Prens Adaları'nı Ruslar keşfetmiş.
Komsomolskaya Pravda: Antalya’ya hiç benzemeyen Türkiye: Marmara'daki Prens Adaları neden ziyaret edilmeli?
rus gazetesi komsomolskaya pravda, antalya'dan farklı yapısıyla öne çıkan marmara'daki prens adaları'nın neden ziyaret edilmesi gerektiğini yazdı.
rusya’nın çok okunan gazetesi komsomolskaya pravda, “antalya’ya hiç benzemeyen türkiye” başlığı altındaki haberinde, “marmara denizi’ndeki ‘prens adaları’ neden ziyaret edilmeli?” sorusun cevabına dikkat çekti.
Rusya’nın çok okunan günlük Komsomolskaya Pravda gazetesi, İstanbul’a yakın adalarda tatil yapmayı önerdi.
Gazete, “Türkiye denince akla genellikle her şey dahil oteller, kalabalık plajlar ve Antalya sahilleri geliyor. Ancak İstanbul açıklarında, Marmara Denizi’nin ortasında yer alan Prens Adaları, ülkenin bambaşka bir yüzünü keşfetmek isteyenlere sakin ve nostaljik bir alternatif sunuyor.
Marmara Denizi, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan Boğazlar hattının tam ortasında yer alıyor. Bizans döneminden itibaren sürgün yeri olarak kullanılan adalar, zamanla İstanbul’un seçkin kesimlerinin yazlık kaçış noktalarından biri haline geldi. Bugün Türkçede “Adalar” olarak bilinen bu takımada, tarihi dokusu, doğal güzellikleri ve huzurlu atmosferiyle dikkat çekiyor” dedi.
Habere göre İstanbul’un Kabataş iskelesinden yaklaşık bir buçuk saatlik deniz yolculuğuyla ulaşılabilen Adalar’a yapılan seyahat, başlı başına bir deneyim olarak öne çıkıyor. Martıların eşlik ettiği yolculuk sırasında İstanbul’un silueti geride kalırken, yerini yemyeşil tepeler ve sakin koylar alıyor.
Takımadanın en büyük adası olan Büyükada, ziyaretçilerin en çok tercih ettiği durakların başında geliyor. Bir yanda sahilde balıkçılar ve kediler, diğer yanda ise uzakta görünen İstanbul gökdelenleri, adaya kendine özgü bir karakter kazandırıyor. Palmiyeler, begonviller ve bisiklet kullanan ziyaretçiler, Büyükada’nın huzurlu atmosferini tamamlayan unsurlar arasında yer alıyor.
Adanın en dikkat çekici özelliklerinden biri ise tarihi ahşap köşkleri. 19. ve 20. yüzyılın başlarında İstanbul’un varlıklı aileleri tarafından yazlık olarak kullanılan bu yapılar, bugün hâlâ dönemin zarafetini yansıtıyor. Özellikle 1908 yılında inşa edilen tarihi Splendid Palace Oteli, Büyükada’nın simgelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Büyükada’nın bir diğer ilginç hikâyesi ise Sovyet devrimci Lev Troçki ile bağlantılı. Troçki, 1929-1933 yılları arasında sürgün yıllarını burada geçirdi. Adadaki tarihi köşk günümüzde de ilgi çekmeye devam ederken, yerel halk arasında Troçki’nin hayaletinin hâlâ bu evde dolaştığına dair söylentiler anlatılıyor.
Prens Adaları’nı ziyaret edenler, Büyükada’daki 10. yüzyılda kurulan Aya Yorgi Manastırı’nı ve Bizans döneminin son kiliselerinden biri olan Kamariotissa Kilisesi’ni de görebiliyor. Tarih, doğa ve deniz manzarasını bir arada sunan adalar, İstanbul’un kalabalığından uzaklaşmak isteyenler için eşsiz bir kaçış noktası olarak öne çıkıyor.
Her şey dahil tatil anlayışından farklı bir deneyim arayanlar için Prens Adaları; tarihi köşkleri, otomobilsiz sokakları, deniz yolculuğu ve nostaljik atmosferiyle Türkiye’nin en özel destinasyonları arasında yer alıyor.