Vesayet devri kapanmış.
Milli iradeye demokratik zırh: Vesayet ayıklandı
türkiye'de, daha on-on beş yıl öncesine kadar her on yılda bir askeri müdahale beklentisiyle yaşamak, siyasetin adeta k...
türkiye’de, daha on-on beş yıl öncesine kadar her on yılda bir askeri müdahale beklentisiyle yaşamak, siyasetin adeta k...
Türkiye’de, daha on-on beş yıl öncesine kadar her on yılda bir askeri müdahale beklentisiyle yaşamak, siyasetin adeta kaçınılmaz bir kaderi gibi algılanıyordu. 27 Mayıs’tan 12 Eylül’e, 28 Şubat’tan e-muhtıralara kadar uzanan bu karanlık gelenek, milli iradeyi her fırsatta ezerek sivil siyaseti ürkek ve çekingen bir alana hapsetmişti. Ancak 15 Temmuz 2016 gecesi FETÖ’cü hainlerin gerçekleştirdiği darbe teşebbüsü, Türk demokrasi tarihinde ezberleri bozan köklü bir uyanışa vesile oldu. O gece sokağa dökülen halkın verdiği güç ve cesaretle hareket eden hükümet, çıkardığı Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) asker-sivil ilişkilerini tamamen Batı standartlarında, şeffaf ve demokratik bir zemine oturtmayı başardı. Silahlı kuvvetler sivil otoritenin üstünde bir gölge olmaktan çıkarak, meşru hükümetin emrinde milli güvenliğin asıl koruyucusu konumuna geldi.
SAVUNMADA ÇİFT BAŞLILIK BİTTİ
Cumhuriyet tarihi boyunca askeri bürokrasinin en korunaklı kalelerinden biri olan Genelkurmay Başkanlığı, 1961 Anayasası’ndan bu yana adeta sistem içinde özerk bir yapı gibi konumlandırılmıştı. Milli Savunma Bakanlığının pasifize edildiği bu antidemokratik çift başlılık, 15 Temmuz sonrası tamamen ortadan kaldırıldı. Yapılan yapısal reformlarla Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları doğrudan Milli Savunma Bakanlığına bağlanarak sivil denetim mekanizması eksiksiz hale getirildi. Aynı şekilde iç güvenlikte vesayetin birer uzantısı olarak kullanılabilen Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı da tamamen sivilleştirilerek İçişleri Bakanlığının emrine verildi.
SİVİL ÜSTÜNLÜK DÖNEMİ
Darbelerin ardından kurulan ve sivil hükümetlerin üzerinde birer veto makamı gibi çalışan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) ile Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tepeden tırnağa yeniden yapılandırıldı. Geçmişte askeri üyelerin sayısal ağırlığı ve tayin-terfi süreçlerindeki mutlak tekeli nedeniyle sivil iradenin müdahale edemediği YAŞ, sivil üyelerin çoğunlukta olduğu demokratik bir yapıya kavuşturuldu. MGK ise sivil üyelerin katılımıyla tamamen sivilleştirildi; ordunun geniş ve istismara açık “milli güvenlik” yorumu terk edildi.
HER ALANDAKİ VESAYETE SON
15 Temmuz sonrasının en büyük devrimlerinden biri de yargı ve eğitim alanında yaşandı. Ülkede sivil ve askeri olmak üzere iki ayrı adalet mekanizması yaratan, askere yargısal bir otonomi sağlayan askeri mahkemeler tamamen kaldırıldı. Genel adalet sistemi birleştirilerek hukukun üstünlüğü ilkesi perçinlendi. Vesayetçi zihniyetin ve darbe dinamiklerinin ideolojik olarak beslendiği askeri okulların kapısına kilit vuruldu. Askeri öğrencilerin halktan kopuk, kendilerini toplumun üzerinde ayrıcalıklı bir sınıf olarak görmelerini engelleyecek yeni bir eğitim modeli inşa edildi. Bu doğrultuda, sivil bir yönetim mimarisine sahip olan Milli Savunma Üniversitesi kuruldu. Kara, Deniz ve Hava Harp Okulları bu çatı altında toplanarak, askerin zihni yapısının demokratik değerlerle ve milli iradeye mutlak bağlılıkla şekillenmesi sağlandı.
HER KURUM ARINDI
Geçmişte ordunun sivil hayatı, medyayı, akademiyi denetlemek için birer gözetleme kulesi gibi kullandığı RTÜK, TRT ve YÖK gibi üst kurullarda asker üye bulundurma garabetine de son verildi. Devlet Denetleme Kurulu, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni de denetleme yetkisiyle donatılarak ordunun mali ve idari tüm tasarrufları sivil denetime açık hale getirildi.
BÜYÜK DÖNÜŞÜMÜN ADI OLDU
15 Temmuz darbe girişimi, Türk milletinin canı pahasına yazdığı bir kahramanlık destanı olduğu kadar, devletin kendi ordusu üzerinde tam demokratik kontrolü sağladığı büyük bir dönüşümün de adı oldu. Bugün atılan bu cesur adımlar sayesinde Türkiye, silahlı gücün sivil alan üzerinde tahakküm kuramadığı, ordunun yalnızca dış savunma misyonuna odaklandığı ve mutlak surette seçilmiş iradeye tabi olduğu güçlü bir sivil kontrol mekanizmasına kavuşmuştur. 15 Temmuz’un açtığı bu temiz sayfa, Türkiye’nin bir daha asla darbe heveslilerinin karanlığına teslim olmayacağının en büyük güvencesidir.