Tozlu raflar dile gelmiş.
Mors, ölüm ve mawt: Üç medeniyetin ölüm dili
yazar, kütüphane rafları ile mezar taşlarını kıyaslayarak bilginin peşinde koşmanın ve ölümün sessiz dilini anlamlandırmanın felsefi bir portresini çiziyor.
1980’li ve 1990’lı yıllarda sahici bir bilgiye talip olanın yolu, kaçınılmaz olarak kütüphane kapısından geçerdi. bilgi, bugünkü gibi parmak uçlarına amade bir metaya henüz dönüşmemişti. bilgi daha çok kütüphane raflarının tozlu ciltlerinin sırtında sabırla bekleyen, arandıkça bulunan, muhatabına kendisini açan bir emanetti. ya bir “bilen”in dizinin dibine çökecek ya da kitabın bizzat kendisiyle hemhâl olacaktınız. bu anlamda her zaman kütüphane raflarıyla bir mezarlıktaki mezar taşlarını birbirine benzetirim. eğer yeterince dikkatli bir göze, daha doğrusu kulağa sahipseniz; mezar taşlarının da en az kütüphane rafları kadar konuştuğunu, hatta bazen kelimelerin bittiği yerde insana kitaplardan daha ağır bir şey söylediğini fark edersiniz.