Figüranlar ucuz iş gücü olmuş.
İşsizlik figüranları 950 TL'lik setlere mecbur bıraktı: Sahneleri çok kısa sömürüleri sınırsız
kültür-sanat sektöründe figüranlar ortalama 950 liraya 12-24 saat çalıştırılıyor. mobbing, örgütsüzlük ve taciz sömürüyü derinleştiriyor. figüranlar, ücretlerinin ödenmediğini söylüyor.
kayıtdışılık ve denetimsizliğin kronikleştiği kültür-sanat sektöründe figüranlar ortalama 950 liraya 12-24 saat çalıştırılıyor. mobbingin öne çıktığı sektörde örgütsüzlük sömürüyü derinleştiriyor. figüran gonca akkuş, kadınların güzellik baskısının yanı sıra tacize maruz bırakıldıklarını anlattı. figüranların eğitim adı altında çalıştırıldığını söyleyen akkuş, ‘‘ücretler ödenmiyor” dedi.
Denetimsizlik ve kayıtdışı içalıştırmayla gündemden düşmeyen kültür-sanat sektöründe sömürü hız kesmiyor. Kameramandan kostümcüsüne, temizlik işçisinden yardımcı oyuncu, figüranına kadar bu sektörde çalışan her emekçi ajanslar, patronlar ve devlet tarafından sömürülüyor. Sömürüyü en çok yaşayanlar ise kültür-sanat alanının en alt kademesi denilen figüranlar oluyor. Ne sağlık sigortası ne de iş güvenliği sağlanan sektörde, kimi yabancı uyruklu figüranların çalışma izni dahi bulunmuyor. Kayıt dışı ve denetimsizlik setlerde istismar, şiddet, mobbing ve sömürünün kapılarını iyice aralıyor.
Günlük ortalama 800-1000 lira arası ücrete en az 12 en fazla ise 24 saat çalışan, kimi zaman ise 5 dakikalık bir iş için 16 saat kar-kış, sıcak-soğuk demeden sokaklarda bekletilen emekçiler, bu ücretlerle yapılan sömürüye geçim derdi ve işsizlik nedeniyle mecbur kaldıklarını söylüyor.
SÖMÜRÜYÜ İŞSİZLİK YARATTI
Sinema Emekçileri Sendikası (Sine-Sen) Genel Başkanı Galip Görür, ülkede yaşanan işsizliğin kültür-sanat alanındaki sömürüyü yarattığını söyledi. Bunun ilk yansıdığı kesimin figüranlar olduğunu belirten Görür, “En alttaki emekçiler, en güvencesiz koşullarda çalıştırılıyor” diye konuştu.
“Birçok kişi günlük 900-1000 TL kazanıp evine ekmek götürebilmek için figüranlık yapıyor. Ancak sabahın erken saatlerinde sete götürülüyor, gün boyu depolarda ya da çekim alanından uzakta bekletiliyorlar. Çoğu zaman sadece birkaç saat kamera karşısına geçseler de 13-24 saate varan sürelerle sette tutuluyorlar. Bizim itiraz ettiğimiz noktalardan biri de bu bekleme sürelerinin çalışma süresinden sayılması gerektiği” dedi.
DEPOLARDA BEKLETİLİYOR
“Figüranlar adeta eşya gibi depolarda bekletiliyor. Kimin çalışacağına son anda karar veriliyor; bazıları hiç kullanılmadan geri gönderiliyor. Uzun mesailerin ardından hak ettikleri ücretleri ise çoğu zaman günler, hatta haftalar sonra alabiliyorlar. Bazı durumlarda ücretler hiç ödenmiyor” diye konuşan Görür, en çok ajanslar üzerinden sömürü yaşandığını belirtti.
Bazı ajansların figüranlardan kayıt ücreti aldığını, bunun yanında, ‘İlk üç işe ücretsiz gideceksin’ denilerek emekçilerden ücretsiz çalışmaları istediklerini aktaran Görür, “Üç işin sonunda da çoğu zaman düzenli iş verilmiyor ve bu döngü sürüp gidiyor” diye ekledi.
Setlerde mobbingin yaygın bir sorun olduğunu söyleyen Görür, “İnsanlara isimleriyle değil, ‘şişko kadın’, ‘uzun’, ‘yaşlı teyze’ gibi aşağılayıcı ifadelerle hitap ediliyor. İnsan onurunu zedeleyen bu yaklaşım maalesef sektörde sıkça görülüyor” dedi.
ÜCRETSİZ ÇALIŞIYORLAR
Yeni başlayan figüranlara yalnızca yemek karşılığında ya da “staj” adı altında ücretsiz çalışmaları istendiğini aktaran Görür, sektörün büyük bir bölümünün işsizlik, işsiz kalma, iş bulamama kaygıları nedeniyle setlerdeki sömürüye ses çıkaramadığını söyledi. Setlerde can güvenliği dahi bulunmayan emekçilerin çoğu zaman nereye ve hangi işe gittiklerini dahi bilmediklerini belirten Görür, bu sektörde merdiven altı kavramının da yaygın olduğunu ve bunun da can güvenliği tehlikesini artırdığını kaydetti.
ADETA KÖLE PAZARI
“Ajansların çalışanlara yönelik tavrı konusunda da çok sayıda şikâyet aldıklarını belirten Görür, İnsanlara adeta bir köle pazarındaymış gibi davranıldığını, emirler verildiğini, bağırıldığını ve aşağılandığını belirterek son olarak şunları söyledi: “Sektörde işsizlikten beslenen, duygusal motivasyonlarla meşrulaştırılan bir sömürü düzeni var. Güvencesizlik, sigortasızlık, ücretlerin ödenmemesi ve örgütsüzlük bu düzeni ayakta tutuyor. Bu alanın mutlaka örgütlenmesi ve denetlenmesi gerekiyor.”
EMEKLİ VE ÖĞRENCİ DOLU
Yardımcı oyunculuk yapan Güney Al, setlere figüran olarak en çok emeklilerin ve öğrencilerin geldiğini söyledi. Al, emeklierin birçoğunun geçinemedikleri ve başka işlere giremediklerinden kaynaklı figüran olarak çalıştıklarını söyledi. Kiminin ise yalnızca can sıkıntısından geldiğini belirten Al “Bu şekilde figüranlığın da içi boşalmış oluyor, kolay figüran bulunabildiği için piyasası hep düşük kalıyor. Ajans sahipleri insan gibi davranmıyor, düşük ücrete ne kadar sömürebiliyorsa sömüror. Bunu yaparken korkmuyorlar çünkü ‘ne de olsa yenisini bulurum’ diyorlar” dedi.
Yemeklerin yenecek şekilde olmaması, en alt kademe olarak görülen figüranlara insan gibi davranılmaması nedeniyle artık bu işi yalnızca 950 liraya muhtaç olan yurttaşların yaptığını kaydeden Al, son olarak şunları kaydetti:
“Dönem dizilerinde yaz sıcağında kalın kostümlerle saatlerce bekletildiğimiz oldu. Gerçekten çok zor koşullar. En ufak bir ihtiyaç için yerinden ayrılan figüran bile azarlanabiliyor. Tuvalete gitmiş olsa bile ‘Sana burada bekle demedim mi?’ denilebiliyor. Çoğu kişi işinden olmamak veya diğer setlere de çağırılmak için susmak zorunda kalıyor.”
ÖĞRETMENLER DE FİGÜRAN
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tarih bölümü mezunu bir yurttaş, 15 yıl insan kaynakları ve bordro işi yapmış ve işsiz kaldığı dönemde figüranlık yapmaya başladığını söyledi: İnsanlar perişan şekilde çalışıyor. 1 dakikalık iş için saatlerce soğukta bekletildiğimizi biliyorum Aç, susuz şekilde çalıştırılıyor, sette çalışan herkes tarafdan en alt sınıf olarak görüldüğümüz için eziliyorduk. Oysaki okul okumuş ve ataması yapılmamış işsiz bir öğretmen olarak orada bulunuyordum. Yalnızca Türkler değil, kayıtsız gelen Suriyeli, İranlı yurttaşlar, emekliler, öğrenciler.... Figüran olarak tanıştığım herkes yoksulluk nedeniyle bu işte çalışıyordu" dedi.
KADINLAR TACİZLE BURUN BURUNA
Uzun zamandır figüranlık deneyimi olan Gonca Akkuş, setlerde kadınların erkeklere göre daha farklı sorunlarla karşılaştığını anlattı. Cinsiyetçiliğin bu sektörde de yaygın bir problem olduğunu belirten Akkuş, çaycısından senaristine, temizlikçisinden figüran olarak gelen erkeklere kadar kadın figüranların, istismara, psikolojik şiddete ve sözlü tacize maruz kaldığını söyledi.
“Yemek yiyelim, çıkalım, beraber takılalım’ gibi sözler bazen arkadaşlık sınırını aşıp tacize dönüşüyor. İşini kaybetmek istemediği için buna ses çıkaramayan birçok genç kadın var. Kendini savunamayan ya da sektöre yeni adım atan kadınlar bu durumdan daha fazla etkileniyor” dedi.
Kadın figüranların için en temel ihtiyaçlarının dahi karşılanmadığını belirten Akkuş, figüranların bekleyeceği bir alanı bulunmadığını, oyuncuların karavanlarına alınmadıklarını, çoğu zaman kıyafetlerini değiştirecek yer dahi bulamadıklarını, tuvaletlerin de yetersiz kaldığını söyledi.
GÜZELLİK BASKISI YAPILIYOR
Ajansların kadınlar üzerinde güzellik baskısı kurduğunu belirten Akkuş, “Belli bir kiloda olmak, bakımlı görünmek, estetik yaptırmış olmak gibi beklentiler öne çıkıyor. Güzel bulunmayan ya da dış görünüşü beklentilere uymayan kişiler daha az tercih ediliyor. Oyunculara karşı son derece nazik davranılırken figüranlara emir verir gibi konuşuluyor. Bu ayrımcılık zamanla insanı sektörden soğutuyor. Kadınlar arasında güzellik seviyelerine göre ayrımcılık yapılıyor” dedi.
Oyuncu olmak isteyen gençler de farklı bir sömürüyle karşılaştığını aktaran Akkuş, son olarak şunları söyledi: “Ajanslar ‘Seni oyuncu yapacağız’ vaadiyle eğitim ücreti alıyor. Ardından diyaloglu rollere gönderilen oyuncuların ücretlerini ‘Eğitimdesin’ diyerek ödemiyorlar. İlk birkaç iş ücretsiz çalıştırılıyor, sonrasında ise çoğu zaman bir daha iş verilmiyor. Oysa ajans bu işler üzerinden yapım şirketinden ücret almaya devam ediyor.”