Zurnacı 55 yıldır aynı tonda çalmış.
Kırkpınar'ın 55 yıllık zurna sesi
kırkpınar er meydanı'nda pehlivanların mücadelesine eşlik eden zurna sesi, 55 yıldır hayrettin zurnacı'nın nefesiyle yankılanıyor. sanatçı, geleneği yaşatmanın gururunu yaşıyor.
kırkpınar er meydanı'nda pehlivanların kıyasıya mücadelesine eşlik eden zurna sesi, 55 yıldır hayrettin zurnacı'nın nefesiyle yankılanıyor. edirneli sanatçı, çocuk yaşta başladığı davul-zurna geleneğini yarım asrı aşkın süredir yaşatırken, ailesinden miras aldığı bu kültürü yeni kuşaklara aktarmanın gururunu yaşıyor.
Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin asırlık atmosferine 55 yıldır zurnasıyla hayat veren Edirneli Hayrettin Zurnacı, çocuk yaşta başladığı mesleğini aynı heyecanla sürdürüyor. Dedelerinden devraldığı geleneği bugün çocukları ve torunlarına aktaran Zurnacı, er meydanında çaldığı her ezginin kendisi için tarihle kurulan güçlü bir bağ anlamına geldiğini söyledi. Bazı insanlar ömürlerini bir mesleğe değil, bir geleneğe adar. Edirneli Hayrettin Zurnacı da tam 55 yıldır elinden düşürmediği zurnasıyla Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin ruhunu yaşatan isimlerden biri olarak, her yıl er meydanında yankılanan ezgilere hayat veriyor. Çocuk yaşlarda başladığı bu yolculukta yalnızca bir enstrüman çalmayan Zurnacı, asırlardır süregelen kültürün yaşayan temsilcileri arasında yer alıyor.
Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde yine davul-zurna ekibindeki yerini alan Hayrettin Zurnacı, yarım asrı geride bırakan sanat yolculuğunu ve Kırkpınar'a duyduğu bağlılığı anlattı.
Edirne'de dünyaya geldiğini belirten Zurnacı, henüz 15-16 yaşlarındayken aile büyüklerinin izinden giderek davul-zurna geleneğine adım attığını söyledi. O günden bu yana hem düğünlerde hem çeşitli organizasyonlarda mesleğini sürdürdüğünü, 55 yıldır da aralıksız olarak Kırkpınar Er Meydanı'nda görev aldığını ifade etti.
Davul ve zurnanın ailelerinde yalnızca bir meslek değil, kuşaktan kuşağa aktarılan önemli bir miras olduğunu dile getiren Zurnacı, soyadlarının da bu sanattan geldiğini belirtti. Dedelerinden, babalarından ve amcalarından öğrendikleri bu geleneği bugün kardeşleri, çocukları ve torunlarıyla birlikte yaşatmaya devam ettiklerini söyleyen Zurnacı, ailelerinin her ferdinin bu kültüre sahip çıkmasından büyük mutluluk duyduğunu ifade etti.
Kırkpınar'ın kendisi için her zaman ayrı bir anlam taşıdığını dile getiren Zurnacı, yıllardır aynı çayıra çıktığında ilk günkü heyecanı hissettiğini söyledi. Er meydanının atmosferinin hiçbir yere benzemediğini belirten Zurnacı, burada çalınan her ezginin tarihin bir parçası olduğunu, geçmişte aynı görevde bulunan ustalarını her yıl saygı ve rahmetle andıklarını dile getirdi.
Zurnanın ustalık isteyen bir sanat olduğunu vurgulayan Zurnacı, bu mesleğin yalnızca enstrümanı çalmaktan ibaret olmadığını söyledi. Yıllarca büyüklerini izleyerek, sabırla çalışarak kendini geliştirdiğini anlatan Zurnacı, özellikle yağlı güreş havalarının ayrı bir bilgi ve tecrübe gerektirdiğini ifade etti. Kırkpınar'da çalınan ezgilerin güreşlerin coşkusunu artırdığını belirten Zurnacı, bu atmosferi yaşamanın tarif edilemeyecek kadar özel bir duygu olduğunu söyledi.
Ailelerinin genç fertlerinin de aynı yolda ilerlediğini belirten Zurnacı, kardeşlerinin çocuklarının, amcasının torunlarının ve kendi torunlarının davul-zurna geleneğini öğrenmeye başladığını ifade ederek, bu kültürün gelecek nesiller tarafından da yaşatılacağına inandığını söyledi.
Başpehlivanlık mücadelesiyle ilgili yorum yapmayı doğru bulmadığını belirten Zurnacı, er meydanına çıkan tüm pehlivanların büyük emek verdiğini aktardı.