Kitap okuma aşkı yine tutmuş.
İrlanda Defteri’nde birtakım İrlandalı meseleler
yazar nâlan mahsereci, kitaplarla olan romantik ilişkisini ve doğa manzarası eşliğinde okuma keyfini anlatıyor.
nâlan mahsereci kitaplarla romantik bir ilişkilenmem var. doğanın içinde ya da manzaralı bir yerdeysem, aklıma gelen ilk şey, portatif bir sandalye atsam, orada ne kadar keyifle okuyacağım oluyor. kitabın büyüsüne orada kapılayım, sayfaların esinlediği düşünce kırıntılarının peşine ortamın güzelliğinde erirken düşeyim istiyorum. manzaranın bende uyandırdığı hali, ancak iyi bir kitap taçlandırabilir gibi geliyor bana. ya […] the post i̇rlanda defteri’nde birtakım i̇rlandalı meseleler first appeared on bilim ve gelecek .
Kitaplarla romantik bir ilişkilenmem var. Doğanın içinde ya da manzaralı bir yerdeysem, aklıma gelen ilk şey, portatif bir sandalye atsam, orada ne kadar keyifle okuyacağım oluyor. Kitabın büyüsüne orada kapılayım, sayfaların esinlediği düşünce kırıntılarının peşine ortamın güzelliğinde erirken düşeyim istiyorum. Manzaranın bende uyandırdığı hali, ancak iyi bir kitap taçlandırabilir gibi geliyor bana. Ya kütüphanede okumak… Elimdeki kitap bir virtüöz edasıyla soloyu devralmışken, arka planda dünyanın her köşesinden binlerce yılı aşıp gelerek aynı yerde toplanmış, kimi sorgulayıcı, kimi kanıtlayıcı, kimi aktarımcı, kimi yorumlayıcı, kimi oyuncu, kimi kurucu onca bilge sesin harmonisini, huzurlu bir sessizlik içinde duyumsayabilmek… Dünyanın bütün kütüphanelerinde okumak isterim; benim kutsal yolculuğum da bu olur. Meltem Gürle’nin, bir bölümü Birgün gazetesinde daha önce yayımladığı köşeyazılarından oluşan, Dublin’de geçirdiği yıl boyunca yazdıklarından derlediği İrlanda Defteri kitabındaki “Deniz Kıyısındaki Kütüphane” başlıklı denemesi, bu arzumu iyice depreştirdi. Dublin’in banliyösü Dún Laoghaire’de yer alan ve aynı adı taşıyan kütüphane, denizle öyle iç içeymiş ki, inşaatı sırasında halk arasında, “Denizkızları sudan çıkıp kütüphanede kitap mı okuyacak sanki?” diye konuşuluyormuş. İBB’nin İstanbul’da kimi iskelelerin üst katlarını kütüphaneye dönüştürmesi ve herkes için nefis bir ortamda okuma/çalışma imkânı sunması geldi aklıma; “Martılar gökyüzünden inip kitap mı okuyacaklar sanki?” diyen olmuş mudur? Gürle Dún Laogharie Halk Kütüphanesi’nden, Lucinda Jacob’un bir şiiri sayesinde haberdar olmuş. Şiirde, denizkızlarının üzerlerinden sular sızarak, yürüme acemisi bacaklarıyla raflar arasında dolanmaları, bankonun önünde iri gözlerini kocaman açıp, balıkçıların önünde balık bekleyen foklar gibi sıralanmaları anlatılıyor. Ziyaretçilerine seyir halindeki bir teknede olduklarını duyumsatan kütüphane, “yarısı denizkızlarından oluşan” her yaştan okurla dolup taşıyormu
Gürle’nin yazdığına göre, İrlandalılar kütüphaneleri çok seviyor. Dünya genelinde eski değerini yitiren ve belki de kapanan kütüphaneler, İrlanda’da popülerliğini koruyormuş. Hükümet, halkın talebini dikkate alarak kütüphanelere sağlam bütçeler ayırıyormuş. Merkez Kütüphanesi, Marsh’s Library, Dublin Şehir Kütüphanesi ve Dublin Trinity Koleji’nin kütüphanesi Long Room’un adı ne zaman bir sohbette geçse, Dublinliler mutlaka o kütüphaneyle ilgili bir anılarını ya da duydukları eğlenceli hikâyeleri anlatıyorlarmış.
Dublin’de geçirdiği günlerde, Gürle’nin kendisi de “Beceriksiz Kundakçı” denemesinde anlattığı bir kütüphane anısı edinecek. Long Room, Dublin Trinity Koleji’nin 1592’de kuruluşuyla birlikte inşa edilmeye başlanmış, tarihi değerde binlerce elyazması, belge ve kitap ile İrlanda’nın kimi ulusal hazinelerini barındıran kütüphanesi. Gece yarısı yatmaya hazırlanırken Gürle’nin aklına, çok üşüdüğü için üniversite yönetimi tarafından ona özel tahsis edilen elektrikli sobanın fişini prizden çekmediği geliyor. Ofisinin bulunduğu Beşeri Bilimler Enstitüsü Long Room’un hemen yanında! Pansiyoneri olduğu Mary ile birlikte olası yangını söndürmek üzere telaşla yola düşüyorlar. İrlanda ulusal hazinelerini ateşe veren kişi olarak tarihe geçeceği korkusuna kapılan Gürle, hikâyenin sonunda rahatlayacak ama Mary’nin “beceriksiz kundakçı seni” takılmasından kurtulamayacak.
Gürle’nin ev sahibi Mary’nin varlığının, İrlanda Defteri’ni oluşturan denemelerde önemli bir ağırlığı var. Adeta kitabın başkarakteri gibi olan Mary, hazırcevaplığı, tatlı-sert şakaları, külyutmayan yorumları, cömert desteği ve boğmayan şefkatiyle Gürle’nin gurbetteki yalnızlığına deva oluyor. Kitabın “Mary’ye, dostluğu için sonsuz şükranla…” adanmış olduğunu da belirtelim.
“Anam Cara” adındaki denemeyi okurken altını çizdiğim şu satırlardaki “İrlandalılar” öznesi, kitabı bitirdiğimde benim için Mary’e dönüşecek: “Dublin’deki ilk haftamda Amerikalı bir genç kadın bana şöyle demişti: ‘Burada rahat edeceksin. İrlandalılar seni ellerinde hafifçe tutar. Tıpkı bir kuşu tutar gibi. Avuçlarının sıcaklığını hissedersin ama dilediğin zaman uçabileceğini de bilirsin.”’
Meltem Gürle’nin, ilk önceleri otoriter ama tonton bir anneanne olarak kodladığı Mary hakkındaki fikirleri onu tanıdıkça yavaş yavaş değişiyor. Meğerse Mary ünlü bir feminist ve eylemciymiş!
İrlanda tutucu bir toplum. Kürtaj daha yeni, 2018’deki bir referandumla yasal bir hak haline geldi (Gürle, “Birtakım İrlandalı Meseleler”de referandum tanıklığını da anlatıyor.) Evlilik dışı çocuk yapmak ise, kesinlikle toplum dışı kalmanıza yol açacak bir durum. Çocuğunuz elinizden alınıp İngiltere’ye evlatlık olarak yollanıyor ve aileniz tarafından reddediliyorsunuz. “Kötü kadın” olarak damgalanıp Magdelana Çamaşırhaneleri’ne gönderilmek de var.
Cillian Murphy’nin başrolünde olduğu, Small Things Like These filmini izleyenleriniz hatırlayacaktır; Magdelana Çamaşırhaneleri’nde “düşkün kadınlar” iradeleri dışında zorla tutulup, çok ağır koşullarda köle gibi çalıştırılmışlar. Toplama kampındaymış muamelesi gören ve fiziksel şiddete de uğrayan bu kadınların genç yaşlarda hayatlarını kaybettikleri sonradan ortaya çıkmış. Bu durum toplumsal bir infial yaratmış ve nihayet 1996’da çamaşırhaneler kapatılmış.
Mary, 70’lerde işte böyle bir ortamda evlenmeden çocuk sahibi olduktan sonra, benzer durumdaki kadınlarla bir araya gelerek bir dayanışma ağı oluşturmuş. One Family adını verdikleri sivil toplum örgütü aracılığıyla, evlilik dışı çocuk sahibi olan kadınlara barınma, iş imkânı ve sosyal destek sağlayarak, hem ayakta kalmalarına hem de çocuklarından kopmadan yaşamlarını sürdürebilmelerine yardımcı olmuşlar. Meltem Gürle’nin hikâyesini öğrendikten sonra onu kahraman ilan etmesini, Mary alçakgönüllülükle karşılıyor: “Yapılması gerekeni yaptık.”
İrlanda Defteri, yer yer günlük gibi. Her bir deneme Gürle’nin Dublin ve civarında geçirdiği günlerin izdüşümlerini içeriyor ama İrlanda’nın edebiyatına, yazarlarına, kültürel ve politik atmosferine, tarihine, İrlandalıların “içinde sıkıştıkları” günlük yaşamlarına, alışkanlıklarına uzanan bilgi ve/veya fikir yazısına dönüşüveriyor. Mümkünse manzaralı bir kütüphanede, değilse manzaraya karşı okunmaya değer.
-İrlanda Defteri, Meltem Gürle, Can Yayınları, 2025, 216 s.