ABD ile İran birbirine girmiş.
Sonsuz savaş döngüsü
abd, i̇ran’daki enerji ve lojistik altyapısını hedef alırken tahran’ın körfez’deki misillemeleriyle gerilim en üst seviyede. dr. uzun-teker’e göre hibrit savaşın “sıcak evresindeki” karşılıklı hamleler, bir sonraki masada kozu artırmak için yapılıyor.
abd, i̇ran’daki enerji ve lojistik altyapısını hedef alırken tahran’ın körfez’deki misillemeleriyle gerilim en üst seviyede. dr. uzun-teker’e göre hibrit savaşın “sıcak evresindeki” karşılıklı hamleler, bir sonraki masada kozu artırmak için yapılıyor.
İran ile ABD arasındaki mutabakatın çökmesinin ardından Hürmüz Boğazı çevresinde kriz tırmanıyor. ABD’nin saldırılarına karşı İran’ın Körfez ülkelerine misillemeleriyle sıcak savaş Ortadoğu’ya geri döndü.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'a yönelik 6 gün süren hava saldırılarının sona erdiğini duyururken İran Devrim Muhafızları Ordusu, Körfez ülkeleri ile Suriye ve Irak’ta misilleme yaptı.
İLERİ OPERASYONLARA HAZIRLIK
ABD ordusu son saldırılarda Tahran’a yakın bölgelerdekiler de dahil füze ve drone üsleriyle kıyılarda yer alan radar ve hava savunma sistemlerini vurdu. Reuters’a konuşan üç ABD’li yetkili, İran’a yönelik son saldırı dalgalarının ileride düzenlenmesi planlanan daha karmaşık operasyonlara hazırlık amacıyla yapıldığını söyledi.
İran Devrim Muhafızları, saldırılara karşılık olarak ABD'nin Suriye, Umman, Kuveyt ve Bahreyn'deki tesislerini vurduklarını açıkladı.
SURİYE İLK KEZ HEDEF OLDU
Devrim Muhafızları, ABD saldırılarına misilleme olarak Suriye'nin El Tanf bölgesindeki ABD Özel Operasyonlar Komutanlığı merkezinin ve Ürdün'de konuşlu ABD uçaklarının hedef alındığını duyurdu. Kuveyt'te de bir elektrik üretim merkezi vuruldu.
Devrim Muhafızları ayrıca, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü tamamen elinde tuttuğunu belirterek, ABD'nin saldırıları devam ettiği sürece boğaz üzerinden petrol ve doğal gaz ihracatına izin verilmeyeceğini vurguladı.
ABD ordusu, şubat ayında Suriye, Ürdün ve Irak sınırlarının kesiştiği El Tanf üssünden çekildiğini duyurmuştu.
Irak'ın Süleymaniye kentinde bulunan Tahran yönetimi muhalifi İran Kürdistan Devrimci Emekçiler Topluluğu'nun (Komele) kampına düzenlenen füze saldırısında 8 örgüt üyesinin öldüğü belirtildi.
KÖPRÜLER HEDEF OLDU
İran devlet televizyonunun aktardığına göre ise Hürmüzgan eyaletine bağlı Bender Hamir’deki iki köprü ve Bender Abbas’ta demir yolu bağlantı istasyonu hedef alınırken 8 kişi hayatını kaybetti. Sistan-Beluçistan eyaletine bağlı İranşehr kentindeki havalimanı da ABD saldırılarının hedefi oldu.
İran'da ABD saldırıları sonrası güney kentlerindeki elektrik sorununu çözmek için tasarruf çağrısı yapıldı.
İran Sağlık Bakanlığı, ABD'nin temmuz ayındaki saldırılarında 38 kişinin öldüğünü, 400'den fazla kişinin de yaralandığını açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump, 14 Temmuz’daki açıklamasında İran’ı “müzakere masasına dönmezse enerji ve petrol altyapısını vurmakla” tehdit etmişti. Aynı gün CENTCOM, İran limanlarına yönelik askeri ablukanın tekrar başladığını açıklamıştı.
İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi de devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, ülkenin altyapısına yönelik saldırıların sürmesi halinde “bölgedeki tüm altyapıların hedef alınacağını” söyledi.
TAHRAN’DAN YEMEN HAMLESİ
Reuters ajansına konuşan kaynaklara göre ise İran, ABD’nin kendi enerji altyapısına yönelik olası bir saldırısına karşı, Yemen’deki müttefiki Husilere Kızıldeniz’deki petrol sevkiyat rotasını kapatmaya hazır olmaları talimatını verdi.
Husilere yakın bir kaynak, Babülmendeb Boğazı yakınlarındaki dağlık bölgelere füze ve İHA’lar yerleştirerek hazırlıklarını tamamladığını, saldırı için yalnızca “başlama emrinin” beklendiğini kaydetti.
HİBRİT SAVAŞIN SICAK ÇATIŞMA EVRESİ
Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ezgi UZUN-TEKER:
Mevcut gerilim, birkaç gün önce Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş rotaları ve bu rotaların kimin kontrolünde olacağı meselesi üzerinden patlak verdi. Tam olarak nasıl bir uzlaşıya varıldığı muğlak kalan bir Hürmüz Boğazı maddesi vardı. Tahran’ın yorumuna göre Hürmüz’de İran’ın Umman ile koordineli kontrolü devam edecekti fakat bunun işleyişi daha sonra tarafların kendi aralarında verecekleri kararlara bırakılmıştı.
Bu belirsizlik İran’daki siyasi aktörlerin de kafasını karıştırdı. İran’da herkes bu mutabakat zaptını desteklemiyor. Askeri hareketlilik öncesi İran iç siyasetinde bu Hürmüz konusunda çok tartışma vardı. Özellikle ultra muhafazakâr kanat, Hürmüz’deki egemenliğin, savaştaki kazanımların netleşmesini istiyor, Hürmüz kozunun elden çıkarılmasına net şekilde karşı çıkıyordu.
HÜRMÜZ BELİRSİZLİĞİ
ABD’nin 'güvenli geçiş alanı' olarak tanımladığı ve Umman Denizi’ne daha yakın olan bir rota var. Birkaç gemi, İran’ın belirlediği koridordan değil de ABD’nin işaret ettiği bu rotadan geçmeye kalkışınca İran füze kartını oynadı. Birkaç geminin bu durumdan etkilenmesiyle birlikte ABD, mutabakat zaptının ihlal edildiğini savunarak askeri saldırılara yeniden başladı.
Mutabakat zaptındaki ucu açıklık ve sonrasındaki anlaşmazlıklar bizi bugünkü sıcak çatışma noktasına getirdi. Şunu vurgulamak önemli, savaştan önce ortada bir 'Hürmüz sorunu' yoktu fakat bugün savaş tam da bu düğüm noktası üzerinden yeniden alevlendi.
YIPRATMA SAVAŞI
Gelecek birkaç ayı öngörmek zor çünkü dinamikler çok hızlı değişiyor. Şu anki tabloda mutabakat rafa kalktı ve orta yoğunluklu bir savaşa dönüldü. Henüz üst düzey askeri kapasite kullanılmasa da daha birkaç günlük bir süreç. Bu durum, zaman zaman belirli bölgelerin bombalandığı uzun soluklu ve çözümsüz bir yıpratma savaşına dönüşebilir.
ABD, şu anki stratejisinde Hürmüz kıyı şeridindeki stratejik bölgeleri hedef alıyor. Ancak Hint Okyanusu kıyısındaki Sistan-Beluçistan’daki Çabahar bölgesi de ilk kez vurulmaya başlandı. Çabahar, Pakistan sınırına yakın, Hindistan’ın büyük yatırımlarının olduğu ve Orta Asya ile Rusya’ya bağlayacak devasa bir liman projesine ev sahipliği yapıyor. Buranın vurulması, hem ekonomik bir darbe hem de bölgedeki ayrılıkçı Sünni Beluç hareketleri nedeniyle stratejik bir mesaj içeriyor. Diğer kıyı bölgeleriyle birlikte buranın vurulması, ileride denizden gelebilecek bir kara harekâtına hazırlık olabilir.
SAHA İLE MASA PARALEL GİDİYOR
İran, müzakere masasını ve sahayı birlikte kullanıyor. Körfez’deki ABD varlıklarını hedef alırken Hürmüz’ü bir koz olarak kullanmaya devam ediyor. Sahada kazandıklarının karşılığını da o masadan almak istiyor, Tahran’ın genel tavrı bu. Farklı güç odaklarının içinde bulunan ultra muhafazakar Paydari Cephesi, intikam ve savaşın devamı için bastırsa da şu an süreç, saha ile masayı koordineli yürüten Arakçi, Kalibaf ve Devrim Muhafızları üzerinden yürüyor.
Taraflar aynı stratejilerle hareket ediyor, İran savaşı bölgeselleştirirken ABD de Tahran’ı Hürmüz’de hak iddia edemeyecek duruma getirmeye çalışıyor. Bir sonraki masaya kadar birbirinin kozunu azaltmaya çalışıyorlar. Tekrar masaya dönecekler, güçlerini biraz toparlamış olacaklar ve tekrar savaşmaya başlayacaklar.
Bu, aslında başlangıcının ve sonunun bilinmediği hibrit bir savaş. Şu an bu savaşın sıcak çatışma evresindeyiz. Belki ileride tekrar bir suikastlar dönemine gireceğiz, belki de Beluçistan’da bir ayaklanma göreceğiz. Mutabakat zaptına kısa vadede dönülmesi zor. Aralarında nükleer anlaşmayı kapsayacak tam teşekküllü bir barış olmadan bu iş bitmeyecek, en iyi ihtimalle dondurulmuş bir çatışma olacak.
KÖRFEZ RÜYADAN UYANDI
Bu savaş silsilesinde Körfez ülkeleri çok ciddi bir prestij kaybı yaşadı. Bir şekilde küresel ekonomiye entegre olmuş, Transatlantik ile iyi ilişkileri olan, ekspatları çeken, “akıllı şehirler” kuran, ileriye dönük “vizyonlar” sunan zengin ülkelerdi. Petrol bağımlılığını azaltıp, ekonomilerini çeşitlendirip yenilenebilir enerji ve teknoloji şirketlerinin yatırım yaptığı ya da turist çeken ülkeler haline gelmeye çalışıyorlardı.
Ancak ABD’nin “güvenlik şemsiyesinden” dolayı savaşın tam etkisine maruz kalan ülkeler oldular. Ortadoğu ülkesi oldukları hatırlatıldı. ABD’nin buradaki güvenlik şemsiyesi zaten İran’a karşı açılmıştı. Ancak bu farklı derecelerde bu bağımlılık örüntüsü her ülke için geçerli. Kendi savunma sanayilerini geliştiremezler, o yüzden bu ilişkinin sonlandırılması çok zor. Ancak daha önce Tahran’ın, son günlerde de Umman’ın da dile getirdiği gibi İran’ı da kapsayan bölgesel bir güvenlik mekanizmasının inşa edilmesi gündeme gelebilir.