Su içince kilo alanlara çözüm bulunmuş.
Kayserili diyetisyenden ‘Su içsem yarıyor’ diyenlere cevap!
kayserili diyetisyen refika hasbülbül, vatandaşların merak ettiği 'su içsem yarıyor' diyenlerden bütçe dostu beslenmeye, gece acıkanlardan tatlı krizlerine kadar birçok konuya açıklık getirdi.
kayserili diyetisyen refika hasbülbül ‘su içsem yarıyor’ diyenlerden bütçe dostu beslenmeye, gece acıkanlardan tatlı krizlerine kadar vatandaşlar tarafından merak edilen sorulara cevap verdi.
Yaz aylarının gelmesiyle zayıflamak isteyenler çeşitli diyetlere yönelirken beslenme alanında doğru bilinen yanlışlar, kulaktan dolma bilgilerle uygulanan diyetler ve sosyal medyadaki yaygın söylentilerin çoğu gerçekten zayıflamamıza yardımcı oluyor mu? Kayseri Olay okuyucuları için Kayserili Diyetisyen Refika Hasbülbül, katı yasaklar yerine sürdürülebilir ve yasaksız beslenme üzerine merak edilen tüm sorulara cevap verdi.
Sıkça söylenen 'su içsem yarıyor' cümlesinin arkasında tek bir neden olmadığını belirten Diyetisyen Hasbülbül, kilo verememenin altında yatan gizli sağlık nedenlerinin de olabileceğine dikkat çekti. Kilo vermekte zorlanmanın arkasında vitamin ve mineral eksiklikleri, tiroit hastalıkları, insülin direnci veya hormonal dengesizlikler yer alabileceğini ifade eden Hasbülbül, yalnızca tartıdaki rakama odaklanmak yerine detaylı kan tahlilleri, geçmiş diyetler, yaş ve metabolizma hızının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kilo alımını belirleyen tek unsurun saatin kaç olduğu değil, günün tamamında alınan toplam enerji, beslenme düzeni ve yaşam tarzı olduğunu belirten Diyetisyen Refika Hasbülbül, gece acıkanlar için de önerilerde bulundu. Hasbülbül, gece acıkıldığında ilk adım olarak bir bardak su içilmesini vurgularken, susuzluk hissinin genellikle açlıkla karıştırılabileceğini söyledi. Hasbülbül, 'Gece acıktığınızda ise öncelikle bir bardak su içmenizi öneririm. Bazen susuzluk hissi açlıkla karıştırılabilir. Bir süre bekledikten sonra hl gerçek bir açlık hissediyorsanız, kendinizi aç bırakıp vücudu gereksiz strese sokmanın da bir faydası yoktur' ifadelerine yer verdi.
Ayrıca Diyetisyen Refika Hasbülbül, 'Bu durumda hafif ve dengeli bir ara öğün tercih edebilirsiniz. Örneğin yoğurt ve salatalık, kefir ve birkaç adet çiğ badem, peynir ve birkaç tam tahıllı galeta ya da bir adet yeşil elma iyi seçenekler olabilir' açıklaması yaparak tavsiyelerde bulundu.
Sosyal medyada özellikle son dönemlerde revaçta olan kürlerin tek başına yağ yakmayacağını belirten diyetisyen, bu tür karışımların içeriklerindeki besin öğeleri sayesinde antioksidan alımını desteklediğini, sıvı tüketimini artırdığını ve metabolizmaya dolaylı katkı sağladığını ifade etti. Hasbülbül, 'Altını özellikle çizmek isterim ki, tek başına hiçbir karışım yağ yakmaz ve kilo verdirmez. Kilo kaybı, dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme planı ile yaşam tarzı değişikliklerinin bir bütün olarak uygulanmasıyla mümkündür' dedi.
Sağlıklı beslenmenin yüksek bütçeler gerektirmediğini söyleyen diyetisyen, kısıtlı bütçeyle de dengeli beslenmenin mümkün olduğunu belirtti. Pahalı gıdalar yerine temel ve ulaşılabilir besin gruplarıyla da vücudun ihtiyacının eksiksiz karşılanabileceğini vurguladı. Ayrıca Diyetisyen Hasbülbül, Bilimsel çalışmaların organik besinler ile geleneksel besinler arasında belirgin bir vitamin ve mineral farkı göstermediğini aktarırken, organik ürünlerin en büyük avantajının tarım ilacı kalıntısı riskinin düşük olması olduğunu ifade etti. Bütçenin organik ürünlere uygun olmamasının sağlıklı beslenmeye engel teşkil etmediğini de ekledi.
Tatlı krizlerinde ilk olarak gerçek açlık durumunun sorgulanması gerektiğini belirten diyetisyen, uzun süreli açlıklarda vücudun hızlı enerji için tatlı isteyebileceğini ve dengeli bir ana veya ara öğün sonrası bu isteğin genellikle azaldığını dile getirdi. Sürekli fit tatlılarla bu isteği bastırmaya çalışmanın kontrolsüz yeme ataklarına yol açabileceği uyarısında bulunan diyetisyen, canınız gerçekten ne çekiyorsa doğru porsiyonda yemenin en sağlıklı çözüm olduğunu dile getirdi.
Yazın gelmesiyle internetten bulunan listelerle diyete başlayanları uyaran diyetisyen, şok diyetlerin zararlarına değindi. Çok düşük kalorili ve tek tip diyetler uygulandığında vücudun kendini korumaya alarak enerji harcamasını azaltacağını ve kıtlık dönemine gireceğini belirten Hasbülbül, kalıcı başarının kısa süreli popüler diyetlerle değil, kişiye özel alışkanlıklarla kazanılacağını vurguladı.
Sağlıklı beslenmenin sosyal hayattan soyutlanmak anlamına gelmediğini belirten Hasbülbül, bir restorana gidildiğinde pizza veya hamburger gelse bile kilit noktanın doğru porsiyon kontrolünü öğrenmek olduğunu ifade etti. Hasbülbül, 'Diyet yapıyor olmanız, arkadaş buluşmalarından, aile yemeklerinden ya da özel davetlerden vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmez. Doğru porsiyon kontrolü ve dengeli seçimlerle sevdiğiniz besinleri tüketebilir, hem sosyal hayatınızı sürdürebilir hem de hedeflerinize ulaşabilirsiniz' açıklamasında bulundu.
Hafta sonu yenen bir öğünün suçluluk duygusuna dönüşmemesi gerektiğini söyleyen diyetisyen, önemli olanın tek bir öğün değil, genel beslenme düzeni olduğunu hatırlattı. Dengeli seçimler yapıldığı sürece her şeyin bozulduğu düşüncesine kapılmaya gerek olmadığını ekledi. Diyetisyen, 'Pek çok kişi hafta sonu yediği bir pizza, tatlı ya da dışarıda yediği bir öğünü kaçamak olarak görüyor. Oysa kaçamak olarak düşündüğünüz birçok besin, doğru porsiyonlarda tüketildiğinde kaçamak değildir. Sevdiğiniz besinleri uygun porsiyonlarda tükettiğiniz sürece hem sosyal hayatınıza devam eder hem de beslenme düzeninizi bozmuş olmazsınız. Böylece bütün bir haftanın emeğinin boşa gittiğini düşünmenize de gerek kalmaz' ifadelerine yer verdi.
Karbonhidratların vücudun temel ihtiyacı olduğunu vurgulayan diyetisyen, ekmeği tamamen kesmenin sürdürülebilir bir yaklaşım olmadığını söyledi. Aksine kişiye doğru miktarda ve doğru çeşitte karbonhidrat tüketmeyi öğretmenin gerekli olduğunu savundu. Hasbülbül, 'Diyet sürecinde karbonhidratları tamamen kısıtlamak veya uzun süre hayatımızdan çıkarmak, sürdürülebilir bir yaklaşım değildir. Çünkü kişi tekrar normal beslenme düzenine döndüğünde, bu besinleri nasıl ve ne kadar tüketmesi gerektiğini bilmediği için dengeyi sağlamakta zorlanabilir. Önemli olan herhangi bir besini yasaklamak değil; vücudumuza ihtiyaç duyduğu besinleri doğru miktarlarda vermeyi öğrenmektir. Amacımız her şeyi tamamen keserek değil, her besini dengeli bir şekilde tüketerek kilo vermektir' dedi.
Çölyak hastalığı veya gluten hassasiyeti olmayan bireylerin gluteni kesmesine gerek olmadığını belirten Diyetisyen Refika Hasbülbül, glutensiz ürünlerle gelen ilk kilo kaybının glutenin kendisinden değil, azalan toplam kalori miktarından kaynaklandığını açıkladı. Ayrıca Yıllardır yapılan yemek düzenini köklü şekilde değiştirmeye gerek olmadığını söyleyen diyetisyen, yemeğin lezzetinden veya tuzundan tamamen vazgeçmek yerine, mevcut pişen yemeği doğru porsiyonda yemenin diyet sürecini daha kolay hale getirdiğini belirtti.
Fiziksel aktivitenin süreci desteklediğini ancak spor yapamayan kişilerin de sadece beslenme düzeniyle kilo verebileceğini belirten diyetisyen, 'Spor yapmak elbette kilo verme sürecini olumlu etkiler; kas kütlesinin korunmasına, enerji harcamasının artmasına ve daha sağlıklı bir yaşam tarzı oluşturulmasına katkı sağlar. Ancak herkesin yaşam koşulları, zamanı ve fiziksel durumu aynı değildir. Bu nedenle ben danışanlarıma 'mutlaka spor yapmalısınız' şeklinde bir zorunluluk koymuyorum. Önceliğim, kişinin sürdürebileceği bir beslenme düzeni oluşturmasıdır' açıklamasında bulundu.
Röportajın sonunda genel beslenme felsefesini özetleyen Diyetisyen Refika Hanım, yasaksız beslenmeyi savunduğunu belirterek, 'Önünüze yağlama, hamburger, pizza ya da sevdiğiniz bir tatlı geldiğinde önemli olan bunları tamamen reddetmek değil; ne kadar ve ne sıklıkta tüketeceğinizi bilmektir. Amacım, insanların diyete başlayınca hayatının zorlaşacağı kaygısını silip, süreci keyifli bir yaşam tarzına dönüştürmelerini sağlamaktır. Yasakların olmadığı bir düzenle verilen kilolar her zaman çok daha kalıcı olur' ifadelerine yer verdi.