuş.
Hürmüz Boğazı krizi petrol fiyatlarında yeni bir dalga yarattı
hürmüz boğazı'ndaki gelişmeler sonrası petrol fiyatları 73 dolardan 96 dolara fırlayarak enerji krizini derinleştirdi.
ateşkesin bozulması hürmüz boğazı’nda tanker trafiğini yeniden durdurunca 73 dolara kadar gerileyen petrol, 96 dolara fırlayarak enerji krizini tırmandırdı. piyasa 120 dolarlık zirveden bu yana büyük ölçüde dengelendiği için üç basamaklı rakamlar beklenmiyor.
Yeni bir petrol arzı şokuyla karşı karşıyayız. İran savaşının yeniden alevlenerek Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve Husilerin Suudi tankerlerini hedef almasına ek olarak Karadeniz’deki petrol terminallerine yönelik saldırılar, küresel petrol arzında eş zamanlı ve çok cepheli bir lojistik krizine neden oldu. Temmuzun son günlerinde Brent petrolün varili 95 doların üzerine çıktı. Peki, fiyatlar yeniden üç basamaklı rakamlara çıkar mı? Uzmanlar gelişmelerin fiyatları tekrar sürekli olarak üç haneli rakamların üzerine çıkarabilecek türden yapısal, uzun vadeli bir arz şokuna işaret etmediğini vurguluyor.
Piyasalar ve önde gelen finans uzmanları, 120 dolara dayanan rekor seviyelerden beri piyasada büyük bir yeniden dengeleme gerçekleştiğini belirterek kısa süreli yükselişler olabileceğini ancak petrolün varil başına 100 dolar ve üzerinde kalıcı olmasını beklemiyor. Uzmanlara göre ABD - İran arasındaki çatışmalar geçici olabilir ve son aylarda yaşanan düşüşe rağmen fiyatların üzerinde “savaş primi” bulunuyordu. Enerji arz yollarının normalleşeceğine dair genel beklenti, uzun vadeli yükselişi sınırlıyor. Bir de küresel petrol talebinde yaşanan keskin talep düşüş konusu var. Yılın ilk yarısındaki aşırı yüksek fiyatlar, küresel olarak büyük talep kayıplarına neden oldu. Başlıca tüketiciler ve özellikle Çin, ham petrol alımlarını önemli ölçüde azalttı ve bu da yılın geri kalanında yapısal talep düşüşlerine yol açtı. Ayrıca Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) daha önceki açıklarını üretim kotası artışlarını onayladı ve küresel dolaşıma günde yaklaşık 600 bin varil yeni arz enjekte etti.
JPMorgan araştırma bölümü, 16 Temmuz tarihli son raporunda, fiyatlarda 100 dolar seviyesini öngörmüyor. Brent petrolünün 2026 yılının üçüncü çeyreğinde ortalama 86 dolar, dördüncü çeyreğinde 80 dolar ve yılsonunda 78 dolar olacağını tahmin ediyor. JPMorgan, petrol piyasasında beklenenden daha büyük talep düşüşü ve özellikle Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyesi ülkelerde ilk düşünülenden daha az stok çekimi yaşandığını belirtiyor. Çin’in stokları sayesinde petrol talebinde yaşanan düşüşün buna bir örnek olduğunu vurgulayan JPMorgan, Körfez bölgesindeki petrol üretiminde uzun vadeli hasarın minimum düzeyde olduğunu, ancak OPEC’in belirsiz geleceğinin tahminleri karmaşıklaştırdığını ifade ediyor.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) OPEC’ten ayrılma kararının uzun vadeli etkileri olacak önemli bir gelişme olduğu, OPEC’in toplam üretiminde yüzde 11 payı olan ve örgütün petrol piyasasını istikrara kavuşturma yeteneğinde önemli role sahip bir üyeyi kaybettiği dile getiriliyor. BAE’nin güçlü bir atıl kapasitesi olduğunu ve bunu kullanarak üretimi artırmayı planladığına dikkati çeken JPMorgan, üretim artışının ağustostan itibaren başlayacağını ve bunun fiyatlar üzerinde baskı yaratacağını savunuyor.
Oysa karamsar hava dağılmış gibiydi, petrol fiyatları savaş öncesi seviyelere yaklaşmıştı. ABD ve İran arasındaki savaşı sona erdiren ateşkes mutabakatı 17 Haziran’da imzalanmış ve bu diplomatik gelişmeyle savaş döneminde 116 - 120 dolar seviyelerine kadar tırmanan Brent petrolün varili sert bir düşüşle temmuzun ilk haftasında 71 - 74 dolar bandına kadar gerilemişti. Olumlu beklentiler yükselirken 9 Temmuz’da savaşın ikinci dalgası yeniden başladı.
ABD Başkanı Donald Trump, İslamabad Mutabakatı’nın bittiğini ilan ederek İran’daki askerî hedefleri vurduklarını açıkladı. Birkaç gün sonra Hürmüz Boğazı ticari gemi trafiğine resmen kapatıldı, petrol sevkiyatı yeniden tam anlamıyla kilitlendi. Üç hafta süren barış ikliminde, Hürmüz’den geçen tanker sayısı savaş öncesi seviyenin sadece yüzde 25’i olan günlük ortalama 34’e kadar yükselmişken çatışmaların ve ablukanın yeniden başlamasıyla günlük üç gemiye kadar düştü.
Tırmanan çatışmaların ve Hürmüz’ün tekrar kapanmasının yanında Yemen’deki İran yanlısı Husi hareketinin, Kızıldeniz’de Suudi Arabistan bağlantılı gemilere yönelik deniz ablukası tehdidi ve 23 Temmuz’da iki Suudi tankerine füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırması kaygıları körükledi.
Tüm bu gelişmelerle birlikte petrol fiyatları yeniden tırmanışa geçti. Eylül vadeli Brent petrolün varili 13 Temmuz günü yüzde 9,6 sıçramayla 83 dolara çıktı. Gerilim daha da tırmanınca 20 Temmuz’da 90 doların üzerine ve 23 Temmuz’da Suudi tankerlerine saldırı haberiyle 11 Haziran’dan bu yana ilk kez varil başına 96 doların üzerine çıktı.
Böylece petrolün varili 9 Temmuz’dan itibaren 10 iş gününde yüzde 23 arttı. Petrol fiyatlarındaki düşüş süreci iki ay bile sürmedi. İran savaşında ateşkes ile Brent petrolün fiyatı yedi hafta içinde yüzde 36 düşmüş ve petrolde varil başına 110 dolar seviyesinden temmuz başında 71 dolara kadar düşmüştü.
Goldman Sachs ise oldukça karamsar... Hürmüz’de sevkiyat kesintilerinin uzun sürmesi halinde Brent petrolün yılın son çeyreğinde varil başına 120 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Goldman Sachs’a göre Hürmüz’den petrol akışının aksamasının sürmesi ve Basra Körfezi’nden yapılan sevkiyatın savaş öncesindeki düzeyinin yüzde 45’inin altında kalması önemli; bu durumda Brent petrolde 120 doları tahmin ediyor. Yatırım bankası, bölgedeki gerilimin azalması halinde Brent petrolün yılın son çeyreğinde ortalama 80 dolar, 2027’de ise 75 dolar seviyesinde işlem görmesini bekliyor.
En taze sorun: Dizel krizi
Petrol fiyatlarındaki artışın yanında küresel bir dizel yakıt krizi yaşanıyor. Rafineri kapasitesindeki kritik darboğaz jeopolitik çatışmalarla birleşerek küresel dizel (motorin) ve jet yakıtı arzında oldukça yıkıcı bir aşamayı tetikledi.
Orta Doğu’daki tırmanan çatışmalar, bölgedeki büyük rafinerilere zarar verdi ve Hürmüz Boğazı gibi kritik deniz geçiş noktalarından ihracat akışını aksattı. Ancak esas darbe Ukrayna’nın İHA’larıyla geldi. Son aylarda Ukrayna, Rusya’nın en az 24 büyük rafinerisini hedef alarak hasar verdi. En büyük rafineri Omsk ile Tuapse gibi büyük işleme tesislerinde operasyonlar defalarca durduruldu.
Saldırılar Rusya’nın rafineri sektörünü ağır şekilde etkiledi, rafineri kapasitesinin yüzde 35’inden fazlasını devre dışı bıraktı. Bu durum, Rus ham petrol işlemesini 2005’ten bu yana en düşük seviyelerine indirdi. Bir zamanlar en büyük ihracatçı olan Rusya dizel ihracatını durdurdu hatta yakıt ithal etmeye zorlandı. Böylesine bir devin uluslararası pazardan çekilmesi küresel paniğe neden oldu.
Bir de şu var; ham petrolün aksine rafine ürünlerin küresel arzı yavaş toparlanıyor. Rafineriler, bir kıtlık yaşandığında üretim verimlerini kolayca veya hızlı bir şekilde daha fazla dizel üretmek için değiştiremiyor.
Dizel, yük taşımacılığı, tarım ve imalat için birincil yakıt olduğundan herhangi bir rafineri darboğazı, fiyatının ham petrol veya binek araçlarda kullanılan benzine göre çok daha hızlı yükselmesine neden oluyor. Benzin fiyatları yükseldiğinde günlük sürücüler daha az araç kullanmayı seçebilirken ekonomiyi besleyen kamyonlar, yük trenleri ve tarım ekipmanları çalışmayı sürdürmek zorunda... Bir varil ham petrolden üretilebilecek motorin miktarı teknik olarak sınırlı olmasının yanında benzine kıyasla daha maliyetli ve karmaşık işleme süreçlerine sahip.
Küresel çapta rafineri marjları da rekor seviyelere fırlayınca sanayi, tarım, ağır nakliye ve lojistik sektörünün can damarı olan dizel fiyatları hızla arttı. Temmuzun son haftasında küresel akaryakıt borsalarında (Rotterdam-Akdeniz piyasası) dizelin tonu 1.205 - 1.256 dolar arasında işlem görüyor. 2025 ortalaması 750 - 850 dolar bandındayken savaş başlamadan önce ton fiyatı 601 - 623 dolar seviyesindeydi. Savaşın patlak vermesiyle fiyatlar ikiye katlanarak 1.347 - 1.505 dolara kadar fırlamıştı.
ABD’de geçen yıl temmuz ayında 3,7 - 4 dolar olan dizelin galon fiyatı 5,13 dolara çıktı. Euro Bölgesi’nde de geçen yılın temmuz ayına göre yüzde 14 artışla litresi 1,75 euro’ya ulaştı. Benzer durum Türkiye’de de yaşanıyor, dizel fiyatları benzinden daha hızlı artıyor. 7 Temmuz öncesinde 64,69 lira olan motorinin litresi arka arkaya gelen beş zam ile 23 Temmuz’da 74,28 liraya çıktı, iki haftada yüzde 14,3 arttı.