Öğrenci açlığı kapıda.
Kampüste görünmeyen açlık: Her 10 öğrenciden 4’ü öğün atlıyor
artan fiyatlar ve eriyen kyk bursları, öğrencileri gıda güvencesizliğiyle karşı karşıya bıraktı. gıda adaleti kolektifi'ne göre 10 öğrenciden 4'ü öğün atlıyor, üniversite öğrencilerinin %69,6'sı günde iki öğün veya daha az yemek yiyor.
artan fiyatlar ve eriyen kyk bursları, öğrencileri gıda güvencesizliğiyle karşı karşıya bıraktı. gıda adaleti kolektifi’ne göre 10 öğrenciden 4’ü öğün atlıyor. kolektifin araştırmasında üniversite öğrencilerinin % 69,6’sı günde iki öğün ya da daha az yemek yiyor. yarıdan fazlası haftada üç gün makarna tüketiyor.
Ülkede artan gıda fiyatları ve alım gücü eriyen KYK bursları, üniversite öğrencilerini çoğu zaman görünmeyen bir gıda güvencesizliğine itiyor. Öğrencinin hayatı gıdayı kısmakla, öğün atlamakla ve ‘‘Ne kadar tutar?’’ hesabıyla geçiyor.
Sosyal hayatından vazgeçen ve sağlığını bütçeye feda eden öğrencilerin deneyimleri üzerine gerçekleştirilen araştırmanın yürütücüsü Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cemil Yıldızcan, sorunun yalnızca açlıkla sınırlı olmadığını vurgulayarak ‘‘Üniversite öğrencileri için asıl sorun yalnızca aç kalmak değil yeterli ve sağlıklı gıdaya düzenli ve insan onuruna uygun biçimde, kaygı, utanç ve suçluluk yaşamadan erişememek’’ dedi.
Türkiye'de gıda fiyatları son dört yılda katlanarak arttı. Türk-İş verilerine göre sağlıklı ve yeterli beslenmenin aylık maliyeti son dört yılda yaklaşık yüzde 462 artarken, KYK bursundaki artış yüzde 371'de kaldı. 2022'de bu maliyetin yaklaşık yarısını karşılayan burs, 2026'da yalnızca yüzde 41'ini karşılayabiliyor.
GİZLİ GIDA GÜVENCESİZLİĞİ
Araştırma, İstanbul'daki farklı üniversitelerden 300'ü aşkın öğrencinin katıldığı anketin yanı sıra derinlemesine görüşmeler ve odak grup çalışmalarına dayanıyor.
Bulguları BirGün’e değerlendiren Yıldızcan, araştırmanın öğrencilerin deneyimlerini yalnızca belgelemeyi değil, bu bilgiyi onlarla birlikte ortak taleplere dönüştürmeyi de amaçladığını; sürecin Gıda Adaleti Kolektifi'nin kuruluşuna zemin hazırladığını söyledi. Mevcut durumu “gizli gıda güvencesizliği” olarak nitelendiren Yıldızcan, şöyle devam etti: ‘‘Bu durum, öğrencinin hiç yemek bulamamasından ibaret değil. Her gün bir şeyler yese bile yeterli ve nitelikli gıdaya düzenli erişememesi, öğünlerini küçültmesi, ucuz gıdalarla geçiştirmesi, sosyal hayattan çekilmek zorunda kalması ve bütün bunların olağan bir ‘öğrencilik hali’ gibi görünmesi demek. Asıl mesele yalnızca karın doyurmak değil yetersizlik, utanç ya da suçluluk hissetmeden, sürekli ‘param yetecek mi?’ kaygısıyla yaşamadan beslenebilmek. Görüşmelerde, arkadaş ortamında aç olduğu halde ‘ben tokum’ diyen öğrencilerin deneyimleriyle karşılaştık. Ankete katılanların yaklaşık 3'te biri de maliyetler nedeniyle sık sık sosyalleşmekten kaçındığını söylüyor. Utanma, yetersizlik ve öfke kişisel görünse de yapısal koşullardan doğan politik duygular; ancak bugün çoğunlukla içe kapalı yaşanıyor.’’
Araştırmaya katılan öğrencilerin yaklaşık yüzde 70'i günde iki öğün ya da daha az yemek yiyor. Yıldızcan ‘‘Öğün sayısı elbette tek başına gıda güvencesizliğini göstermiyor. Ancak bunu ekonomik nedenlerle sağlıklı beslenememe ve ay sonuna doğru öğünleri küçültme verileriyle birlikte değerlendirdiğimizde, iki öğünle yetinmenin olağanlaştığını görüyoruz. Öğünü küçültmek ya da geçiştirmek, sanki öğrenci olmanın ödenmesi gereken doğal bir bedeliymiş gibi kabul ediliyor" değerlendirmesini yaptı.
AY SONU ÖĞÜN AZALIYOR
Günde iki öğün ya da daha az yeme oranı aile yanında kalanlarda yaklaşık yüzde 57 iken aile dışında yaşayan öğrencilerde yaklaşık yüzde 80’e çıkması bu durumun arkasındaki zorlayıcı faktörleri görünür kılıyor.
Yıldızcan ‘‘Barınma kriziyle gıda krizi birbirinden ayrı değil. Kira ya da yurt giderleri ve ulaşımda geçirilen süre gıda bütçesini daraltırken, mutfağa erişim öğrencinin kendi yemeğini hazırlayıp hazırlayamayacağını belirliyor’’ dedi. Ankete katılanların yaklaşık 3’te 2'si gıda tercihlerinde öncelikle fiyatı düşündüğünü, yarıdan fazlası ise ekonomik nedenlerle sağlıklı beslenemediğini söylerken yarıya yakını da ay sonuna doğru gıda alışverişini ya da öğün miktarını azalttığını kaydetti. Her 10 öğrenciden 4'ü ise sık sık öğün atladığını belirtti. Yıldızcan, “Sağlıklı gıdaya erişim öğrencinin bireysel bütçesine bırakıldığında beslenme bir hak olmaktan çıkıp maliyet hesabına dönüşüyor. Öğrenci neye ihtiyacı olduğunu değil, neyi karşılayabileceğini düşünüyor’’ diye konuştu.
KRİZ, TEK BAŞINA GÖĞÜSLENİYOR
Araştırmaya katılanların % 80’e yakını son bir yılda herhangi bir doğrudan gıda desteğinden yararlanmadığını söyledi. Kampüs ortamında sağlıklı ve erişilebilir yemek seçeneklerini her zaman ya da sık sık bulabildiğini söyleyenlerin oranı ise %14. Bu yalnız bırakılma halinin ancak örgütlü bir dayanışmayla aşılabileceğini belirten Yıldızcan “Öğrenciler krizi çoğu zaman tek başına yönetmeye zorlanıyor. Oysa gıdaya erişim eğitime erişimin ayrılmaz bir parçası. Devletten belediyelere, üniversitelerden YÖK’e kadar kurumlara sorumluluk düşüyor. Sorun yalnızca fiyat değil; kapasite, yemek saatleri, kuyruklar da erişimi belirliyor. Araştırmanın ortaya çıkardığı sorunları ortak taleplere dönüştürecek dayanışmayı inşa etmemiz gerekiyor’’ dedi.
GIDAYA ERİŞİM TEMEL HAKTIR
Araştırma sürecinde kurulan Gıda Adaleti Kolektifi, gıdaya erişimi temel bir hak olarak savunuyor. Kolektif üyesi Galatasaray Üniversitesi öğrencisi Beyza Beyhan, neden bir araya geldiklerini şöyle anlattı: “Bugün üniversitelerimizde yaşanan gıda krizi, gıdanın temel bir insan hakkı olmaktan çıkarılıp piyasada alınıp satılan bir metaya dönüştürülmesinin doğrudan sonucudur. Gıda, herkesin eşit ve nitelikli biçimde ulaşabildiği kamusal bir hak olması gerekirken biz öğrenciler için bireysel bir külfete dönüştürülmüştür. Yetersiz burslar ile birlikte yemekhanelerde niteliksiz ve besin değeri düşük öğünlere, kantinlerde ise fahiş fiyatlara mahkûm ediliyoruz. Vegan, vejetaryen ve glutensiz ayrımı gözetilmeksizin her tabağın eşit, sağlıklı ve nitelikli olmasını talep ediyoruz.’’
ÖĞRENCİNİN SOFRASINDAKİ TABLO
• %69,6'sı günde iki öğün ya da daha az yemek yiyor.
• %66'sı gıda alışverişinde ilk olarak fiyata bakıyor.
• Yarıdan fazlası ekonomik nedenlerle sağlıklı beslenemediğini söylüyor.
• Her iki öğrenciden biri ay sonuna doğru gıda alışverişini ya da öğün miktarını azaltıyor.
• Her 10 öğrenciden 4'ü sık sık öğün atlıyor.
• Yarıdan fazlası haftada en az üç gün makarna tüketiyor.
• Yaklaşık üçte biri maliyetler nedeniyle sosyalleşmekten kaçınıyor.
• %80'i son bir yılda hiçbir gıda desteğinden yararlanmadı.
• Kampüste sağlıklı ve erişilebilir yemek bulabildiğini söyleyenlerin oranı yalnızca %14.