Torino Kefeni'nde fıstık, muz, kedi DNA'sı çıkmış.
Hz. İsa’nın Kefeni Olduğu İddia Edilen Torino Kefeni’nde Beklenmedik DNA İzleri Bulundu
torino kefeni'nde yapılan yeni genetik analizlerde insan dna'sının yanı sıra fıstık, muz, kedi, tavuk, balık ve çeşitli bitkilere ait genetik izler bulundu. çalışma kefenin gerçekliğini veya yaşını kesinleştirmiyor.
yüzyıllardır i̇sa peygamber’in bedenini sardığı öne sürülen torino kefeni, yeni bir genetik analizle yeniden gündeme geldi. araştırmacılar, ünlü kumaşın yüzeyinden alınan örneklerde insan dna’sının yanı sıra fıstık, muz, kedi, tavuk, balık ve çeşitli bitkilere ait genetik izler tespit etti. scientific reports dergisinde yayımlanan çalışma, kefenin yaşını ya da gerçekliğini kesin olarak belirlemiyor. ancak kumaşın yüzyıllar […] bu yazı hz. i̇sa’nın kefeni olduğu i̇ddia edilen torino kefeni’nde beklenmedik dna i̇zleri bulundu ilk olarak şu sitede yayımlanmıştır: kayıp rıhtım . yazının kaynağı bu sitedir.
Yüzyıllardır İsa Peygamber’in bedenini sardığı öne sürülen Torino Kefeni, yeni bir genetik analizle yeniden gündeme geldi. Araştırmacılar, ünlü kumaşın yüzeyinden alınan örneklerde insan DNA’sının yanı sıra fıstık, muz, kedi, tavuk, balık ve çeşitli bitkilere ait genetik izler tespit etti.
Scientific Reports dergisinde yayımlanan çalışma, kefenin yaşını ya da gerçekliğini kesin olarak belirlemiyor. Ancak kumaşın yüzyıllar boyunca temas ettiği insanlar, çevre koşulları ve olası kirleticiler hakkında dikkat çekici bilgiler sunuyor.
Torino Kefeni, üzerinde insan siluetini andıran izler taşıyan keten bir kumaş. İnananlar tarafından İsa’nın çarmıhtan indirildikten sonra sarıldığı bez olarak kabul ediliyor. Şüpheciler ise kefenin ortaçağa ait olabileceğini savunuyor.
Torino Kefeni’nin Kökeni Hâlâ Tartışmalı
Kumaşın kesin kökeni hâlâ tartışmalı. Tarihsel kayıtlarda ilk kez 1354 yılında Fransa’nın Lirey kentinde ortaya çıktığı biliniyor.
Araştırmacılar, kefenin geçmişine dair daha fazla bilgi edinmek için 1978’de yüzeyinden alınan organik kalıntı örneklerini modern genetik yöntemlerle yeniden inceledi.
Yeni analizde, kefen üzerinde dünyanın farklı bölgelerinden en az 14 kişiye ait insan DNA’sı bulundu. Araştırmacılar, bu kişilerden birinin büyük olasılıkla 1970’lerde örnekleri ilk toplayan bilim insanı olduğunu ve Avrupa-Yahudi kökenli genetik izler taşıdığını belirtti.
Bunun yanında, Orta Doğu’da yaşayan Arapça konuşan küçük Dürzi topluluğuyla bağlantılı nadir bir genetik işaret de tespit edildi.
Daha dikkat çekici sonuçlardan biri ise insan DNA’sının önemli bir bölümünün Hindistan kökenli görünmesi oldu. Araştırmacılara göre bunun en olası açıklamalarından biri, kefenin yapıldığı ketenin İndus Vadisi’nden ithal edilmiş olması.
Bitki ve Hayvan DNA’sı da Tespit Edildi
Analizde yalnızca insan DNA’sı değil, çok sayıda bitki ve hayvan türüne ait genetik izler de bulundu. Domates, salatalık, kavun, patates, Antep fıstığı, yer fıstığı, muz, biber, mısır ve havuç bunlar arasında yer aldı.
Hayvan DNA’sı örnekleri arasında ise köpek, kedi, tavuk, domuz, sığır, at ve tavşan izleri tespit edildi. Ayrıca badem ve ceviz gibi bitkisel kaynaklı izler de belirlendi.
Araştırmacılar, bu genetik kalıntıların kefene ne zaman, nerede ve hangi koşullarda bulaştığının kesin olarak bilinmediğini vurguluyor.
Balık ve Mercan İzleri de Var
Kefende Atlantik morinası ve kefal gibi deniz canlılarına ait DNA izleri de bulundu. Bunun yanı sıra, Roma döneminde takı ve sembolik nesneler yapımında kullanılan bir Akdeniz kırmızı mercanı türüne ait genetik iz de tespit edildi.
Bu bulgular, kefenin yüzyıllar boyunca çok farklı çevresel ve kültürel temaslara maruz kalmış olabileceğini düşündürüyor.
Bazı İzler Daha Geç Dönemlere İşaret Ediyor
Araştırmacılar, kefende bulunan bazı türlerin kökeninin Latin Amerika’ya uzandığını belirtiyor. Bu durum, söz konusu kirlenmelerin büyük olasılıkla Amerika kıtasının Avrupalılar tarafından tanınmasından, yani 1492 sonrasından sonra gerçekleşmiş olabileceğini gösteriyor.
Havuç DNA’sının ise 15. ve 16. yüzyıllarda yetiştirilmeye başlanan Avrupa çeşitleriyle ilişkili olduğu belirlendi. Bu da bazı genetik izlerin kumaşa daha geç dönemlerde bulaşmış olabileceğini düşündürüyor.
“Kefen Genetik Bir Arşiv Gibi”
Çalışmanın yazarlarından Profesör Noemi Procopio, Torino Kefeni’nin yüzyıllar boyunca insan teması ve çevresel etkenlerle biriken zengin bir genetik arşiv niteliği taşıdığını söyledi.
Procopio, DNA kanıtlarının kumaşın yaşı ya da gerçekliği hakkındaki tüm soruları yanıtlayamayacağını; ancak kefenin biyolojik geçmişine dair yeni bilgiler sunduğunu belirtti. Araştırmacıya göre adli bilimlerdeki gelişmeler, tarihî eserlerden daha önce erişilemeyen verilerin çıkarılmasını mümkün kılıyor.
İlginizi Çekebilir: Yapay Zekâ Şirketlerinin Sahaflarda Başlattığı Yeni Akım Tepki Çekti
Torino Kefeni hakkındaki düşüncelerinizi yorumlarda veya Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilir, arkeoloji dünyasından yeni haberler için bizleri Google News ve WhatsApp üzerinden takip edebilirsiniz.
Bu yazı Hz. İsa’nın Kefeni Olduğu İddia Edilen Torino Kefeni’nde Beklenmedik DNA İzleri Bulundu ilk olarak şu sitede yayımlanmıştır: Kayıp Rıhtım. Yazının kaynağı bu sitedir.