Kadınlardan 13. Yargı Paketi'ne tepki: "Sorun nafakanın süresi değil, kadınların haklarına erişimi"
antalya barosu'nun düzenlediği panelde, 13. yargı paketi kapsamında aile hukukunda planlanan değişiklikler kadın hakları perspektifiyle değerlendirildi. eşi̇k gönüllüsü av. hülya gülbahar, boşanma davalarının iddia edildiği gibi yıllarca sürmediğini belirterek, nafaka tartışmalarının manipülatif örneklerle yürütüldüğünü söyledi.
antalya barosu'nun düzenlediği panelde, 13. yargı paketi kapsamında aile hukukunda planlanan değişiklikler kadın hakları perspektifiyle değerlendirildi. eşi̇k gönüllüsü av. hülya gülbahar, boşanma davalarının iddia edildiği gibi yıllarca sürmediğini belirterek, nafaka tartışmalarının manipülatif örneklerle yürütüldüğünü söyledi.
Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu tarafından düzenlenen "Yargı Paketleri Kapsamında Aile Hukukunda Planlanan Değişiklikler ve Kadın Haklarına Etkileri" başlıklı panelde, 13. Yargı Paketi ile aile hukukunda gündeme getirilen düzenlemeler kadın hakları açısından ele alındı. Panelde konuşan hukukçular, kamuoyunda oluşturulan "nafaka mağduriyeti" söyleminin verilerle örtüşmediğini vurguladı.
EŞİK gönüllüsü Av. Hülya Gülbahar, Adalet Bakanlığı'nın 2024 Adalet İstatistikleri'ne işaret ederek boşanma davalarının ortalama 156 günde sonuçlandığını söyledi. Buna karşılık tazminat davalarının ortalama 554, iş mahkemelerindeki davaların 528, tapu iptal ve tescil davalarının ise 483 gün sürdüğünü aktaran Gülbahar, "Boşanma davaları diğer hukuk davalarına göre çok daha hızlı sonuçlanıyor. Eğer dava süreleri kısaltılacaksa öncelik diğer dava türleri olmalı" dedi.
UÇ ÖRNEKLERLE NAFAKA HAKKI HEDEF ALINIYOR
Panelde, nafaka hakkına yönelik tartışmalarda kamuoyuna sunulan örneklerin gerçeği yansıtmadığı da vurgulandı. EŞİK gönüllüsü Av. Hülya Gülbahar, uzun yıllardır kamuoyunda dolaşıma sokulan "10 gün evli kaldı, 29 yıl nafaka ödüyor" iddiasını hatırlatarak, bu örneğin gazeteci Sarya Toprak tarafından yürütülen araştırmada doğrulanamadığını söyledi. Gülbahar, söz konusu dosyaya ilişkin yapılan incelemede kamuoyuna aktarılan anlatıyı destekleyen verilere ulaşılamadığını belirterek, istisnai olduğu öne sürülen ve doğruluğu teyit edilmeyen örnekler üzerinden nafaka hakkının hedefe konulduğunu ifade etti. Kadın örgütlerinin yıllardır dile getirdiği gibi, nafaka tartışmasının gerçek veriler yerine çarpıtılmış bireysel hikâyeler üzerinden yürütüldüğünü söyleyen Gülbahar, bunun kadınların kazanılmış haklarını sınırlandırmaya yönelik sistematik bir algı oluşturduğunu kaydetti.
SÜRE DEĞİL TAHSİLAT SORUN
Nafaka tartışmalarında asıl sorunun süreden ziyade tahsilat olduğuna dikkat çeken Gülbahar, Türkiye'de nafakaların yaklaşık yüzde 66'sının hiç ödenmediğini, ödenen nafakaların ise büyük bölümünün açlık sınırının altında kaldığını söyledi. Avrupa ülkelerinde özellikle çocuk bakımı ve ev içi emeğin korunmasına yönelik daha güçlü nafaka mekanizmalarının bulunduğunu belirten Gülbahar, Türkiye'de ise kadınların haklarının giderek daraltıldığını kaydetti.
ARABULUCULUK RİSKLER BARINDIRIYOR
Panelde aile hukukunda arabuluculuk uygulamasının yaygınlaştırılması da eleştirildi. Hukukçular, şiddet iddiası bulunan dosyalarda taraflar arasındaki güç eşitsizliği nedeniyle arabuluculuğun kadınlar açısından ciddi riskler doğurabileceğini belirtti.
Boşanma sonrasında aile konutunun kullanımına ilişkin düzenlemelerin de değerlendirildiği panelde, hâkimin özellikle çocukların üstün yararı ile şiddet mağduru kadınların barınma hakkını gözeten takdir yetkisinin korunmasının hayati önem taşıdığı vurgulandı.