Maarif okulları her yerde açılmış.
Küresel eğitim ağında büyük temizlik: Maarif okulları Antarktika hariç her yerde
15 temmuz'un ardından türkiye'nin yurt dışında yürüttüğü en önemli mücadele alanlarından biri eğitim oldu. çünkü örgütü...
15 temmuz’un ardından türkiye’nin yurt dışında yürüttüğü en önemli mücadele alanlarından biri eğitim oldu. çünkü örgütü...
15 Temmuz’un ardından Türkiye’nin yurt dışında yürüttüğü en önemli mücadele alanlarından biri eğitim oldu. Çünkü örgütün dünya genelindeki en güçlü enstrümanı silah değil, okuldu. On yıllar boyunca sözde “diyalog merkezi”, “kültür merkezi”, “kolej”, “uluslararası okul” gibi isimlerle faaliyet gösteren yapılar, birçok ülkede Türkiye adına oluşturulmaya çalışılan algının arkasına saklanarak geniş bir etki alanı kurdu. Ancak son on yılda yürütülen kararlı mücadele, bu küresel ağın önemli ölçüde çözülmesini sağladı.
ÖRÜMCEK AĞI GİBİ SARMIŞ
Bugün gelinen noktada Türkiye, sadece bir terör örgütünün eğitim kisvesi altındaki yapılanmasını tasfiye etmekle kalmadı; aynı zamanda dünyanın dört bir yanında kendi eğitim markasını oluşturarak uluslararası eğitim alanında yeni bir model ortaya koydu. 15 Temmuz öncesinde FETÖ’nün dünya genelinde yaklaşık 760 sözde eğitim kurumu bulunuyordu. Bu yapıların 315›i ise çoğunluğu charter school statüsünde olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’nde faaliyet gösteriyordu.
BÜYÜK ORANDA SONA ERDİ
Özellikle Afrika kıtası ile Pakistan ve Afganistan gibi Asya ülkelerinde yoğunlaşan bu ağ, örgütün küresel insan kaynağı ve finans sisteminin en önemli bileşenlerinden birini oluşturuyordu. Ancak Türkiye’nin diplomatik girişimleri, bilgilendirme faaliyetleri ve eğitim alanındaki yeni hamleleri sonucunda örgütün Batı dışı dünyadaki eğitim varlığının yaklaşık dörtte üçü sona erdi. Birçok ülkede okullar doğrudan devredilirken, bazı ülkelerde ise aileler çocuklarını bu kurumlardan çekmeye başladı. Mali açıdan sürdürülemez hale gelen birçok yapı zamanla kendi faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kaldı.
6 KITADA FAALİYET
Özellikle eğitim altyapısının sınırlı olduğu Afrika ve Asya ülkelerinde yüzlerce öğrencinin sistem dışında kalması ciddi bir risk oluşturuyordu. Türkiye bu boşluğu doldurmak için eğitim diplomasisinin en önemli araçlarından birini devreye soktu. Bugün itibarıyla dünyanın 66 ülkesinde faaliyet gösteren Maarif Okulları, Antarktika hariç tüm kıtalarda eğitim hizmeti sunuyor. Resmî temas sağlanan ülke sayısı ise 108’e ulaşmış durumda. Kuruluşundan bu yana geçen on yılda eğitim kurumlarının sayısı 540’a yükselirken, öğrenci sayısı 75 bini aştı. Vakfın bünyesinde ayrıca 55 öğrenci yurdu ve dünyanın farklı bölgelerinde faaliyet gösteren 11 Türkiye Araştırmaları Merkezi bulunuyor.
ASYA’DAN AFRİKA’YA UZANAN DÖNÜŞÜM
FETÖ iltisaklı okulların devralınması süreci, birçok ülkede yalnızca idari bir değişim anlamına gelmedi. Aynı zamanda eğitim anlayışının, fiziki altyapının ve kurumsal yapının baştan aşağı yeniden inşasını beraberinde getirdi. Son dönemin en dikkat çekici örneklerinden biri Kırgızistan oldu. Uzun yıllar boyunca örgütün en güçlü olduğu ülkelerden biri olarak gösterilen Kırgızistan’daki tüm FETÖ iltisaklı eğitim kurumları Maarif bünyesine geçti. Devir sürecinde sistemde yaklaşık 17 bin öğrenci bulunurken, bugün bu sayı 20 bini aşmış durumda. Bu dönüşüm sadece öğrenci sayılarındaki artışla sınırlı kalmadı. Eğitim kurumlarının fiziki şartlarından akademik altyapısına kadar geniş çaplı yenileme çalışmaları gerçekleştirildi. Benzer süreçler Afrika’nın farklı ülkelerinde de yaşandı. Devir alınan birçok okulun kamuoyunda oluşturulan “elit eğitim kurumu” imajının aksine oldukça yetersiz şartlara sahip olduğu görüldü. Fiziki altyapı eksiklikleri, eğitim standartlarındaki düzensizlikler ve öğrencilerin temel ihtiyaçlarına ilişkin sorunlar dikkat çekti. Yürütülen rehabilitasyon çalışmalarıyla bu kurumlar uluslararası standartlarda eğitim veren okullara dönüştürüldü.
İSİM OYUNU BEYHUDE
Örgüt, eğitim ağını tamamen kaybetmemek için farklı yöntemlere başvurmaya devam ediyor. Bazı ülkelerde okul isimleri değiştirilirken, bazı kurumlar farklı ülkelerin bayrakları altında faaliyet göstermeye çalışıyor. Ancak bu girişimler, aynı bölgelerde faaliyet gösteren ve doğrudan Türkiye adına eğitim veren Maarif okullarının varlığı karşısında etkisini büyük ölçüde yitiriyor. Veliler açısından tercih kriterleri de değişiyor. Şeffaf yönetim anlayışı, uluslararası geçerliliğe sahip eğitim programları, çok dilli eğitim modeli ve Türkiye ile kurulan güçlü akademik bağlar ailelerin kararlarında belirleyici oluyor. Özellikle Türkiye›deki üniversitelerle kurulan ilişkiler, burs imkanları ve yükseköğretime geçiş avantajları birçok öğrenciyi Maarif okullarına yönlendiriyor.
DEVİRLE SINIRLI KALMIYOR
Türkiye’nin eğitim hamlesi yalnızca FETÖ iltisaklı kurumları devralmakla sınırlı kalmadı. Son on yılda stratejik bölgelerde ve Türk diasporasının yoğun bulunduğu ülkelerde 172 yeni okul açıldı. Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Bosna Hersek, Gürcistan, Irak, Kırgızistan, Kosova, Macaristan, Pakistan, Romanya, Somali, Tunus, Güney Afrika, Venezuela ve daha birçok ülkede sıfırdan kurulan eğitim kurumları, Türkiye’nin uluslararası eğitim markasının temel taşları haline geldi. Bu genişleme sayesinde Türkiye, okul ağı, öğrenci sayısı ve faaliyet gösterdiği ülke sayısı bakımından küresel eğitim liginde ilk beş ülke arasında gösterilmeye başlandı
TÜRKÇENİN LOKOMOTİFİ
Maarif okullarının en dikkat çekici özelliklerinden biri, eğitim modelinin yerel ihtiyaçlarla uluslararası standartları bir araya getirmesi. Okullarda ülkelerin millî müfredatları esas alınırken, fen bilimleri, sosyal bilimler, bilişim ve teknoloji alanlarında çağdaş eğitim programları uygulanıyor. Bunun yanında öğrenciler en az üç dil öğrenme imkânı buluyor. Türkçe, bu modelin önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Böylece öğrenciler hem kendi ülkelerinin kültürel ve akademik birikimiyle bağlarını koruyor hem de Türkiye ile doğrudan ilişki kurabiliyor.
TÜRKİYE’NİN EĞİTİMDE YENİ YÜZÜ
Türkiye’nin eğitimde yeni yüzü Bugün Maarif’in faaliyetleri yalnızca okul işletmeciliğiyle sınırlı değil. Dünyanın farklı bölgelerinde kurulan Türkiye Araştırmaları Merkezleri, üniversitelerle geliştirilen iş birlikleri ve akademik programlar sayesinde yeni bir entelektüel ağ oluşturuluyor. Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te ve Arnavutluk’ta faaliyet gösteren üniversiteler, bu vizyonun yükseköğretim ayağını oluşturuyor. Eğitim diplomasisinin bu yeni modeli, Türkiye’nin uluslararası alandaki yumuşak güç kapasitesini de önemli ölçüde artırıyor.