Hüzünlü yaraları anlatmış.
Mutlu Özçelik yazdı: Faça Üzerine Kısa Bir Değerlendirme
mutlu özçelik, edebiyat dergilerindeki yazılarını derleyerek 'faça' kavramını, yaraları, hüznü ve erişilmeyenleri ele aldığı bir değerlendirme yazdı.
faça “aksayan bir şey varsa hikâye tam orada. erişilmeyen, yarım kalmış ne varsa hikâye orada. salya, sümük, kusmuk, pasak… yağdan kalınlaşmış saçlarda hikâye; acıyan yanımızda, kanayan yaramızda, dinmeyen sızımızda, yerlere seren hüznümüzde. hüznü yazmalıyım. diplerdeki hüznü, kabuk bağlamayan yarayı… hikâye o yarada.” mevzu edebiyat, edebiyat burada, daima edebiyat, kirpi edebiyat ve düşün dergisindeki roman ve […].
“Aksayan bir şey varsa hikâye tam orada. Erişilmeyen, yarım kalmış ne varsa hikâye orada. Salya, sümük, kusmuk, pasak… Yağdan kalınlaşmış saçlarda hikâye; acıyan yanımızda, kanayan yaramızda, dinmeyen sızımızda, yerlere seren hüznümüzde. Hüznü yazmalıyım. Diplerdeki hüznü, kabuk bağlamayan yarayı… Hikâye o yarada.”
Mevzu Edebiyat, Edebiyat Burada, Daima Edebiyat, Kirpi Edebiyat ve Düşün dergisindeki roman ve öykü incelemeleriyle tanıdığımız Yunus Çinçin’in; İshak Edebiyat, Öykü Gazetesi, Edebiyat Haber, Karnaval Dergi, Altıyedi Sanat ve Edebiyat Dergi ile Küçürek Öykü dergisinde de öykülerini okuduk. Bireysel öykü kitabı ne zaman çıkacak diye dört gözle bekliyordum.
İlk öykü kitabı Faça ismiyle karşımıza çıktı. Kitabın içindekiler bölümüne baktığımda Faça isimli bir öykünün olmadığını gördüm. Kitap; “Baba Konser”, “Koprolali”, “Hasniye”, “Kesişme”, “Misafir”, “Racon” ve “Pencere” isimli yedi öyküden oluşuyor. Öykülerin ortak atmosferi ve ele aldıkları dünya, kitabın tematik bir bütünlük taşıdığını hissettiriyor.
Faça kelimesine baktığımızda, günlük dilde ve argoda genellikle yüz, surat veya çehre anlamına geldiğini görüyoruz. Ayrıca İtalyanca kökenli bu kelime; halk arasında kavgalarda oluşan bıçak ya da jilet izi, giysi, iskambil oyunlarında destenin en altındaki kart ve denizcilikte yelkenleri sarmak gibi farklı anlamlarda da kullanılıyor. Öykülerde konser, meyhane, gazino ve sokak diliyle, yani argo ile sıkça karşılaştığımız için “faça” sözcüğünün bu bağlamdaki kullanımını da görüyoruz. Kitapta “faça”, göze çarpan, akılda kalan ve iz bırakan yara anlamında kullanılmış. Öyküler de tıpkı bir faça gibi göze çarpıyor, akılda kalıyor ve bellekte iz bırakıyor. Bununla birlikte yazar, toplumun görmezden gelinen bir yönüne dikkat çekmek istiyor. Son yıllarda çekilen dizilerde genellikle toplumdan uzak, zengin ailelerin yaşamlarını izliyoruz. Bizi eski filmlerin atmosferine götüren İnci Taneleri gibi, Faça da bizi Müslüm Baba konserlerine, pavyonlara ve sokak magandalarının arasına götürüyor.
“Koprolali”, “Misafir” ve “Racon” öykülerinin sonunda okuyucu gülümsemeden edemiyor.
Öykü kitaplarının başında genellikle “Kızıma”, “Hayat arkadaşıma”, “Babama” gibi kısa ithaflar görmeye alışığız. Yunus Çinçin kitabını kime ithaf ettiğini merak ederken, “Öykü yazmak, uzun / ince bir yolculuğa çıkmak.” sözleriyle başlayan ve bu yolculuğunda kendisine destek olan herkese teşekkür ettiği samimi bir metinle karşılaşıyoruz.
Faça’nın Türk edebiyatında faça olması dileğiyle.