Sanatın ve siyasetin kahramanlık yolculuğu anlatılmış.
Kahramanın yolculuğu
tarih boyunca liderlerin yolculukları siyasi tarihte, sanat dünyasında ise 'yolculuk' teması sayısız başyapıtta yer buldu.
tarih boyunca nice yolculuklar yaşandı. kitlelere öncülük eden liderlerin yolculukları siyasi tarihin sayfalarına yansırken, ‘yolculuk’ teması sanat dünyasında sayısız başyapıtın omurgasını oluşturdu.
Geçen haftaki yazımda değindiğim Christopher Nolan’ın ‘Odyssey’i, herşeyden önce bir yolculuk filmi. İlk büyük edebiyatçı olarak kabul edilen Homeros’un yaklaşık 3000 yıl öncesine tarihlenen epik şiiri ‘Odysseia’ ülkesinden yirmi yıl uzak kalan bir kahramanın eve dönüş serüvenini anlatıyor. Bu sürenin ilk on yılı Truva savaşında, sekiz yılı hafızasını yitirerek bir adada yaşadığı dönemde, son iki yılı ise ülkesi İthaka’ya (bugünkü Yunanistan) dönüş yolculuğunda geçiyor. Tarihin kaydettiği bir olaydan (Truva savaşından) yola çıksa da, gerçek bir hikaye değil anlatılan; fantastik ögelerle bezeli kurmaca bir yapıttan söz ediyoruz.
Nolan’ın destanın temel ögelerini korurken, savaş karşıtı mesajını öne çıkardığından söz etmiştim yazımda. Savaşın hile ile kazanılmasını sağlayan kahramanı yüceltmek yerine, onun hataları ve zaafları ile yüzleşmesini ve pişmanlığını anlatıyor yönetmen. Destanda, altı çizilmese de verilmek istenen mesaj bundan farklı bir şey değil. Homeros ‘Odysseia’da bu yolculuğu betimlerken, eve dönüş, aile, fedakarlık, sadakat, ihanet, misafirperverlik kavramlarını tartışmaya açıyor. Savaşı kazanmak adına sevdiği kadından yıllar boyu ayrı kalmayı göze alan Odisseus dönüş yolunda hatalarının kefaretini ödüyor ve bir anlamda aydınlanma yaşıyor.
TARİHİN BÜYÜK YOLCULUKLARI
Mitolojinin konu aldığı yolculuklara ilişkin, Sümerlerin Gılgameş destanı, Virgil’in Truvalı kahraman Aeneas’ın yolculuğunu anlattığı ‘Aeneid’, Iason ve Argonotların ‘Altın Post’un peşinde Karadeniz’de yaptıkları yolculuğu konu alan pek çok örnek vermek mümkün. İskender’in uzak ülkeleri fethetmek adına yaptığı ve felaketle sonuçlanan serüveni kitaplara ve filmlere konu alan yolculuklar arasındadır. Dante’nin ‘İlahi Komedya’sı da bir rahibin cehenneme yaptığı yolculuğu anlatır. 15. yüzyılda Cervantes’in yazdığı ‘Don Kişot’ romanı edebiyatın başyapıtların biridir hiç kuşkusuz. İdealist Don Kişot’un kötülere karşı savaşını anlatan bu roman pek çok kez sahneye ve beyazperdeye uyarlandı. James Joyce’un 1922 yılında yazdığı ‘Ulyses’ romanı Homeros’tan yapılmış çağdaş bir uyarlamaydı.
20. yüzyıl ise (Willam Faulkner’ın ‘Ayı’ adlı romanında olduğu gibi) kurmaca karakterlerin yolculuklarının yanı sıra, tarihin dönüm noktalarını oluşturan yolculuklara tanıklık etmiştir. Mustafa Kemal’in Samsun’da başlayan, Amasya, Sivas yoluyla Ankara’ya ulaştığı, Kurtuluş savaşımızın altyapısını oluşturan destansı yolculuk, Gandhi’nin İngiliz sömürgecilere karşı başlattığı ‘Tuz Yürüyüşü, Çin Halk Cumhuriyetinin kuruluşuna öncülük eden ‘Uzun Yürüyüş’, Che Guevara’nın Küba Devrimi öncesi Latin Amerika ülkelerinde yaptığı yolculuk, Siyah lider Martin Luther King Jr‘ın ABD’nin ırkçı politikalarına karşı başlattığı ‘İş ve Özgürlük için Washington Yürüyüşü’ ilk akla gelenler…
Bu yolculukların pek çoğu belgesel ya da kurmaca yapıtlar aracılığı ile edebiyat dünyasına ve beyazperdeye yansıdı. Çoğunlukla kahramanların yüceltildiği, resmi ideoloji çizgisinde yapıtlardı bunlar; kahramanları eleştirebilmek kimin haddine… Elbette, yolculukları hüsranla sonuçlanan kahramanları yermekte sakınca yoktu. Napolyon’un Elba adası’ndaki sürgünden Fransa’ya dönüş yolculuğunu ya da başarısız Rusya seferini anlatmak daha kolay. Tabi bir de meslek icabı yolculuklara çıkanlar var; denizciler, korsanlar, seyyahlar, elçiler… Marco Polo’dan Magellan’a, Piri Reis’ten, Barbaros’a nice kahramanın yolculukları kitaplara ve filmlere kaynaklık etti.
Homeros’un yapıtları ise farklı zamanlarda beyazperdeye aktarıldı. ‘İlyada’yı 1956 yılında Robert Wise (Truvalı Helen), 2004 yılında Wolfgang Petersen (Truva) sinemaya uyarladı. ‘Odysseia’ ise 2024 yılında Umberto Pasolini tarafından ‘Dönüş’ adıyla beyazperdeye uyarlandı. 2000 yılında Coen kardeşler yapıtın çağdaş bir uyarlamasını (O Brother, where art thou?) gerçekleştirdi. Bunların yanı sıra iki yapıtın da televizyon için yapılan uyarlamaları var.
KURMACA KAHRAMANLAR
Elbette, ‘kahramanın yolculuğu temasını işleyen filmler bunlarla sınırlı değil. Kurmaca hikayelerin kurmaca kahramanları rahatlıkla eleştirilebilir. Ama Holywood sineması kahramanların zafere ulaşmasını ister. Son zamanlarda sinemada izlediğimiz ‘Kurtuluş Projesi / Hail Mary’ bunlardan biri. Tabi, ondan önce uzay yolculuklarını konu alan nice kitap yazıldı, nice film yapıldı: sıradan bir çiftçinin uzay macerasını anlatan ‘Star Wars IV: A New Hope’ gibi… Wachowski kardeşler’in ‘Matrix’i paralel bir dünyada yapılan bir yolculuğu; J.R.R. Tolkien’in ‘Hobbit’ kitabı ve ondan uyarlanan Peter Jackson filmleri kurmaca bir dünyada (Orta Dünya’da) yapılan yolculukları konu aldı. Daha da eskilere gidersek, Frank Baum’un ‘Oz Büyücüsü’, Lewis Carroll’un ‘Alis Harikalar Diyarında’ adlı yapıtlarında büyülü dünyalara yapılan yolculukları görebiliriz. Bu yapıtların sahne ve perdeye yansıması kaçınılmazdı.
GÖRSEL SANATLARDA YOLCULUK
Bu yazıyı yazmamın nedeni yalnızca ‘Odyssey’ değil; filmle eşzamanlı Arter’de açılan, yolculuk temasına ilişkin çağdaş yorumlar içeren ‘Gökyüzü Şekerdendi’ adlı sergi. Selen Ansen’in küratörlüğünü üstlendiği sergide 24 sanatçının ‘ev/yuva’ ve yurt kavramlarına ilişkin yapıtları yer alıyor. Küratörün deyişiyle, sergi bu kavramları ‘bir köken, kayıp bir cennet, öngörülebilir bir varış noktası ya da sabit bir yer olarak değil; mekan, zaman ve hafızayla kurulan canlı ve sürekli evrilen bir ilişki olarak ele alıyor. Bu doğrultuda ölümlü varoluşumuzu bir yere demirleme arzumuz ile sığınacak bir yer arama ihtiyacımız arasında nasıl yol aldığımız serginin başlıca ilgi odağını oluşturuyor’.
Serginin başlığı, E. E. Cummings’in tek bir gün içinde zamanın geçişini ve atmosferin uğradığı hızlı değişimi anlatan ‘Şarkılar 1’ adlı görsel şiirinden ilhamla oluşturulmuş. Selen Ansen’in kataloğun giriş yazısında Homeros’un ‘Odysseia’sına gönderme yapması güzel bir rastlantı. Şu sıralar filmi sinemada izleyip, Homeros’un ‘Odysseia’ sını Azra Erhat- A. Kadir çevirişimden (Can Yayınları) okuduktan sonra Arter’deki sergiye giderseniz kitaptaki kavramların çağdaş sanat yapıtlarına yansımasını daha iyi algılayacağınızı düşünüyorum. Küratörün sözlerini alıntılayalım bir kez daha: ‘Ev ya da yurt adını verdiğimiz bu manyetik alan, misafirperverlik ile düşmanlık arasındaki kırılgan eşiği somutlaştırarak, merhum gezgin-sanatçı Hüseyin Bahri Alptekin’in bir zamanlar not defterimde ‘ömür biter yol bitmez’ cümlesiyle özlü biçimde ifade ettiği sonsuz bir yolculuğu öne çıkarıyor’… İdeallerini gerçekleştirmek adına zorlu yolculuklara çıkan kahramanlara başarılar dileyerek bitirelim…