Akademisyenler makbul olmak zorunda kalmış.
‘Makbul akademisyen’ yaratma projesi
yükseköğretime güvenlik soruşturmasının getirilmesi planlanan teklife tepkiler sürüyor. eğitim sen’den gülez, uygulamanın iktidarın “makbul akademisyen yetiştirme” projesi olduğunu vurguladı.
yükseköğretime güvenlik soruşturmasının getirilmesi planlanan teklife tepkiler sürüyor. eğitim sen’den gülez, uygulamanın iktidarın “makbul akademisyen yetiştirme” projesi olduğunu vurguladı.
AKP iktidarının “makbul akademisyen” projesine yönelik hamlelerini hızlandırılırken güvenlik soruşturmasının yer aldığı “Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” TBMM Genel Kurulu’na geldi. Teklifin 26. Maddesi ise dikkat çekici. Teklif ile 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nda değişiklik yapılarak güvenlik soruşturmasına tabi personel grupları arasına ilk kez "yükseköğretim kurumlarında çalışacak öğretim elemanları" da eklenmesi planlanıyor. Düzenlemenin yasalaşması halinde devlet ve vakıf üniversitelerinde görev alacak öğretim elemanları, arşiv araştırmasının yanı sıra güvenlik soruşturmasından da geçirilecek.
Teklifin Genel Kurul’da kabul edilmesi durumunda, öğretim görevlilerinin bir kadroya atanabilmeleri için güvenlik soruşturmasından geçmesi gerekiyor. Soruşturma kapsamında ise istihbarat ve kolluk kuvvetlerindeki somut veriler, yabancı devlet ve yabacılarla ilişkilerin yanı sıra terör örgütleri veya suç örgütleriyle eylem birliği, irtibat ve iltisak inceleniyor. Teklifin gerekçesinde ise sözkonusu Kanun kapsamında güvenlik soruşturmasına tabi kamu görevlilerinin öğretmenler de dahil olmak üzere sınırlı sayıda belirlendiği ifade edilerek akademisyenlerin de bu kapsama alınmasının amaçlandığı belirliyor.
AKADEMİ İLE ÇELİŞİYOR
Eğitim Sen Yükseköğretim ve Eğitim Genel Sekreteri Evrim Gülez, güvenlik soruşturmasının akademiye ilk kez getirilmediğini vurguladı. Gülez, “O dönemin ana muhalefet partisi olan CHP, bu kararı Anayasa Mahkemesi’ne götürmüştü. Yüksek Mahkeme ise kararı iptal etmişti” dedi.
Öğretim görevlilerinin en fazla 3 yıllık sözleşmelerinin olduğunu anımsatan Gülez, “Aynı zamanda görevde yükselme süreçleri de bulunuyor. Doktor öğretim görevliliği, doçentlik, profesörlük gibi görevde yükselme süreçlerinde yeniden atama olur. Bu da aslında her birinde yeniden güvenlik soruşturması ile karşı karşıya kalacakları anlamına geliyor. Öğretim elemanlarını bekleyen esas sıkıntı burada” diye konuştu. Gülez, “Uygulama akademi, üniversite fikriyle çelişiyor. Bu uygulama ile akademiyi liyakatli bir denetim ve görevde yükselme sürecinden tamamıyla sadakate bağlı bir sürece geçirmiş oluyorlar. Akademide bundan sonra herkes sözünü ‘Benim ileride işte görev sürem bittiğinde tekrar atamam yapılacak mı, görev sürem uzatılacak mı, işte kadro verilecek mi, görevde yükselecek miyim?’ korkusuyla söyleyecektir. Bu da özgür, özerk ve demokratik üniversite fikrinin uzağında” ifadelerini kullandı.