Cevat Şakir kendini Bodrum'da yeniden bulmuş.
Mavi Sürgün: Dışarıdan İçeriye, Karanlıktan Maviye
cevat şakir kabaağaçlı'nın otobiyografik anı kitabı mavi sürgün, yazarın haksız yere mahkûm edilip bodrum'a sürgün gönderilmesini ve orada yeniden doğuşunu anlatıyor.
mavi sürgün, cevat şakir kabaağaçlı’nın otobiyografik anı türündeki kitabıdır. kitapta, ‘hapishanede idama mahkûm olanlar bile bile asılmaya nasıl giderler’ başlıklı yazısına binaen yargılanmasını ve haksız yere mahkûm edilerek bodrum’a sürgüne gönderilmesini anlatır. bodrum’da doğayla bütünleşen cevat şakir, yeniden doğar, deyim yerindeyse kabuk değiştirir. erden kıral’ın romanla aynı ismi taşıyan filmi de bu sürgünün aynı zamanda cevat şakir’in kendi […] mavi sürgün: dışarıdan i̇çeriye, karanlıktan maviye yazısı ilk önce marjinal sinema kültür üzerinde ortaya çıktı.
Mavi Sürgün, Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın otobiyografik anı türündeki kitabıdır. Kitapta, ‘Hapishanede idama mahkûm olanlar bile bile asılmaya nasıl giderler’ başlıklı yazısına binaen yargılanmasını ve haksız yere mahkûm edilerek Bodrum’a sürgüne gönderilmesini anlatır. Bodrum’da doğayla bütünleşen Cevat Şakir, yeniden doğar, deyim yerindeyse kabuk değiştirir. Erden Kıral’ın romanla aynı ismi taşıyan filmi de bu sürgünün aynı zamanda Cevat Şakir’in kendi içine, özüne yaptığı yolculuk olarak ele alınması üzerine kuruludur. Filmin özünü kavrayabilmek için Cevat Şakir’in sürgün olayından önceki hayatını ve yaşadığı kırılmaları da bilmek gerekir.
Cevat Şakir, 1890 yılında o zamanlar Osmanlı toprağı olan Girit’te dünyaya gelmiştir. Osmanlı’nın entelektüel ve aristokrat ailelerinden birine, yani Şakir Paşa ailesine mensuptur. Babası Osmanlı komutanı ve diplomat olan Ferik Mehmed Şakir Paşa, annesi ise Giritli Sare İsmet Hanım’dır. Cevat Şakir’in çocukluğu, babasının görevli olduğu Atina ve Büyükada’da geçmiştir. Cevat Şakir, Robert Koleji’nde eğitim alırken yazı yazmaya başlamıştır. Daha sonra Oxford Üniversitesi’nde eğitim görmüş, ancak okulu bitirememiştir. Cevat Şakir’in hayatı, trajik bir aile içi çatışma neticesinde altüst olur. Babası Şakir Paşa’yı silahla vurup ölümüne sebep olmuştur. Bu olay nedeniyle hapis yatan Cevat Şakir, vicdan azabı ve suçluluk duygusunu ömür boyu üzerinde taşır. Afyon’da bulunan Kabaağaçlı Çiftliği’nde yaşanan olayın sebebi; ‘kaza’ olarak kayıtlara geçse de bazı aile üyelerinin verdiği ifadelerde planlı bir cinayet olduğu iddia edilmiştir. Ailenin maddi sıkıntılarla boğuştuğu da iddialar arasındadır. Olayın ardından tutuklanarak 15 yıl kürek cezasına çarptırılan Cevat Şakir, cezaevinde vereme yakalandığı için 7 yılını hapiste geçirdikten sonra serbest bırakılmıştır.
Tüm bu yaşananlardan sonra Cevat Şakir, yazdığı yazı neticesinde üç yıllığına Bodrum’a sürgüne gönderilir. O dönemde bu cezalara ‘Kalebentlik’ adı verilmektedir. Kalebentlik, kişinin belirli bir kalenin surları dışına çıkmamak şartıyla yaşamaya mahkûm edildiği bir ceza türüdür. Bodrum, o yıllarda ıssız bir balıkçı köyüdür. Diğer bir deyişle mahrumiyet bölgesidir. Bu sürgün her ne kadar Cevat Şakir’i cezalandırmak amacı gütse de Halikarnas Balıkçısı’nın doğuşuna sebebiyet verecektir. Cevat Şakir, kentin antik dönemlerdeki Halikarnassos isminden ötürü ‘Halikarnas Balıkçısı’ mahlasını seçmiş ve bu takma isimle kitaplar yazmıştır. Bir mahlasla kitaplar yayınlamasının arkasında, geçmişiyle gündeme gelmek istemeyişi yatıyor olabilir!
Erden Kıral’ın filmine dönecek olursak, şiirsel bir arınma filmi demek yanlış olmaz. Filmin hatırı sayılır bölümü, Cevat Şakir’in (Can Togay) iki jandarma eşliğinde İstanbul’dan Bodrum’a yaptığı yolculuğu anlatır. Tren vagonları, karakterin geçmişiyle, babasını öldürmüş olmanın getirdiği vicdan azabıyla hesaplaşma yeridir. Tren ilerlerken, Cevat Şakir de zihninin karanlık dehlizlerinde seyahat eder. Erden Kıral, loş ışıklar ve gölgelerle karakterin iç dünyasındaki sıkışmışlığı sinematografik bir estetikle yansıtır. Tren Bodrum’a ulaştığında, görsel dil tamamen değişir, trenin karanlık atmosferi yerini Ege’nin göz alıcı beyazına ve mavisine bırakır. Film, mekânın insan psikolojisi üzerindeki iyileştirici gücünü çok iyi yansıtır. Yargının Cevat Şakir’i cezalandırmak için sürgüne gönderdiği mekân, onun kurtuluş mekânı olur. Köyün yoksul ama samimi insanları, aristokrat bir aile trajedisinden kaçan Cevat Şakir’e yepyeni bir varoluş sunar. Sonunda Cevat Şakir, ‘katil’ ve ‘sürgün’ vasıflarından sıyrılarak ‘Halikarnas Balıkçısı’na dönüşür.
Erden Kıral, taşra/insan ilişkisini en iyi kuran yönetmenlerdendir. İlk filmi Kanal’dan başlayarak Bereketli Topraklar Üzerinde, Hakkâri’de Bir Mevsim, Ayna hatta Yük filminde de bu açıkça görülmektedir. Mavi Sürgün‘de de karakteri doğanın içine fırlatır ve doğayı bir arka plan olmaktan çıkarıp filmin ana karakterlerinden biri haline getirir. Hikâyenin geçtiği coğrafyayı bir karakter gibi kullanması, filmin en güçlü yanlarından biridir. Filmdeki Cevat Şakir, pek konuşmayan, içinde yaşadıklarını bakışlarıyla ve doğayla kurduğu bağ yoluyla aktaran bir karakterdir.
Filmin görüntü yönetimi Kenan Ormanlar, müzikleri ise Stelios Vamvakaris tarafından yapılmıştır. Filmin oyuncu kadrosu da dikkat çekicidir: Türk sinemasının önde gelen isimlerinin yanı sıra, dünyaca ünlü Alman aktris Hanna Schygulla da filmin oyuncu kadrosunda yer almaktadır. Mavi Sürgün, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini, İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale ödülünü, Montreal Uluslararası Film Festivali’nde ise FIPRESCI Özel Mansiyon Ödülü’nü kazanmıştır.
Sonuç olarak Mavi Sürgün, sürülmenin öze dönüşe, suçluluk duygusunun doğanın yardımıyla hafiflemesine ve cezanın ödüle dönüşmesine tanık olduğumuz şiirsel bir filmdir. Film, karakterin küllerinden doğuşuyla ruhunun huzura kavuştuğu gerçek yaşam öyküsünü klasik bir biyografi anlatısının ötesine taşıyarak izleyiciyi bir rüya atmosferine sokar. Vicdan azabının karanlık dehlizlerinden doğanın şifalı kucağına sığınan bir ruhun, dışarıdan içeriye, karanlıktan maviye uzanan yolculuğudur bu…
Senaryo: Erden Kıral, Kenan Ormanlar, Elly Scheller Ormanlar (Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın eserinden)
Oynayanlar: Hanna Schygulla, Can Togay, Ayşe Romey, Tatiana Papamoschou, Halil Ergün, Menderes Samancılar, Meltem Savcı, Cezmi Baskın, Ali Sürmeli, Levent Ülgen, Altan Erkekli
Mavi Sürgün: Dışarıdan İçeriye, Karanlıktan Maviye yazısı ilk önce Marjinal Sinema Kültür üzerinde ortaya çıktı.