Film herkesi etkisi altına almış.
‘Odyssey’in görkemli medya yolculuğu
yönetmen christopher nolan'ın ‘the odyssey’ filmi, televizyonlardan sosyal medyaya kadar her platformda yankı buluyor, dünya gündemini domine ediyor.
televizyonlarda, gazetelerde, internet sitelerinde, sosyal medya platformlarında, youtube’da yönetmen christopher nolan’ın yönettiği ‘the odyssey’ filmiyle ilgili her an bir habere, paylaşıma rastlamamak neredeyse imkânsız. tüm dünyanın gündemine bir filmin böylesine güçlü şekilde oturması kolay rastlanır bir durum değil. tanıtım bütçesi 125 milyon dolar olan filmin dünyadaki medyanın odak noktası olmasının sebebi sadece tanıtım stratejisi mi? […] the post ‘odyssey’in görkemli medya yolculuğu appeared first on journo .
Televizyonlarda, gazetelerde, internet sitelerinde, sosyal medya platformlarında, YouTube’da yönetmen Christopher Nolan’ın yönettiği ‘The Odyssey’ filmiyle ilgili her an bir habere, paylaşıma rastlamamak neredeyse imkânsız. Tüm dünyanın gündemine bir filmin böylesine güçlü şekilde oturması kolay rastlanır bir durum değil. Tanıtım bütçesi 125 milyon dolar olan filmin dünyadaki medyanın odak noktası olmasının sebebi sadece tanıtım stratejisi mi? Yoksa zaman zaman patlak veren, doğrulanmamış sosyal medya paylaşımlarının etkisiyle kartopu gibi büyüyen bir durumun sonucu mu?
Yönetmen Christopher Nolan’ın, Homeros’un epik destanını ‘Odysseia’dan uyarladığı ‘The Odyssey’ filmi şimdilerde tüm dünyanın gündeminde. Öyle ki kaç gündür her an televizyonlarda, gazetelerde, internet sitelerinde, sosyal medyada, YouTube yayınlarında önünüze mutlaka bu filmle ilgili bir haber, paylaşım, içerik çıkıyor. Bir filmin böylesi bir odak noktası olması sinema tarihinde eşine az rastlanır bir durum. Peki bu olağandışı durum kendiliğinden mi oluştu?
125 MİLYON DOLARLIK TANITIM BÜTÇESİ
Söz konusu bir Nolan filmiyse her zaman o film bir şekilde gündem olur. Nolan çok yüksek bütçelerle film çektiği gibi bu filmlerin tanıtımı için milyon dolarlar harcanmasını bilen sinemacılardan biri. 250 milyon dolarlık bütçesi olan ‘The Odyssey’ filminin tanıtım bütçesi de yaklaşık 125 milyon dolar. Ama şunu da kabul etmek gerekir, yaşanan durum bu tanıtım bütçesinin harcanarak yapılan tanıtımın çok ötesinde. Kartopu misali tanıtım stratejisi bir noktadan sonra büyüyerek ilerliyor ve bir süre daha ilerlemeye devam edecek gibi. Peki bu nasıl oldu? Filmin çekim sürecinden başlayarak medya yansımalarını inceleyip buna cevap arayalım…
Nolan ‘Odysseia’yı filme uyarlayacağını açıkladığı zaman tarihler 23 Aralık 2024’ü gösteriyordu. Özellikle sinema dünyasında ses getiren bu açıklama genel olarak da kısa ve orta uzunlukta haberler şeklinde hem Türkiye’de hem de dünyanın farklı ülkelerinde yaygın medyanın kültür sanat bölümlerinde yer aldı. Nolan’ın üç bin yıllık destanı nasıl yorumlayacağı, filmde kimlerin oynayacağı, çekimlerin nerelerde yapılacağı tam olarak belli olmadığı için haberler çok da büyümedi. Sinema haberlerine ilgi gösteren medya bu tür bilgilerin peşindeyken, birkaç ay içinde Türkiye’de basını büyük bir yanlış haber sınavından geçecekti.
MEDYANIN BİR TWEETLE SINAVI!
Tarihler 13 Şubat 2025’i gösterirken, yani filmin çekileceğinin açıklanmasından 52 gün sonra Los Angeles merkezli Christopher Nolan Art & Updates adlı bir Nolan fan hesabından (X’teki kullanıcı adıyla @NolanAnalyst) bir paylaşım yapıldı. Paylaşımda, Yason Burnu Yarımadası’nın fotoğrafı Nolan’ın fotoğrafıyla yan yana konularak şu iddia edildi: “Christopher Nolan’ın bir sonraki filmi ‘The Odyssey’ için bazı sahneler, Türkiye’nin Ordu ilinin Perşembe ilçesinde bulunan Yason Burnu’nda çekilecek.”
Bu paylaşım kaynak olarak kullanılarak Nolan’ın filminin bir kısmının Türkiye’de çekileceği haberleri Türkiye’de arka arkaya medyada yer bulmaya başladı. Ki bunun sebeplerinden biri de İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) kullanıcılarına bu haberi servis etmesiydi.
Hürriyet ve İngilizce yayın yapan Hürriyet Daily News, Yeni Şafak gibi gazeteler fan hesabının iddiasını hiçbir çekince koymadan doğru kabul edip yayınlarken, Aydınlık ve Daily Sabah gibi gazeteler haberin içinde “resmi başvuru yapılmadı” ya da “çekilebilir” gibi ihtimal belirten ifadelerle bu iddiaya daha temkinli yaklaştı. Türkiye gazetesi ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yapımcı tarafından bir başvuru yapılmadığını yazarak bu haberi aslında yalanladı.
NOLAN’IN TÜRKİYE MACERASI!
Fakat bu haberler Perşembe Belediye Başkanı Cihat Albayrak’ı heyecanlandırmıştı. Albayrak bir açıklama yaparak “Mitolojide Altın Post Efsanesi’nin Yason Burnu’nda geçmesinden dolayı birkaç gündür gündemdeyiz. Dünyaca ünlü yönetmen Christopher Nolan’ın yeni çekeceği filmin bir bölümünün Yason Burnu Yarımadası’nda geçeceği ciddi olarak sosyal medyada yer buldu. Bundan dolayı sadece Perşembe ilçemizi değil, ilimizi ve ülkemizi de bu gelişme çok heyecanlandırdı. Bakanlıkla görüştük, bakanlık yetkilileri de olayı yakından takip ediyor fakat karşı taraftan resmi bir açıklama olmadı” dedi.
Aynı günlerde Troya Müzesi de bu heyecan uyandıran teyit edilmemiş habere kendi üslubuyla dahil oldu. Müze, daha önce ocak ayında Nolan’ı Türkiye’ye, Troya Antik Kenti’ni ziyarete davet eden bir paylaşım yapmıştı; Ordu’da filmin çekileceği iddiası gündeme gelince bu kez esprili bir dille “Türkiye’ye gelmeye karar verdiğinizi öğrendik, çok mutluyuz, herhangi bir sorun yaşamamanız için lokasyonumuzu paylaşıyoruz” diyerek haritada Çanakkale’yi işaretleyen bir gönderi paylaştı.
Böylece, tek bir fan hesabının doğrulanmamış iddiası, birkaç gün içinde Türkiye’deki medyayı, bir ilçe belediyesini, bir bakanlığı ve ülkenin en önemli arkeoloji müzelerinden birini harekete geçirmiş oldu. Fakat Nolan film çekimleri için Türkiye’ye hiç gelmedi. Filmin çekimlerinin Türkiye’de yapılmayacağı haberleri ise çekilecek haberleri kadar büyük görülmedi. Tüm bu heyecan fırtınası da boşuna yaşanmış oldu.
BİR PAYLAŞIMLA BAŞLAYAN KÜLTÜR SAVAŞI
Ama sosyal medya paylaşımıyla sınanan bir tek bizim medyamız değildi. Önce ABD’de basını sonra Avrupa basını da yaklaşık bir yıl sonra atılan bir tweetle büyük bir haber sarmalının içine girecekti. 31 Ocak 2026’da Chrissie Mayr adlı, New York’ta yaşayan muhafazakâr/sağ eğilimli, podcast yayınları da yapan komedyen ve YouTuber, filmde Lupita Nyong’o’nun Truvalı Helen’i oynayacağına dair bir söylenti üzerine bir tepki tweeti attı. Bir başka kullanıcı da bu tweeti alıntılayıp “Helen sarışın ve açık tenliydi, bu oyuncu seçimi yazara hakarettir” diye yazdı. Hitler selamıyla bilinen sağcı Elon Musk bu paylaşımın altına “Chris Nolan dürüstlüğünü kaybetti” dedi. Ortada henüz doğrulanmış bir bilgi yoktu ama ABD’de sosyal medyada tartışma başlamıştı bile.
Whoopi Goldberg, 3 Şubat 2026’da The View programında Musk’a “Sanatsal konularda, lütfen otur. Ayrıca aynaya bak” diyerek tepki gösterince ABD basını tartışmanın kokusunu aldı. Ama onlar bu bilgiyi kaynağından teyit ederek işe girişti. Lupita Nyong’o’nun Truvalı Helen’i oynayacağı teyit edilince Amerikan Newsweek dergisi, tartışmayı sağ kesimden gelen, siyahi oyuncuların kadroda yer almasına yönelik eleştiriler başlığıyla haberleştirdi. Amerikan Slate dergisi ise meselenin köküne inip akademisyen Denise McCoskey’le söyleşi yaparak Helen’in Homeros’un metninde net bir fiziksel tarifinin bulunmadığını, ‘sarışın, açık tenli’ tanımının aslında sonradan popüler kültüre yerleşmiş bir imge olduğunu yazdı. Amerikan Forbes dergisinden Erik Kain, tartışmayı sanatı politikanın önüne koyan saçma bir kültür savaşı örneği diye niteledi.
Avrupa basını bu tartışmaya kayıtsız kalmadı. İngiliz basını, tartışmayı önemsizleştirmenin yolunu doğrudan Nolan’a söz vermekte buldu. Telegraph Nolan’la konuştu ve yönetmen “Bakın, insanların filmi görmeden önce yaptığı bu konuşmalar hep alakasızdır, çünkü kimse henüz filmin ne olduğunu bilmiyor” dedi. Fransa’da ise basın tartışmayı Amerikan sağ zihniyetini eleştirmek için bir fırsat olarak gördü. Le Monde, Musk’ı doğrudan ‘aşırı sağcı’ diye nitelendirirken, La Libre ve Moustique, Nyong’o’ya yönelik tepkilerin ‘etnik, hatta ırkçı’ bir temele dayandığını yazdı. Alman basını da tartışmaya Fransız basını gibi yaklaştı, Homeros’un metinlerinde Helen’in sarışın olduğuna dair bir ibare bulunmadığını uzmanlardan alınan görüşle anlattı ve tartışmanın ırkçı ve bilgisizce olduğunu aktardı.
YUNANİSTAN KARIŞTI
Ama asıl kıyamet Yunanistan’da koptu. Tartışma, dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir yoğunlukta ve genişlikte yaşandı. Bakanlardan siyasi partilere, sanatçılardan akademisyenlere kadar neredeyse ülkenin tüm kesimlerini kapsayan gerçek bir kamuoyu tartışmasına dönüştü. Kültür Bakanı Lina Mendoni, devletin filme sağladığı yaklaşık 6,5 milyon euroluk desteği ve oyuncu seçimini savunarak tartışmada ilk sözü söyleyenlerden oldu ve “Devletin bir yönetmene eserini nasıl yorumlayacağını söylemesi söz konusu olamaz. Christopher Nolan’ı sansürlemeyi gerçekten tartışıyor muyuz?” diye sordu. Bakanın bu tutumuna karşılık, aşırı sağcı Niki Partisi’nin lideri Dimitris Natsios, hükümeti “Yunan tarihi ve kültürel kimliğine ‘woke’ ideolojisini empoze etmekle” suçladı ve devletin filme aktardığı kamu kaynağını doğrudan hedef aldı.
Sanatçılar cephesinden ise ‘El Greco’ filminin yönetmeni Yannis Smaragdis, oyuncu seçimini “kutsal ve değerli gördüğümüz şeylerin Afrika’dan geldiğini göstermeye çalışan” bir eğilimin parçası olarak gördü ve bunu “Yunanlara yönelik düşmanca bir eylem” diye nitelendirdi.
Akademik dünya tartışmaya daha ölçülü bir sesle katıldı. Klasik Filoloji Profesörü Christos Tsagalis, bu tartışmanın aslında Homeros’un evrenselliğinin bir kanıtı olduğunu savundu.
HABERLERDE IMAX VURGUSU
Bir tweetle başlayan kültür savaşı daha film gösterime girmeden ABD’den Avrupa’ya sıçramış ve epey gündem olmuştu. Türkiye’de ise medya bu tartışmalara mesafeli baktı. Tartışmayı özetleyen birkaç haber dışında aslında Nolan’ın filminin vizyona gireceği döneme kadar sessiz bekleyiş hâkimdi. Ya da şöyle söyleyelim, Türkiye’nin çok hareketli siyasi gündemi, Dünya Kupası, Deniz Göktaş’ın gösterisinin yarattığı etki ve Göktaş’ın bu gösteri nedeniyle tutuklanması, Ahbap Derneği soruşturması gibi yoğun gündem maddeleri arasında Nolan’ın filmiyle ilgili standart duyuru haberleri epey gölgede kaldı.
Filmin vizyonu yaklaşırken sinema, edebiyat, tarih, arkeolojiyi kapsayan bir film olmasına karşın sinema meraklılarına uygun içerikler dışında pek de ‘The Odyssey’ ile ilgili özel haber çalışmasına rastlamak mümkün olmadı. Zaten bu durum da rakamsal olarak kendini gösteriyor. 1 Temmuz ile 16 Temmuz arasında, filmin vizyona girmesini bekleyen 16 günlük süre boyunca, Google aramasına göre Türkiye’deki haber sitelerinde (gazetelerin siteleri de dahil) bu filmle ilgili yaklaşık 2 bin 650 haber yer aldı. Bunların çoğu filmin künyesine, oyuncu bilgilerine ve konusuna dair pratik bilgileri veren haberlerdi.
Lakin bu haberlerde Nolan’ın filmi IMAX teknolojisiyle çektiğini anlatan bölümler öne çıkıyordu. Bu tür haberlerle bir anlamda seyirci filmi IMAX salonlarında izlemesi için yönlendiriliyor. Açıkçası YouTube’da içerik üreten kimi kanallar daha hazırlıklıydı filme. Destanın önemini, Odysseus’un yolculuğunu anlatan özenli videolar hazırlanmış ve yayına verilmişti.
VİZYONLA GELEN HABER ÇEŞİTLİLİĞİ
Fakat ne olduysa 17 Temmuz’dan sonra oldu. Önce filmle ilgili değerlendirmeler, sonra gişe rakamlarıyla ilgili haberler (film Türkiye’de ilk hafta sonunda 224 bin 890 seyirciye ulaşarak ‘Oppenheimer’ın ardından Nolan’ın ülkedeki en iyi ikinci açılışına imza attı) basında yer almaya başladı. ABD ve Avrupa basınında aylarca süren kültür savaşı haberleri artık daha ayrıntılı verilmeye başlandı. Ama IMAX meselesi ciddi tartışılır oldu. Nolan filmi IMAX teknolojiyle çekmişti, bu teknolojiye tam uyumlu dünyada 41 sinema salonu vardı. Ve Türkiye’deki IMAX’e uygun sinema salonları bu tam uyumlu sinema salonları arasında değildi. Bu gerçek anlaşılınca birtakım tartışma haberleri yer aldı basınımızda. Ayrıca Zendaya’nın filmin tanıtım turunda taktığı yaklaşık 2700 yıllık antik İran küpeleri üzerinden dönen ‘kültürel miras etiği’ tartışması medyamıza taşındı. Filmin işgal altındaki Batı Sahra’da çekilmiş olmasına aylar önce birtakım Sahravi sinemacıları itiraz etmişti, film vizyona girince filme dair bir boykot çağrısı yapıldı. Bu da artık basınımızda yer aldı. Bir başka haber ise bu filmi takıntı haline getiren Musk’ın kendi yapay zeka platformu Grok Imagine üzerinden “tarihsel olarak doğru” bir Odyssey yapacağı duyurusuydu.
Tam bu aşamada sanat siteleri, arkeoloji, tarih siteleri birtakım özel haber çalışmaları yapmaya başladı ve mesele artık sinema gündeminin ötesine geçer oldu. Troya Müzesi’nin Nolan’a gönderdiği ‘Unuttuğun gemi Troya’da’ başlıklı mektup medyanın sevdiği haberler arasındaydı. Homeros İzmirli olduğuna dair yıllardır bilinen iddialar da yeniden haberlerin konusu olmaya başladı.
TÜRKİYE’DE GÜNLÜK ORTALAMA 1040 HABER
Hem Türkiye’de hem de birçok ülkede haberlerin, yorumların ardı arkası kesilmiyor. Dünya basınında Yunan mitoloji bulmacaları ya da testlerinden tutun, Odysseus’un yolculuk rotasına kadar farklılık gösterecek bir zenginlik var. Türkiye’de ise filmin yarattığı ilgi Homeros’a, destanlara, Troya’ya kadar uzanıyor. 17-26 Temmuz arasında yani 10 günde Türkiye’de Google aramasına göre 10 bin 400 haber yer aldı. Bu da filmle ilgili günlük 1040 haber demek.
Sonuçta ortaya çıkan tablo şu: ‘Odyssey’nin tanıtım bütçesi elbette bir zemin hazırladı, ama filmi küresel ölçekte gündemin merkezine taşıyan şey bu bütçe olmadı. Her büyük sıçrama noktası, doğrulanmamış bir sosyal medya paylaşımından çıktı. Ordu’daki magazin fırtınasını bir fan hesabının iddiası başlattı, ABD’den tüm dünyaya yayılan, Yunanistan’ı hükümet düzeyinde bir krize sürükleyen de yine bir sosyal medya paylaşımıydı.
Dikkat ekonomisinin öncüleri Thomas Davenport ve John Beck, 2010 yılında Türkçeye ‘Dikkat Ekonomisi’ adıyla çevrilen kitabında, günümüzde insanların dikkatinin her şeyden daha değerli hale geldiğini söylüyor. Yazarlara göre, böyle durumlarda reklam bütçeleri ne kadar büyük olursa olsun, asıl önemli olan insanların ilgisini çekmeyi başarmak.
St. Gallen Üniversitesi İletişim Bilimleri Enstitüsü Direktörü Miriam Meckel ise işi bir adım ileri taşıyarak ‘dikkat otoriterliği’ kavramını ortaya atıyor. Meckel, 2025 yılındaki bir makalesinde bu sistemin para biriminin dikkat, araçlarının ise öfke, kutuplaşma ve hız olduğunu yazıyor. Ona göre sosyal medya algoritmaları, kutuplaşmayı ödüllendirerek bu sistemin en büyük destekçisi haline geliyor. ‘The Odyssey’ de bunu kanıtladı… 26 Temmuz itibariyle filmin dünya hasılatının 652 milyon dolara ulaşması da bunun göstergelerinden biri olarak okunabilir.
The post ‘Odyssey’in görkemli medya yolculuğu appeared first on Journo.