Mahmut Arıkan, Grup Toplantısı'nda konuştu: "Bu iktidar BRANDA İKTİDARIDIR!"
saadet partisi genel başkanı mahmut arıkan, türkiye büyük millet meclisi'nde (tbmm) düzenlenen haftalık grup toplantısı'nda açıklamalarda bulundu.
saadet partisi genel başkanı mahmut arıkan, türkiye büyük millet meclisi'nde (tbmm) düzenlenen haftalık grup toplantısı'nda açıklamalarda bulundu.
TBMM'de düzenlenen haftalık Grup Toplantısı'nda konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
ARIKAN'DAN KRİTİK AÇIKLAMALAR
Arıkan, Türkiye'nin ekonomi, deprem, tarım, bağımlılık, yoksulluk, dış politika gibi meselelerine dair iktidara yönelik eleştirilerini dile getirdi ve partinin çözüm odaklı duruşunu vurguladı.
Meydanlarda yankı uyandıran ve iktidarın politikalarını eleştiri oklarının hedefine oturtan konuşmanın satır başları şöyle:
Toplumun Tüm Kesimlerine Hak Mücadelesi Sözü: Meclis kürsüsünden yapılan açıklamada; özlük hakları için direnen uzman çavuşların, emeğinin karşılığını alamayan Karadenizli fındık üreticilerinin ve ekonomik krizin altında ezilen emeklilerin hak arayışlarına sonuna kadar destek verileceği vurgulandı.
"Depremin Üzerinden 3,5 Yıl Geçti, Adıyaman Toz Toprak İçinde": Hafta sonu gerçekleştirilen Adıyaman ziyaretine ilişkin notlar paylaşılırken, bölgede altyapı, sulama ve yol sorunlarının hala bitmediği kaydedildi. İktidarın sorunları çözmek yerine üzerini brandalarla örtmeyi seçtiği iddia edilerek, "Branda iktidarı" eleştirisi yöneltildi.
Yerli Tütün Üreticisi Kartellere Teslim Edildi: Kürsüden Adıyaman tütünü gösterilerek, AK Parti öncesi 500 bin olan tütün üreticisi sayısının 35 bine gerilediğine dikkat çekildi. TEKEL’in tasfiye edilmesiyle Türk çiftçisinin kendi toprağında kaçakçı muamelesi gördüğü, pazarın yabancı sigara kartellerine bırakıldığı ifade edildi.
Gençlikte Büyük Çöküş ve Bağımlılık Tehdidi: Gençlerin %63'ünün ülkeyi terk etmek istediği belirtilirken, TÜİK’in verileri makyajlamakla suçlandığı konuşmada çok çarpıcı bir iddia ortaya atıldı: Türkiye'de bağımlı sayısının 16 milyona ulaştığı, uyuşturucunun ilkokul kapılarında jelibon formunda satıldığı ve kullanım yaşının 9'a kadar indiği vurgulandı.
"Gerçek Açlık Sınırı 36 Bin Lira": Emeklilere reva görülen 20 bin liralık maaş sert dille eleştirildi. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine eşitleyecek kalıcı bir kanuni düzenlemenin Temmuz ayında Meclis’ten geçirilmesi için iktidara acil çağrı yapıldı.
NATO Önlemlerine "Sıkıyönetim" Tepkisi: Ankara başta olmak üzere birçok ilde NATO zirvesi gerekçesiyle uygulanan eylem ve protesto yasakları eleştirilerek, vatandaşın anayasal hakkının engellenmesinin sivil anayasa vaatleriyle çeliştiği aktarıldı.
Savunma Sanayisinde Motor Bağımlılığı Kriz Yarattı: %100 yerli ve milli olarak tanıtılan KAAN jeti ile ATAK helikopterinin motorlarının ABD'ye ait olduğu ifade edildi. Geçmişte Pakistan'a yapılacak helikopter satışının ABD engeli nedeniyle iptal edildiği hatırlatılarak, savunma sanayisinde montaj değil, gerçek yerlilik çağrısı yapıldı.
ASELSAN ve Kıbrıs Satılıyor mu İddiası?: Amerikan yatırım fonu BlackRock’ın ASELSAN'ı satın almak istediği yönündeki iddialara iktidarın acilen yanıt vermesi istendi. Ayrıca Rum basınında yer alan; Maraş ve Güzelyurt’un verilmesi karşılığında KKTC'nin tanınması yönündeki sözde planlar kesin bir dille reddedilerek, "Kıbrıs'ta bir çakıl taşı bile pazarlık konusu yapılamaz" denildi.
Netanyahu'ya Soykırım Yanıtı: İsrail kabinesinin 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanıma kararına sert tepki gösterildi. Filistin ve Lübnan'da katliam yapan Netanyahu'ya seslenilerek, "Soykırımcı arıyorsan aynaya bak" ifadeleri kullanıldı.
ARIKAN'IN KONUŞMASININ TAM METNİ
1. SELAMLAMA
Bugün aramızda önemli misafirlerimiz var.
Vatan savunmasında canları pahasına en ön saflarda görev yapmış,
ama özlük hakları başta olmak üzere, birçok sorunla mücadele etmek zorunda kalan, hak ve adalet arayan Uzman çavuşlarımız aramızda.
Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da hak arayışlarında her zaman yanlarında olmaya devam edeceğiz. Kendilerini selamlıyorum.
Yine bugün Karadeniz’in bereketli topraklarında alın teriyle üretim yapan,
Ordu’lu, kıymetli fındık üreticisi kardeşlerimiz aramızdalar. Kendilerine hoş geldiniz diyorum.
Emeklerinin karşılığını alabilmeleri için her zaman, her platformda haklı mücadelelerine destek vereceğimizi bu kürsüden tekrarlıyorum.
Yine bugün, ülkemizde yaşanan ekonomik krizin faturasını en ağır şekilde ödemek zorunda kalan,
yılın yarısı biterken, umutları tükenen elinde sadece,
“yokluk” kalan emeklilerimiz aramızda. Kendilerini muhabbetle selamlıyor, hoş geldiniz diyorum.
2. ADIYAMAN NOTLARI
Her hafta emeklimizden üreticimize bu grup toplantımızda toplumun bütün kesimleriyle bir araya gelmeye gayret ediyoruz.
Bir taraftan da onların gelmesini beklemeden her fırsatta Anadolu’yu karış karış dolaşıyoruz.
Her ne kadar iktidar işi gücü bırakıp Ankara’daki NATO toplantısına odaklanmış olsa da;
Bu hafta sonu da üzerinden üç buçuk yıl geçmesine rağmen hala depremin yaralarını sarmaya çalışan Adıyaman ilimizdeydik.
NATO toplantısı için, yoksulluğun üzeri brandalarla kapatılmaya çalışılırken, bizler Adıyamanlı hemşehrilerimizin dertleri ile hemhal olduk.
· Esnafımızla, çiftçilerimizle, gençlerimizle bir araya geldik. Ama bir dokunduk bin ah işittik.
· Toz toprak içerisinde bir Adıyaman gördük.
Biz bunları gördük ama Sayın Cumhurbaşkanı Adıyaman’a gittiğinde bunlar görülmedi.
Çünkü o zaman da Adıyaman’ı brandalarla kapatmışlardı.
3. BRANDA İKTİDARI
Arkadaşlar bu iktidar BRANDA İKTİDARIDIR!
sorunları çözmeyi değil, örtmeyi marifet sayıyor.
· Sayın Cumhurbaşkanı Hatay’a gidecek branda,
· Şimdi de Trump gelecek diye bütün Ankara brandalarla örtülüyor.
Beceriksizliğinizi, ayıbınızı brandalarla örtemezsiniz.
25 yılın sonunda AK Parti iktidarının ülkemizi getirdiği nokta budur.
Sorunları branda ile örteceklerini sanıyorlar.
İşte bizler o brandaların arkasında saklanmaya çalışılan Adıyaman’ın feryadını dinledik.
4. ADIYAMAN TÜTÜNÜ
Bakınız, Adıyaman’dan buraya elimde bir emanetle geldim.
• Rengini, kokusunu Adıyaman’ın bereketli topraklarından,
değerini Adıyamanlı’nın alın terinden alan tütünü getirdim.;
Bu elimde gördüğünüz sadece bir tarım ürünü değildir;
Bu ülkenin alın teridir, hafızasıdır, üretim iradesidir.
Peşinen söyleyeyim elbette bizler de en az cumhurbaşkanı kadar tütün kullanımına karşıyız.
Ancaaak buradaki mesele vatandaşın cebindeki sigara paketini almak değil,
Bu ülkenin üreticisini, küresel sermayenin insafına terk etmektir.
Bu ülkede AK Parti iktidarından önce 500 bine yakın insan, tütün üretiminden geçimini sağlıyordu.
Peki üretim dip yaparken, tüketim ne olmuş;
Sayın cumhurbaşkanı tüketim konusunda çok hassas;
Biliyorsunuz sigara içenlere kızıyor, azarlıyor,
Hatta cebindeki paketi alıp içmeme sözü verdiriyor.
Yine AK Parti iktidarı döneminde, Türkiye’de yıllık sigara tüketimi 160 milyar adedi aşarak tarihin en yüksek miktarına ulaştı.
· Faize karşılar, ülke faiz rekoru kırılıyor.
· Enflasyona karşılar, ülkede enflasyon rekoru kırılıyor.
· Sigaraya karşılar, ülkede sigara tüketiminde rekor kırılıyor.
Tam da bu noktada iktidara bir ricada bulunmak istiyoruz;
Allah rızası için siz bir şeye karşı olmayın. 😊
Bu ülkeye gölge etmeyin, başka ihsan istemiyoruz…
5. TEKEL’İN HİKAYESİ
· Bu toprakların çiftçisinden tütünü alır, bu ülkenin fabrikalarında işlerdi.
· Samsun vardı, Bafra vardı, Maltepe vardı…
· Adıyamanlı Muhlis kaybetti, Virginialı MORRİS kazandı.
· Samsun’un yerini Monte Karlo, Bafra’nın yerini Winston markaları aldı.
Kendi çiftçimiz kendi toprağında kaçakçı muamelesi görüyor, hapis cezası alıyor.
6. GENÇLERİMİZ VE BAĞIMLILIK
Gittiğimiz her şehirde gençlerimizin dertlerine kulak veriyoruz.
· Gençlerimizin işsiz, umutsuz ve karamsar olduğunu görüyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanı geçtiğimiz günlerde;
“Kendisini akışa bırakan değil, akışa yön veren bir gençlik yetiştireceğiz” dedi.
Arkadaşlar AK Parti iktidara geldiğinde doğan çocuklar bugün 24 yaşında.
Türkiye’de bugün 13 milyon genç bulunuyor.
Bu gençlerin yarısından fazlası ne eğitimde ne istihdamda yer bulabiliyor.
gençlerimizin büyük bir kısmı hem mutluymuş, hemde işinden ve gelirinden memnunmuş.
iktidarın yanlış politikalarını makyajla örtmeye çalışan, bir kozmetik firmasına dönmüş durumda.
Ama sahadaki gerçekler TÜİK’in makyajıyla kapatılamayacak kadar derin.
• Yüzde 70’i ülkenin geleceğinden endişe duyuyor.
• Yüzde 82,9’u gelir dağılımını adaletsiz buluyor.
Pazartesi günü genel merkezimizde önemli bir buluşma gerçekleştirdik.
Bağımlılıkla mücadele eden Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri ve evlatları uyuşturucu belasına bulaşan ailelerle bir araya geldik.
Acı gerçeği bizzat kendilerinden dinledik. Öyle şeyler anlattılar ki şaşırmamak, sarsılmamak elde değil.
Türkiye’de bağımlı sayısı 16 milyona ulaşmış durumda.
Uyuşturucu kullanım yaşı DOKUZA kadar düşmüş arkadaşlar DOKUZA!
· Okulların önünde “Jelibon” formunda tanesi 50 liraya, 100 liraya uyuşturucu satılıyor.
· Cezaevlerine peçeteye emdirilmiş uyuşturucu sokup içeride satılıyor. Bir parçasını bin liraya satıyorlar. Cezaevlerinde uyuşturucu borsası oluşmuş.
· Öyle bir hale gelmişiz ki; anne-babalar evlilik şartı olarak gençlerden uyuşturucu kullanmadığına dair rapor istiyor!
24 yılın sonunda gençliği getirdiğiniz nokta bu!
ateş sadece düştüğü yeri değil, tüm ülkeyi yakıyor.
· Soğancılara, patatesçilere operasyon yapıyorsunuz.
· Civciv çetelerine operasyon yapıyorsunuz.
· Tavuk üreticilerine operasyon yapıyorsunuz.
Uyuşturucu baronlarına ne zaman operasyon yapacaksınız,
Baronların inlerine ne zaman gireceksiniz?
Bugün gençlerimiz sadece işsizlikle, umutsuzlukla ve gelecek kaygısıyla mücadele etmiyor;
Uyuşturucu, şiddet, dijital bağımlılık ve suç örgütlerinin tehdidiyle de karşı karşıya bırakılıyor.
Böyle bir durumda, hangi gençlik akışa yön verecek?
Sizin bütün yanlış uygulamalarınıza rağmen,
Akışa da yön verir; geleceğe de yön verir.
Amaaaa önce iktidar, gençlerin önüne set çekmekten, gerçeklerin üzerine branda örtmekten vazgeçmelidir.
7. EMEKLİLER
Biz bugün bu kürsüde; eczane önünde ilacının parasını avucunda sayan emeklimizin sözcüsüyüz.
Biz bugün; et reyonunun önünden başını eğip geçen emeklimizin sözcüsüyüz.
Biz bugün; her ayın sonunda kira ile maaş arasındaki uçuruma, yeniden düşen emeklimizin sözcüsüyüz.
Hatırlayınız; bütçe görüşmelerinin son gününde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz şöyle demişti:
“birtakım yoksulluk, açlık göstergelerini muhalefet çokça kullanıyor; böyle bir resmî istatistiğimiz yok, altını çizmek isterim” demişti
İŞTE O ‘RESMÎ OLMAYAN’ AÇLIK GÖSTERGESİ, BUGÜN 36.000 LİRADIR!
Adı vardır, rakamı vardır, ailelerin boğazından geçmeyen ekmek vardır.
Siz emekliye 20 bin lira uzatıp diyorsunuz ki:
“Git, açlık sınırının 16 bin lira altında bir maaşla hayatta kal.”
“Et senin için hayal, torununa harçlık vermek senin için hayal; alış buna.” Diyorsunuz
Biz bugün bu cümlelerin altını tek tek çiziyoruz;
ve inanıyoruz ki zamanı geldiğinde, emekliye bunu reva görenlerin üstünü de emeklilerimiz çizecektir.
“Emekliyi enflasyona ezdirmedik” diyorlar.
Pazarın gerçeğini değil, kâğıdın yalanını anlatan o makyajlı enflasyon mu?