Transları yok etme çabası başlamış.
İşten atılan Zoe Lila BirGün’e konuştu: Transları yok etme çabası
sarıyer özel açı ortaokulu'nda öğretmenlik yapan zoe lila, cinsiyet uyum sürecinin okul yönetiminin bilgisiyle ilerlediğini ancak hedef gösterilmesi üzerine sözleşmesinin yenilenmediğini belirterek, "trans kadınların seks işçiliği dışında hiçbir alanda var olmasını istemeyen bir sistemin içindeyiz" dedi.
sarıyer özel açı ortaokulu’nda öğretmen olarak çalışan zoe lila, cinsiyet uyum sürecinin okul yönetiminin bilgisi ve desteğiyle yürütüldüğünü ancak yandaş medyada hedef gösterilmesinin ardından sözleşmesinin yenilenmediğini anlattı. lila, “trans kadınların seks işçiliği dışında hiçbir alanda var olmasını istemeyen bir sistemin içindeyiz” dedi.
Sarıyer Özel Açı Ortaokulu’nda beş yıldır İngilizce öğretmenliği yapan Zoe Lila, cinsiyet uyum sürecini öğrencileri ve velileriyle paylaşmasının ardından A Haber başta olmak üzere çeşitli medya kuruluşları tarafından hedef gösterildi.
Haberlerde eski ve yeni ismi ile fotoğrafları izinsiz biçimde kullanılan Lila, ölüm tehditleri nedeniyle evinden ayrılmak zorunda kaldı.
İlk günlerde yanında olduğunu söyleyen okul yönetimi ise ameliyatından bir gün önce Lila’ya sözleşmesinin yenilenmeyeceğini bildirdi. Yaşadığı süreci BirGün’e anlatan Lila, trans kadınların çalışma yaşamından sistematik biçimde dışlandığını belirterek tüm hak savunucularını dayanışmaya çağırdı.
Okuldaki sözleşmenizin yenilenmemesine uzanan süreç nasıl başladı?
Sarıyer Özel Açı Ortaokulu’nda beş yıldır çalışıyordum. Cinsiyet uyum sürecime başladığım anda durumu okul yönetimiyle paylaştım. Okul müdürü, müdür yardımcıları, insan kaynakları ve kurucu dahil olmak üzere yönetimin haberi vardı. Bana, “Bu bir insan hakkı, elbette yanındayız” dediler.ç Yaklaşık iki yıl hormon kullandım. Bu süre boyunca doktor kontrollerine gittim ve okul da izinler konusunda bana destek oldu. Yani süreç en başından itibaren okul yönetiminin bilgisi ve onayıyla yürütüldü.
İsim değişikliğinizin ardından okulda nasıl bir planlama yapıldı?
Resmi isim değişikliğim Aralık 2025’te tamamlandı. Ancak okulda hâlâ eski ismimle bulunuyordum. Yönetim, eğitim öğretim yılının sonunu beklememizi ve açılma sürecini planlı biçimde yürütmemizi istedi.
Önce öğretmenlere, ardından öğrencilere ve velilere açıklama yapılması planlandı. Kaygısı bulunan veliler için de bir toplantı düzenlenmesine karar verildi. Ben de bu plana onay verdim.
Okul, dışarıdan bir psikiyatristten danışmanlık aldı. Ben de bu uzmanla görüştüm. Okulun kendi psikiyatristiyle de sürecin pedagojik açıdan nasıl yürütülmesi gerektiği konuşuldu.
Rehberlik öğretmeni ve müdür yardımcısıyla birlikte sınıflara girdik. Öğrencilere iki yıldır hormon kullandığımı, operasyonun ardından hayatıma hissettiğim cinsiyette ve Zoe Lila ismiyle devam edeceğimi kısa cümlelerle anlattım. Aynı akşam velilere bilgilendirme mesajı gönderildi. Daha sonra velilerle bir toplantı düzenlendi. Toplantının amacı kaygısı veya sorusu bulunan velilere alan açmaktı. Velilerin büyük bölümü olumlu ve destekleyiciydi. Yalnızca bir veli çocuğunun olumsuz etkilendiğini öne sürerek süreci eleştirdi.
Pazartesi günü açıklama yapıldı. Sonra hayat normal biçimde devam etti. Cuma günü ise bir öğrencinin tabletinden alınan fotoğrafım A Haber’e servis edildi.
A Haber, okulun duyurusunu ve eski okul fotoğraflarımı kullandı. Eski ismim, yeni ismim, eski ve yeni soyismim yayımlandı. Böylece korkunç bir linç kampanyası başladı. O gün gözlüklerimi takıp ağlayarak, kimseyle vedalaşamadan okuldan ayrıldım. Ardından haberler farklı sitelerde yayıldı ve ölüm tehditleri aldım. Hafta sonu evimde kalamadım, evimi terk etmek zorunda kaldım. Okula dönmek de artık güvenli değildi.
Okul yönetimi hedef gösterildiğinizde nasıl bir tutum aldı?
Başlangıçta yanımda olduklarını söylediler. Okuldan ve velilerden destek mesajları geliyordu.
Ancak bir yandan da sürecin zorlaştığının farkındaydım. “Sonuna kadar yanındayız” denilen bir yerde, bir noktada elimin bırakılacağını hissediyordum.
Ameliyatımdan bir gün önce benimle çevrimiçi bir görüşme yapmak istediler. Ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını ancak sözleşmemi yenileyemeyeceklerini söylediler. Orada her şey bitti.
Gönderdikleri ihbarnamede gerekçe olarak yalnızca “yaşanan durumlardan dolayı” gibi bir ifade yer alıyordu. Yaşanan durum dedikleri şey sanırım benim linç edilmemdi. Ben hedef gösterildim, kişisel bilgilerim yayımlandı, ölüm tehditleri aldım ve güvenliğim tehlikeye girdi. Ancak bunun sonucunda işini kaybeden kişi de yine ben oldum.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okul hakkında başlatılan soruşturmada neler yaşandı?
Milli Eğitim Bakanlığı okul hakkında bir soruşturma başlattı. Öğrencilerle ve öğretmenlerle tek tek görüşmeler yapıldı. Neden böyle bir ders planlandığı, sınıflara kimlerin girdiği ve neler söylendiği soruldu.
Ben de İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü müfettişleri tarafından ifadeye çağrıldım. Bugün ifade vereceğim, Eğitim Sen ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası da orada olacak. İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir eylemlilik planımız bulunuyor.
Hukuki olarak nasıl bir yol izliyorsunuz?
Ameliyatımdan sonra avukatımla birlikte hukuki süreci başlattık. Tazminat davası ve arabuluculuk süreci devam ediyor.
Sendikalar ve İnsan Hakları Derneği yanımda. Ulusal ve uluslararası hukuk açısından çok sayıda hakkın ihlal edildiğini düşünüyoruz. Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gideceğiz.
Yaşadıklarınızın Türkiye’deki translar açısından nasıl bir anlamı olduğunu düşünüyorsunuz?
Ben çalışma hakkı gasp edilen ilk trans kadın değilim. Yaşadıklarımdan sonra benzer biçimde işinden edilen veya çalışma hayatında zor durumda bırakılan pek çok trans kadının hikâyesini duydum. Bu politikaların “Aile Yılı”yla çok bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Bizleri yok etmeye çalışıyorlar. Trans kadınların seks işçiliği dışında hiçbir alanda var olmasını ve görünür olmasını istemeyen bir sistemin içindeyiz.
Kamu görevindeyseniz çok uzak yerlere gönderiliyor, özel sektördeyseniz işten çıkarılıyorsunuz. Yaşam koşullarımızı tamamıyla kötüleştiren bir sistem var.
Trans kadınlar LGBTİ+ topluluğu içerisinde hem hukuki hem de fiziksel varoluş bakımından en ağır mücadelelerden birini vermek zorunda kalıyor. Devletin temel görevlerinden biri güvenliğimizi sağlamak olmasına rağmen kamu kurumları ve medya kuruluşları tarafından hedef gösteriliyoruz.
Trans kadınların çalışma yaşamından dışlanması onları nasıl etkiliyor?
Bizler de okuyabiliyor, eğitim alabiliyor ve meslek sahibi olabiliyoruz. Ancak kamusal alanda görünür olmaya çalıştığımızda hedef gösteriliyoruz. Eğitim hayatında ayrı, çalışma hayatında ayrı bir ayrımcılıkla karşılaşıyoruz.
Trans kadınların çalışma hakkı fiilen gasp ediliyor. Bu şekilde seks işçiliğine itilmek isteniyoruz. Başka alanlarda çalışmamızın, ekonomik bağımsızlık kazanmamızın ve toplum içinde var olmamızın önüne geçiliyor.
Trans cinayetlerinin ve trans intiharlarının politik olmasının nedeni de budur. Yaşamaya hakkımız olmadığını düşünen bir sistemin içindeyiz. Buna rağmen direniyoruz, mücadele ediyoruz ve “Varız” diyoruz. Onlar bizi eve kapatmaya çalıştıkça biz kamusal alanda görünür olmaya ve direnmeye devam edeceğiz.
Büyük bir dayanışma ağı kuruldu. Yakın zamanda sürecin takip edilebileceği bir internet sitesi de açacağız. İnsanlar bana sık sık nasıl dayanışabileceklerini soruyor. Öncelikle bunun kişisel bir dava olmadığının görülmesi gerekiyor. Herkes şu anda Zoe Lila’nın yaşadıklarını konuşuyor ancak biz bu davanın emsal olmasını ve bir daha hiç kimsenin benzer bir ayrımcılıkla karşılaşmamasını istiyoruz.