Sendikalaşma oranları dibe vurmuş.
İşçi yalnız, örgütsüz güvencesiz bırakıldı
çalışma bakanlığı verilerine göre sendikalaşma oranı yüzde 13,79'a geriledi. baraj oyunları, yetki gaspı ve işsizlik tehdidi emeği güvencesizliğe mahkûm ediyor.
ülkede sendikalaşma oranı dibe doğru seyrediyor. çalışma bakanlığı’nın temmuz verilerine göre örgütlülük oranı yüzde 13,79’a geriledi. baraj oyunları, yetki gaspı ve işsizlik tehdidi emeği güvencesizliğe mahkûm ediyor.
Kendisinden önceki iktidarları ‘kıskandıracak’ emek düşmanlığıyla Saray rejimi, kasıtlı politikalarla sendikalılığı adeta bitirmeyi hedefliyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın açıkladığı sendikalaşma oranları, işçi sınıfının yalnız, örgütsüz, güvencesiz bırakıldığını bir kez daha ortaya koydu. Her yıl Ocak ve Temmuz aylarında, 6’şar aylık dönemlere göre açıklanan sendikalılık oranları dibe doğru gidiyor. Bakanlık’ın Temmuz ayı verilerine göre ülkede kayıtlı işçi sayısı Ocak 2026’ya göre 931 bin 391 kişi artsa da sendikalı işçilerin oranı geriledi. İşçilerin sendikalılık oranı yüzde 13,79’a düştü. 6 ay önce bu oran yüzde 14,45 olarak hesaplanmıştı. Buna göre her 100 işçiden yalnızca 14’ü sendikalıyken bu oran kamu işçilerinin dahil edilmediği hesaplamada daha da geriliyor. Kamu işçileri hariç tutulunca özel sektör işçilerinin sendikalılık oranı yüzde 6’ya kadar geriliyor.
YETKİ BARAJI EMEKÇİYE KURULUYOR
Anayasal sendika hakkı AKP iktidarında gasp ediliyor. Ülkede toplu iş sözleşmesi (TİS) masasında işçiyi temsil etmek için sendikaya gereken yüzde 1 işkolu barajı, emekçinin önüne kuruluyor. İşçilere örgütsüzlük dayatılırken antidemokratik işkolu barajını yıkmayı başaran sendika da üye sayılarının eksik açıklandığını duyurdu. Bağımsız Maden İş, veriler açıklanmadan önce üye sayılarını hesaplayarak barajı aştığını duyurmuştu. Sendika, Bakanlık verilerinde yüze 0,97’de bırakılırken keyfi uygulamalar ile yetkisinin verilmediğini ifade etti.
Kayıtlı işçilerin yüzde 86,21’inin herhangi bir sendikaya üye olmaması, 100 işçiden 86’sının haklarını güvence altına alacak bir toplu pazarlıktan faydalanmaması anlamına geliyor.
İşkollarına göre bakıldığında, bu 6 aylık dönemde 4 sendika yüzde 1 işkolu barajının altına düşerken DİSK’e bağlı Dev Sağlık-Sen barajı geçen tek sendika oldu. DİSK Tekstil, DİSK Basın-İş, Öz Belediye-İş, Öz Maden-İş önceki dönemde var olan TİS yetkisini kaybetti. Sendikalı işçi sayısı 7 işkolunda düştü. En yüksek düşüş Metal işkolunda gerçekleşti. Türk Metal, 6 ayda 6 bin 874 üye kaybederek sayısı en fazla azalan sendika oldu. Metal işkolunu Dokuma, Hazır Giyim ve Deri ile Petrol, Kimya, Lastik, Plastik ve İlaç işkolları izledi.
TEKSTİLDE İŞTEN ÇIKARMALAR ETKİLİ OLDU
Her fırsatta emeğin en büyük maliyet olduğunu açıklayan ve28 bin 75 TL’lik asgari ücreti dahi fazla bulan tekstil patronlarının hamleleri etkili oldu. Dokuma, Hazır Giyim ve Deri işkolunda kayıtlı çalışan sayısı 6 ayda 39 bin 603 kişi artsa da sendikalı işçi sayısı geriledi. Ocak ayında yüzde 8,18 olan işkolunda sendikalaşma oranı Temmuz’da yüzde 7,41’e düştü. Bu işkolunda çalışan 1 milyon 52 bin 756 işçinin yalnızca 77 bin 967’si örgütlenebildi.
Kayıtlı işçi sayısı, 20 işkolunun 19’unda yükselirken Sağlık ve Sosyal Hizmetler işkolunda işçi sayısı 2 bin 330 kişi düştü. Kayıtlı işçi sayısının en fazla arttığı işkolları Konaklama ve Eğlence İşleri ile İnşaat oldu. İnşaat, son istatistikte de örgütlülüğün en düşük olduğu işkolu oldu.
Üye sayısı en fazla artan 9 bin 557 yeni üyeyle Hizmet-İş oldu. Sendika, ülkedeki en yüksek örgütlenme oranına sahip işkolu olan Genel İşler’de faaliyet gösterirken yerel yönetimlere bağlı çalışan işçilerin sözleşme dönemleri yükselişte etkili oldu.
BİRLEŞİK EMEK HAREKETİ MÜCADELECİ BİR HATTA BİRLEŞMELİ
Sendikalaşmadaki düşük seviye aslında uzun zamandır gördüğümüz bir durum. Ülkede uzun zamandır sendika oranı kamuda yüksek, özel sektörde ise düşük seyrediyor. Kamuda bir yandan hükümet güdümlü sendikalara üyeliklerle yükseliyor bir yandan da kamuda sendikalı emekçi özel sektöre göre daha korumalı. Bu da özel sektörde işçilerin korumasız ve güvencesiz olduğunu gösteriyor. Hükümet istemediği sendikaları baraj altında bırakarak ya da kılpayı barajın üstünde tutarak örgütlülüğün üstünde adeta Demokles’in kılıcını sallandırıyor. Bağımsız Maden İş ve Güvenlik-Sen’in baraj altında bırakılması da bunun örneği. Ülkede hem sendikalılık oranı düşük hem de barajla demokratik ve mücadeleci yeni sendikaların sürece girmesi engelleniyor.
Tekstil sektöründe ciddi üye kayıpları gördük. Sektördeki gelişmeler ve işten çıkarmalar bunda etkili olmuş olabilir. Sendikalı işçiyi çıkarıp yeni işçi alma pratiği de oranı etkiliyor. İşçi, işsiz kalınca bir yıl süreyle üyeliği devam etse de daha sonra düşüyor. Bu gördüğümüz, daha önceden gelen bir işsizliğin sonucu da olabilir. Ülkede sendikalaşma oranının düşük olmasının sebeplerinden biri işçinin üyelikten korkutulması. Kamudaki işçinin yüzde 70-80’i sendikalıyken özel sektörde yüzde 6’nın altına düşüyorsa bunu ‘bilinç farkı’ gibi bir lafla açıklamak mümkün değil. Özel sektörde işçi için bir koruma mekanizması yok, işsizliğin de yüksek seyretmesi korkuyu artırıp sendikalaşmayı zayıflatıyor. Sendikal hakların güvence altında olmaması yüzünden zaten sık sık ‘sendikalı oldukları için işten çıkarılan işçilerin direnişlerini izliyoruz. İktidar özel sektördeki işçiye güvence getirmiyor, bunu istemiyor da. Patronların da arzusu bu yönde. Bunu değiştirmek için iki önemli öneri olabilir: Birincisi yasal değişiklikle sendikalaşmanın güvence altına alınması. Sendikalaşan işçiyi koruyacak yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi şart.
İkincisi ve daha önemlisi sendikaların ortak mücadele ve direncinin artması şart. Sendikalaşma zayıf ama var olan ve örgütlenebilen sendikalar da ciddi mücadeleyi unutmuş durumda. Daha mücadeleci bir hatta birleşik emek hareketinin güçlendirilmesi, sendikaların bir arada, ortak bir direnci geliştirecek mücadele hattını kurması şart.
İŞÇİNİN VEKALETİNİ VERİLER YOK EDEMEZ
Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay ÇAKIR:
Türkiye’de ne yazık ki holdingler, büyük federasyonlar adına yönetilen bir siyaset var. Bakanlık da bu durumda. Burada bir hata var. Yarın (bugün) Ankara’ya gidip Bakanlık ile görüşme yapacağız. İstatistikte 300’e yakın üyemiz, sendika yöneticilerimiz sayılmıyor. Neden, gerekçe ne? İşçiler bize yetki vermişken Bağımsız Maden İş’in toplu sözleşme hakkını kimse bizden alamaz. Mahkemeye gideriz, kazanırız da ancak mahkemeler bir sene sürer. Zaten 6 ay sonra yeni veri açıklanacak. Mevcut üyeleri TİS yetkimiz de varken 6 ay daha mı bekletelim? Burada bir hata var, bir an önce düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum. Bakan’a da soracağız, bu hata neden oldu? Haklı talebimizi işçi sınıfına, kamuoyuna, siyasetçilere göstermek üzere Ankara’ya gidiyoruz. Biz haklıyız, haklılığımızı da tüm Türkiye duyacak. İşçiler bize vekalet verdiyse mesele bitmiştir, buna göre hareket edeceğiz. Karşımıza kim gelirse gelsin mücadelemizi hakkımızı alasıya kadar sürdüreceğiz. Biz bugün hemen 3 yerde anında TİS yapmaya hazırız. İşçinin kazanması için mücadele ediyoruz. Sınıfın hakkı nasıl gasp ediliyor herkese duyuracağız. Patronun, siyasetçinin değil, işçinin yanındayız. Bize TİS yetkisini verdirmeyen holdingler ve sendikalardır. Biz hakkı olanda işçiyle yan yana duracağız, hakkını alan işçi de örnek alıp diğer sendikalardan bize geçecek diye mi çekiniyorlar?
HAKLARA DARBE
Dünya genelinde işçi hakları son on yılın en kötü seviyesine gerilerken Türkiye de ortalamayı dibe çekiyor. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) yayımladığı 2025 Küresel Haklar Endeksi raporuna göre Türkiye, sendikal baskılar, toplu pazarlık engelleri ve grev yasakları nedeniyle işçi hakları açısından en kötü 10 ülke arasında yer alıyor. Türkiye, ITUC tarafından bu güne dek 13 kez yayımlanan Küresel Haklar Endeksi’nin 2018-2026 dönemindeki tüm edisyonlarında işçiler açısından dünyanın en kötü 10 ülkesi arasında yer aldı. Türkiye ile aynı ligde Arjantin, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Myanmar, Nijerya, Panama ve Tunus yer alıyor.
KRALLARIN ÇAĞINDA EMEK SALDIRI ALTINDA
Tüm dünyada yoğunlaşan emek düşmanı saldırılar sendikalılık oranını geriletiyor. Sendikalaşma oranı yüksek seyreden Danimarka, Finlandiya, İzlanda ve İsveç gibi ülkelerde Ghent sistemi öne çıkıyor. Ghent sistemi, işsizlik ödeneği ve bazı sosyal yardımların sendikalar tarafından ödendiği sistemi ifade ederken bu durum örgütlülük oranlarına da yansıyor. ITUC’un tespitleri, tüm dünyada işçi haklarının zayıflatıldığı yönünde. ITUC’un Küresel Haklar Endeksi raporunda da altı çizildiği gibi "Milyarderler çağı" emekten çalıyor. Tüm dünyada demokrasiyi zayıflatarak tek adam ve krallara alan açan politikalar, işçiyi hedef alıyor. Üstelik tüm dünyada patronların örgütlülük oranı, işçilerinkinden önde olma eğiliminde. OECD ülkelerinde özel sektör işçilerinin sendikalaşma oranı ortalaması yüzde 15’lerde kalırken patronların örgütlülük oranı yüzde 55 seviyesinde. Sendikalaşma oranları görece düşük olsa da TİS’ten faydalanma oranlarının yüksek olduğu kimi ülkelerde, genişletme sistemi de denen teşmil mekanizması öne çıkıyor. Ülkede memur statüsündeki kamu emekçilerine uygulanan teşmil sistemi, TİS masasındaki sendikaya üye olmayan işçilerin de sözleşme koşullarından faydalanabilmesine olanak sağlıyor. Avusturya, Belçika, İspanya kimi Avrupa ülkelerinde de toplu pazarlık işyerleri yerine sektörel bazda yapılıyor.