usd 47,56
us usd 47,56
eu eur 54,86
gb gbp 64,23
Au gram altın 6.175
BTC 3.012.747
🌤 ist 22°
🌤 istanbul 22°
ankara 17°
izmir 24°
bursa 18°
gaziantep 23°
sol · 3 hafta
Şiir Üzerine

Şair Ahmet Telli anılmış.

Şiir Üzerine

ayşe şule süzük, ahmet telli'yi kaybedince şiire sığınıp onun dizeleriyle nefeslendiklerini belirtiyor. şairin halk tarafından sevilmesinin önemine değiniyor.

ayşe şule süzük şairi uğurlarken, ona elveda derken şiirleriyle ışıkları kararmış yalnız bir yaz bahçesinin taze demlenmiş tavşan kanı çay buğusunda buluştuk yeniden. ahmet telli’yi kaybedince şiire demir attık. dizelere sığındık. ahmet telli’nin şiiri ile geçirilen birkaç gün ile nefeslendik diye düşünüyorum. bir şairin halkı tarafından benimsenmesi, okunması, “bizden biri” kertesinde içtenlikle kabul ve saygı görmesi az şey midir bu yoz karanlık günlerde? i̇mgelerde buluştuk, hüzünlerimiz bir yoldaşlık bağı içinde birbirimize geçti, ahmet telli’nin dizelerindeki imge yağmurunda ıslanırken kayıplarımıza, çocukluğumuza, sürgünlüğün dokunaklı yalnızlığına, bir kentin içinde kaybolmaya doğru sessizce baktık, yutkunduk, içimizi çektik hafiften. çürüyen suyun, yangın yıllarının ve mıh gibi yüreğe nakşolunan bakışının hesabını kim verecek duygusu ile onurumuzu omzumuza atıp bildiğimiz o kadim patikadan yürümeye devam edeceğimizi itiraf ettik birbirimize usulca. yenilmiş olsak da delikanlıydık, öfkemizi, onurumuzu ve güzel günlere inancımızı hiç kaybetmemiştik. kuşları hafifçe, incitmeden öpen çocuklar olarak kentin ışıklarını bir bir söndürdük belki de bu birkaç günde şairi uğurlarken. şairi uğurlarken, ona elveda derken şiirleriyle ışıkları kararmış yalnız bir yaz bahçesinin taze demlenmiş tavşan kanı çay buğusunda buluştuk yeniden. söz büyülüdür. şair büyücü… peki, söz nedir? söz ve bundan doğan mitler, masallar, efsaneler, meseller, destanlar giderek modern zamanların şiiri, hikâyesi insan soyunun birbirine bağlanma, birbirine yaslanma yolculuğunun köşe taşları. i̇nsan olarak kendimizi anlamlandırmak, çevremizde olup bitenlere yanıtlar üretmek, kavramak, susmak, düşünmek, hissetmek, harekete geçmek, tanımlamak, kavramlaştırmak, nitelemek, eğlenmek, sezmek, yoğunlaşmak için ihtiyaç duyuyoruz söze. söz kimi zaman şiirde, kimi zaman öyküde, kimi zaman bir ağıtta kendini gösteriyor ve kendini kuruyor; kendini kurarken de bize sızıyor, bizi ürpertiyor ve imgesel çağıldayışlar ile içsel bir yolculuğa kapı aralıyor. “şiir ne”, “şair kim” sorusuna karşılık önce bir sessizlik olur. çok bildiğimiz ama aslında pek üzerinde düşünmediğimiz, düşünmediğimizden ötürü de içten bilip söze dökemediğimiz kırık dökük bir şeyler geveleriz. i̇şte, kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir alan daha size, bize… o hâlde… şiir ne? şair kim? “ruh bir imge olmaksızın asla düşünmez” demiş aristo. i̇mgeden imgeye, imgeden insana… “dilin bütün anlatım boyutlarını kapsar şiir, bu boyutların sınırlarını zorlar. ‘öğrenmeyi ya da anlatmayı yadsır. çağrışım yapmayı seçer özellikle, sözcüklerin sözlük anlamlarının söylemediği şeyleri söyler.’ kimilerinin belki karşı çıkmayı düşünebilecekleri bir şiir tanımı. ama ne yapalım ki önsel olarak ‘seçkin’dir şiir. i̇mgeye pek az başvuran brecht gibi ozanlar şiirlerini imgelerle kurmasalar bile, şiirlerinin oluşturduğu bütünsel bir imgeyle yeni bir şey çağrıştırır” * der özdemir i̇nce, haksız da sayılmaz. şiir, uzak yıldızların şarkısını fısıldar çünkü ölümsüzlük düşüne. şairi, şiiriyle uğurlayalım o zaman: gidersen yıkılır bu kent gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında yanlış adreslerdeydik, kimliksizdik belki sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı üşür müydük nar çiçekleri ürperirken gidersen kim sular fesleğenleri kuşlar nereye sığınır akşam olunca sessizliğini dinliyorum şimdi ve soluğunu sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor bir de seni ekliyorum susuşlarıma selamsız saygısız yürüyelim sokakları belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız yüreğimize alırız onları, ısıtırız gardiyan olmayız kendi ömrümüze her akşam gidersen kar yağar avuçlarıma, üşürsün bir ceylan sessizliği olur burada aşklar fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak yangınları anımsatıyor genç ölülere artık bulvar kahvelerinde arabesk bir duman sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun i̇syan olur milyon kere, hiç bilmez miyim sokul yanıma sen, ellerin sımsıcacık kalsın devriyeler basıyor karartılmış evleri yine gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür bir tufan olurum sustuğun her yerde özdemir i̇nce (1995). şiir ve gerçeklik, can yayınları, i̇stanbul. aşk şiirleri (1993), aşk şiirleri, derleyen i̇nci asena, adam yayınları, i̇stanbul.