Örgütlü mücadele iyidir!
di̇sk-ar’ın geçim krizi raporu’na göre ab ülkeleri arasında en düşük asgari ücrete sahip 4. ülke türkiye. ülke asgari ücretli çalışan oranında zirvedeyken ti̇s’ten faydalanan işçi oranında en dipte. çalışma yaşamı uzmanı prof. öngel, emek düşmanı rejime karşı ‘‘mevcut sendikal düzenin artık güncellenmesi ve örgütlenme kapasitesini artıracak yeni araçlar geliştirmesi gerekiyor’’ dedi.
di̇sk-ar’ın geçim krizi raporu’na göre ab ülkeleri arasında en düşük asgari ücrete sahip 4. ülke türkiye. ülke asgari ücretli çalışan oranında zirvedeyken ti̇s’ten faydalanan işçi oranında en dipte. çalışma yaşamı uzmanı prof. öngel, emek düşmanı rejime karşı ‘‘mevcut sendikal düzenin artık güncellenmesi ve örgütlenme kapasitesini artıracak yeni araçlar geliştirmesi gerekiyor’’ dedi.
Milyonlarca emekçiyi ilgilendiren ara zam tartışmaları devam ediyor. Emek gelirlerine zamda belirleyici olacak Haziran ayı enflasyon verileri öncesi DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR) yeni bir rapor açıkladı. İşçi Sınıfının Geçim Krizi Raporu, yurdun asgari ücretliler ülkesine dönüştüğünü ortaya koydu. Açlık sınırının altında kalan asgari ücret için ara zam, emperyalist savaş örgütü NATO’nun Ankara zirvesi için milyonlarca lira harcayan AKP rejiminin gündeminde yer almadı.
ASGARI ÜCRETLİLER ÜLKESİ
Raporda Türkiye, AB ülkeleri arasında asgari ücret kapsamında birinci sırada yer alırken 21 ülke arasında en düşük asgari ücret uygulanan dördüncü ülke oldu. AB ülkelerinde toplu iş sözleşme (TİS) oranının yüzde 60 iken Türkiye’de yüzde 10 seviyesinde olması, TİS kapsamı daralırken asgari ücretin yaygınlaştığını gösterdi. Rapor, çalışma hayatında sendikal örgütlülüğün ve TİS’in ücretli çalışanlar için hayati önem taşıdığını gösterirken Türkiye bu alanda da sınıfta kaldı.
Çalışma Yaşamı Uzmanı Prof. Serkan Öngel, sendikal örgütlülüğün önüne çekilen setin 12 Eylül askeri darbesi ile 46 yıl önce inşa edildiğini, sendikal mevzuatta yapılan değişiklik ile işyerlerine ve işkollarına konulan barajın, örgütlenme sürecine engel olduğunu belirtti.
TİS ÜCRETLERİ %91 ARTIRDI
DİSK’in çalışması TİS kapsamı dışındaki işçilerin ortalama kazancının aylık 35 bin 821 TL iken TİS kapsamındaki işçilerde 68 bin 730 TL’ye kadar yükseldiğini gösteri. Böylece TİS kapsamındaki işçilerin aylık ortalama brüt kazancı, TİS kapsamı dışındaki işçilerden yüzde 91,9 daha fazla kaydedildi.
Sendikalı işçilerin ücret düzeyi ile ortalama ücret arasındaki uçurumun gelir dağılımındaki etkisini gözler önüne sererken toplu pazarlığın kapsamının genişletilmesi, tüm emekçilerin ücretlerinin, çalışma ve yaşam koşullarının iyileşmesi anlamına geliyor.
Asgari ücretle doğrudan ilişkili örgütlülük gücü de Avrupa’nın altında kaldı. Türkiye’de TİS kapsamı yüzde 10’ken Almanya’da yüzde 49, İspanya’da yüzde 91, İtalya’da bu oran 100’de 100 olarak kaydedildi.
ORTA SINIF YOK EDİLDİ
Raporda, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılı ile 2025 yılı kıyaslandığında, çalışan ücretlerinin yapısının kökten değiştiği, orta sınıf yok edilerek alt sınıf ve üst sınıfın makasının giderek açıldığı ifade edildi. Türkiye’de asgari ücretin yüzde 5 fazlası ve altı çalışanların oranı 2002’de yüzde 28’ken bu oranın 2025’te yüzde 35 olarak kayıtlara geçti.
Verilere göre her 100 çalışandan 15’i, açlık sınırına uzak asgari ücretin dahi altında ücretle çalıştırılıyor. Asgari ücret Türkiye’de bir ayda 27 kilogram dana eti alabilirken Hollanda’da 107 kg, Fransa’da 84 kg, Almanya’da 56 kg ve Yunanistan’da ve Meksika’da 47 kg’ye denk geliyor.
3 EMEKLİDEN BİRİ İŞTE
DİSK yaptığı çalışmada, her 3 emekliden birinin çalışmak zorunda kaldığını kaydetti. Düşük aylıklar nedeniyle çalışan veya iş arayan emeklilerin oranının 2002’de yüzde 36,6 iken 2025’te yüzde 69,5’e çıktığı ifade edildi. Ortalama emekli aylığının asgari ücrete oranı 2002’de yüzde 122 iken bu oran 2025’te yüzde 84’e geriledi. Verilere göre emeklinin prim gelirleri 2002’den bu yana 273 kat artarken emekli aylıkları ve sağlık harcamaları 211 kat arttı.
İŞÇİ SINIFININ ÖFKESİNİN ÖRGÜTLÜ GÜCE İHTİYACI VAR
Prof. Serkan Öngel - Çalışma Yaşamı Uzmanı
Toplu sözleşme kapsamındaki işçi sayısının bu kadar düşük olması, Türkiye’deki "sendikal rejim" ile ilgili bir durum. İşçi sınıfının örgütlenmesinin önüne geçmek için getirilmiş bir sendikal mevzuat var. İşkolu barajları, işyeri barajları gibi temel engeller devam ediyor. Bu yüzden sendikal özgürlüklerden tam anlamıyla bahsetmek mümkün değil.
Aynı zamanda bu temsil krizi sadece iş yerleri veya sendikalarla sınırlı değil; konfederasyonların da kendi içlerinde yaşadıkları yapısal sorunlar var. Mevcut sendikal düzenin bu duruma net bir yanıt üretebilmesi çok kolay görünmüyor. TİS kapsamındaki işçilerin aylık brüt kazancı, kapsam dışındaki işçilere oranla %91,9 daha fazla. Bu çok büyük bir uçurum. Her şeye rağmen Türkiye’deki sendikal düzen, işçilerin geliri anlamında katkı sağlayan bir mesele. Toplu sözleşme, sistemdeki aksaklıklara rağmen işçinin kazanımlarını ileriye götüren bir uygulama. Temel mesele, toplu sözleşme düzeninin yaygınlaştırılması ve sendikal hareketin daha işlevsel bir noktaya taşınmasıdır. Sendikalar, sömürüyü sınırlandırma mekanizması olarak hâlâ hayati öneme sahip.
Örgütlenmenin oranına baktığımızda birden fazla iç içe geçmiş süreçten bahsedebiliriz. Bir tarafta 12 Eylül sonrasında inşa edilen ve yasalarla kısıtlanan bir sendikal mevzuat var. Diğer tarafta ise Türkiye tarihinin en büyük göç dalgalarından birini, yani yeni bir "proleterleşme" sürecini yaşıyoruz. Sınıfın giderek parçalanan yapısını bir araya getirecek esnek ve yeni örgütlenme formlarına ihtiyaç var. Mevcut sendikal düzenin artık kendini güncellemesi ve işçi sınıfının örgütlenme kapasitesini artıracak yeni araçlar geliştirmesi gerekiyor.
Bunu şu an öngörmek çok zor ama işçi sınıfının öfkesinin ne zaman ve nasıl bir biçimde açığa çıkacağını kestiremiyoruz. Bu bir çeşit yaşam mücadelesi dönemi. Bu tepkiyi örgütlü bir güce dönüştürebilecek bir iradeye ihtiyaç var. Türkiye’deki sendikal yapı da kaçınılmaz olarak dönüşmek zorunda kalacaktır. Mevcut sendikal ve konfederal yapıların bu noktada çok daha güçlü bir söz söylemesi gerekiyor.