15 Temmuz'u anmışlar.
Onuncu yılında 15 Temmuz
tbmm başkanı numan kurtulmuş, 15 temmuz 2016'yı aziz milletimizin hafızasında kumpas ve ihanet olarak niteledi.
numan kurtulmuş - tbmm başkanı15 temmuz 2016, aziz milletimizin hafızasında bir tarafta kumpasın ve ihanetin diğer tara...
15 Temmuz 2016, aziz milletimizin hafızasında bir tarafta kumpasın ve ihanetin diğer tarafta cesaretin ve haysiyetin iç içe geçtiği ağır bir imtihan olarak yerini aldı.
Ankara semalarında uçan savaş uçakları, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde namlularını vatandaşa çeviren tanklar ve Gazi Meclisimizin üzerine atılan bombalar, alçak bir tertibin işaret fişekleriydi. Ancak aynı saatlerde evinden çıkan yaşlısı, genci, kadını, erkeğiyle halkımız; tarihimizin derinliğinden süzülen vatanseverliğini meydanlara taşıdı.
O gece, kahramanlık ile hainlik karşı karşıyaydı. Tankların önüne yürüyenlerle silahların arkasına saklananlar arasında büyük bir mücadele yaşandı. İnançlarına ve değerlerine bağlılığı hayatının merkezine koyanlarla, millete karşı kurulan kumpasın piyonları yüz yüze geldi. Nihayetinde 15 Temmuz, milletimizin millî hafızasına kazınmış büyük bir kahramanlık destanıdır.
15 Temmuz 2016’da ikinci kez Gazilik şerefini kazanan TBMM’nin açık tutulması ve tüm siyasi partilerden milletvekillerimizin aynı çatı altında yer alması demokrasi tarihimizin en kıymetli sayfalarından biri olarak ayrıca tarihteki yerini aldı.
On yıl sonra, 15 Temmuz sonrası yürüdüğümüz yolu daha serinkanlı biçimde değerlendirmek durumundayız.
Kamu gücüne emanet nazarıyla bakmak, kamu idaresini makam ihtiraslarından arındırmak, millet adına görev yapan kadroları ehliyet, liyakat ve sadakat çizgisinde tutmak zorundayız.
Sadakat milletin tamamına, anayasal düzene ve ortak geleceğimizedir. Gizli yapılardan, kapalı hiyerarşilerden ve dış mahfillere yaslanan hesaplardan demokrasi doğmaz. 15 Temmuz bize açıklığın, şeffaflığın, kurallara bağlı sistemin ve güçlü kurumların ne kadar hayati olduğunu gösterdi.
Türkiye Cumhuriyeti, bugün iç barışını tahkim ederken hukukun üstünlüğünü, toplumsal huzuru ve demokratik siyasetin alanını genişletme iradesini güçlendirmektedir. “Terörsüz Türkiye” hedefi, milli dayanışma ruhunun ileri bir aşamasıdır. Silahların susması, terör örgütlerinin tasfiyesi, kardeşliğin tahkimi ve siyasal hayatın meşru zeminlerde derinleşmesi, şehitlerimizin aziz hatırasına karşı borcumuzdur.
Yeni anayasa meselesi de aynı tarihsel sorumluluğun içinde görülmelidir. Milletin yaptığı, milletin sahiplendiği, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı bir anayasa iradesi, darbe dönemlerinin ve girişimlerinin gölgesini tamamen geride bırakma kararlılığıdır.
15 Temmuz gecesinin ihmal edilmemesi gereken bir cephesi de medyadır. O saatlerde haber merkezleri, stüdyolar, kameralar, canlı yayın araçları ve telefon hatları ilk andan itibaren tutulan demokrasi nöbetinin mühim unsurları haline geldi.
Milletin meydanlara akışını aktaran yayınlar, darbecilerin psikolojik üstünlük kurma girişimini kırdı. Cumhurbaşkanımızın çağrısının ekrandan millete ulaşması, siyasi liderliğin toplumla temasını sağladı.
Darbecilerin susturmak istediği sesler, minarelerden yükselen salalarla, ekranlardan yapılan yayınlarla ve ajansların geçtiği haberlerle birleşti. Kamera ve mikrofon, o gece meşru siyasetin yanında durduğunda nasıl millî bir vazife üstlenebileceğini tüm dünyaya gösterdi.
Hain darbe girişiminin onuncu yılda acımızı diri ve öfkemizi ölçülü tutan bir olgunlukla yolumuza devam edeceğiz. Dışarıdan medet uman odaklara, milletin ortak yurduna kasteden yapılara ve demokrasi dışı heveslere karşı en güçlü cevabımız, hukuk devleti içinde güçlenen milli dayanışmamızdır. Farklı fikirler, siyasi tercihler ve hayat tarzları ortak vatan fikrinde bir araya geldiğinde, vesayet odakları bundan sonra da asla kendine güç ve zemin bulamayacaktır.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü vesilesiyle tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle yad ediyorum. Allah milletimize bir daha böylesi bir ihanet gecesi yaşatmasın.