Karanlık maddeye şüpheyle bakılmalıymış.
Kozmologlar Karanlık Maddeye Dair Daha Şüpheci Bir Tutum Takınmalıdır – Stuart Clark
kozmologlar, evrenin büyük kısmını oluşturan karanlık madde ve enerjiye dair varsayımlarını sorgulamalıdır. bilimde kurumsal inanç değil, keşif esastır.
kozmologlar, bilgisayarda yapılan modellemelerimizin evren’e daha çok benzemesini sağlamak adına madde ve enerjinin yaklaşık %96’sının doğrudan algılayamadığımız ve tespit edemediğimiz hallerde olduğunu varsaymıştır. bunu yapmanın kozmologları böylesine varsayımsal maddelerin varlığı konusunda daha şüpheci ve temkinli kılacağını düşünüyor olabilirsiniz fakat durum böyle değil. çağımızın kozmologlarının büyük bir kısmı için karanlık madde ve karanlık enerji, gözlerimizle görebildiğimiz galaksiler ve yıldızlar kadar gerçektir. bu türden bir kurumsal inanç, iş dünyasında faydalı olabilir fakat bilimde bunun yeri yoktur. bildiğiniz gibi francis bacon 1620 yılında novum organum adlı eserini yayımlamıştı. bacon bu eserinde doğayı doğanın nasıl araştırılacağı ve keşfedileceği konusunda bir çok şey yazdı ve the post kozmologlar karanlık maddeye dair daha şüpheci bir tutum takınmalıdır – stuart clark first appeared on öncül analitik felsefe .
Kozmologlar, bilgisayarda yapılan modellemelerimizin Evren’e daha çok benzemesini sağlamak adına madde ve enerjinin yaklaşık %96’sının doğrudan algılayamadığımız ve tespit edemediğimiz hallerde olduğunu varsaymıştır. Bunu yapmanın kozmologları böylesine varsayımsal maddelerin varlığı konusunda daha şüpheci ve temkinli kılacağını düşünüyor olabilirsiniz fakat durum böyle değil. Çağımızın kozmologlarının büyük bir kısmı için karanlık madde ve karanlık enerji, gözlerimizle görebildiğimiz galaksiler ve yıldızlar kadar gerçektir.
Bu türden bir kurumsal inanç, iş dünyasında faydalı olabilir fakat bilimde bunun yeri yoktur. Bildiğiniz gibi Francis Bacon 1620 yılında Novum Organum adlı eserini yayımlamıştı. Bacon bu eserinde doğayı doğanın nasıl araştırılacağı ve keşfedileceği konusunda bir çok şey yazdı ve bilim insanı olmak isteyenlere dört farklı zihin idolü konusunda uyarıda bulundu. Bunlar şöyledir:
Kozmoloji de bu idollerin etkisinde kalıyor olabilir. Karanlık maddeyi düşünün mesela, bu parçacıkları tespit etmeye yönelik yapılan doğrudan çalışmalar sonuçsuz kalmasına rağmen onların gerçekten var olduğuna dair benimsenen sorgusuz sualsiz inanç epey tuhaftır. Yapılan gözlemler, rutin bir şekilde karanlık maddenin (etkisinin) bir sonucu olarak yorumlanmaya devam ediliyor. Araştırmacıların büyük bir kısmı alternatif bir kavrayış yoluna yüzlerini bile dönmüyorlar.
Aslına bakarsanız, en azından üzerine düşünmeye, incelenmeye ve kıyaslanmayı hak eden başka alternatif çözümler de vardır. Bazı koşullar altında bu alternatifler, gözlerimlerimizi, karanlık maddenin açıklayabileceğinden çok daha iyi açıklamaktadır. Bu alternatifler genellikle farklı bir kavrayış içerir: Evrene yeni unsurlar eklemekten ziyade ya kütleçekim kuvvetinin nasıl işlediğini farklı ele almayı ya da Evren’in işleyişine dair sahip olduğumuz varsayımları esnetmemizi önerirler.
Karanlık maddeye alternatif bir öneri 1981 yılında İsrail’deki Weizmann Bilim Enstitüsü’nden fizikçi Mordehai Milgrom tarafından öne sürüldü. Milgrom, kütleçekiminin oldukça zayıf olduğu seviyelerde Newton yasalarının öngördüğünden biraz daha güçlü bir etki uyguladığını öne sürdü.
Evrenin hızlanarak genişlemesinin nedeni olduğu düşünülen karanlık enerjiye dair başka bir yaklaşım ise, maddenin uzayda eşit biçimde dağıldığı varsayımını reddeder. Şayet bu doğruysa Evren’in genişleme hızı da doğal olarak değişecektir.
Sözünü ettiğimiz bu alternatif fikirler mevcut inanç manzarasının değişmemesi uğruna bir kenara itiliyor? Peki ama niçin?
Kozmoloji, doğru yanıtları bulma arayışında ana akımın dışına çıkma cesaretini yitirmiş ve oldukça muhafazakar bir karaktere bürünmüştür. edinmiştir. Kimileri bu yazımızı bir saldırı olarak görebilir, fakat ben gerçekten bilimsel olduğunu düşündüğüm bir tutumun sonucu olarak bu yazıyı kaleme aldım. Bu tutum hakim fikirleri sorgular ve şüphecilik içerir.
Bilimin gerçek altın standartı daha iyi açıklamalar peşinde koşarak kendini sürekli sorgulamak, tekrar tekrar dönüp kendine bakmak ve daima açık fikirli olmaktır. Teorilerimiz bildiğimiz tüm olgularla uyumlu olsa dahi asla kesin anlamda doğru olamaz. Onlar işe yarar oldukları kanıtlanmış hipotezlerden ibarettirler ve şayet onlarla uyuşmayan yeni gözlemler ortaya çıkarsa geçerliliklerini her an yitirebilirler.
Epey düşündürücü bir gerçek karşımızda durmaktadır: Ya Evren’in %96’sı bizim için bilin(e)mez haldedir ya da Evren’in nasıl işlediğine dair mevcut kavrayışlarımız tümüyle hatalıdır. Her iki durumda da kozmoloji işini henüz tamamlamamıştır çünkü çözüme kavuşturmamız gereken daha çok şey var.
*Bacon’dan doğrudan yapılan bu alıntı şu makalenin 183’üncü sayfasından alınmıştır.
Stuart Clark – “Cosmologists should be more skeptical of dark matter“, (Erişim Tarihi: 09.07.2026)