Kolombiya'da gazetecilik iyice zora girmiş.
Suikast, yargı ve savaş üçgeninde Kolombiya’da gazetecilik
kolombiya'da aşırı sağcı başkanın seçilmesinin ardından basın özgürlüğü endişeleri arttı; şiddet ve hak ihlallerini araştıran gazeteciler için tehlike büyüyor.
kolombiya’da seçimi küçük bir farkla aşırı sağcı abelardo de la espriella’nın kazanmasının ardından, basın özgürlüğünün geleceğine ilişkin endişeler arttı. şiddet ve insan hakları ihlalleri üzerine araştırmacı gazetecilik yapan rutas del conflicto (rc) adlı bağımsız medya kuruluşunun başındaki oscar javier parra ile ülkede yaşananları, gazeteci perspektifinden bakarak konuştuk. toplumsal mücadeleler yükseldikçe gazetecilik her zamankinden daha tehlikeli […] the post suikast, yargı ve savaş üçgeninde kolombiya’da gazetecilik appeared first on journo .
Kolombiya’da seçimi küçük bir farkla aşırı sağcı Abelardo De la Espriella’nın kazanmasının ardından, basın özgürlüğünün geleceğine ilişkin endişeler arttı. Şiddet ve insan hakları ihlalleri üzerine araştırmacı gazetecilik yapan Rutas del Conflicto (RC) adlı bağımsız medya kuruluşunun başındaki Oscar Javier Parra ile ülkede yaşananları, gazeteci perspektifinden bakarak konuştuk.
Toplumsal mücadeleler yükseldikçe gazetecilik her zamankinden daha tehlikeli bir işe dönüşebiliyor. Latin Amerika ülkesi Kolombiya bunu en net görebileceğimiz ülkelerden. Uyuşturucu kartelleri, paramiliter çeteler, dev şirketlerin etkisi altındaki güvenlik güçleri ve toprak reformu için mücadele eden köklü gerilla hareketleri… Nesillerdir süren bu çatışma ortamı bir gazeteci için sınırsız haber kaynağı sunarken, aynı zamanda o haberleri yazabilme imkanını hayli zorlaştırıyor. Gazeteciler her an yargı sopasını enselerinde hissederek çalışırken, kimileri çetelerce düzenlenen ‘faili meçhul’ saldırılarla katlediliyor.
Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) verilerine göre, 1992’den bu yana Kolombiya’da en az 46 gazeteci doğrudan mesleği nedeniyle öldürüldü. Basın Özgürlüğü Vakfı (FLIP) ise sadece 2023’te 165 gazeteciye yönelik fiziksel saldırı, 600’den fazla tehdit raporladı.
Haziran ayında yapılan seçimi yüzde 1’lik farkla aşırı sağcı Abelardo De la Espriella’nın kazanması, basın özgürlüğünün geleceği açısından endişeleri artırdı. Seçim kampanyasında ‘barış süreçlerine son’ vaadiyle askeri yöntemleri öne çıkaran Espriella, gazetecilere yönelik tehditkar bir dil kullanıyor.
Peki yargı gazetecilere baskı aygıtı olarak nasıl kullanılıyor? Şirket-çete-ordu/devlet üçgeni nasıl işliyor? Bu sorulara yanıt bulmak üzere Rutas del Conflicto (RC) yani ‘Çatışmanın Yolları’ isimli bağımsız medya kuruluşunun kapısını çalıyoruz. Kolombiya’daki şiddet ve insan hakları ihlalleri üzerine araştırmacı gazetecilik yapan bu alternatif mecranın başındaki isim Kolombiyalı Oscar Javier Parra ile ülkede yaşananları gazeteci perspektifinden bakarak konuştuk.
YARGI VE ÇETELERİN SİLAHLARI
Meslek hayatında 23 yıllık deneyimi bulunan Parra, bu süre içerisinde pek çok meslektaşı gibi engebeli yollarda yürümek zorunda kaldı. Örneğin 6 yıl önce yaptıkları bir haber nedeniyle Kolombiya ordusunun düzenlediği istihbarat operasyonunun hedefi oldu. Kolombiya’da enerji ve maden şirketlerinin orduya para aktarmasına yasal olarak izin veriliyor. Ve hikâye bu uygulamanın sorgulanmasıyla başlıyor: “Bu uygulamanın ciddi etik sorun yarattığını, neredeyse güvenliğin özelleştirilmesi anlamına geldiğini düşünüyoruz” sözleriyle ısrarla tepkilerini koyduklarını belirten Parra, bu durumun sadece etik bir sorun olmadığını bir dizi örnekle açıklıyor:
“Bu durum, özellikle toplumsal liderler[1] için çok ağır sonuçlar doğurdu. Birçoğu yakalandı, haksız yere yargılandı, bir kısmı da öldürüldü. Tabii burada ‘şirketler yüzünden oldu’ diyemem, ama ‘çevre’ yüzünden oldu diyebilirim. Yani petrol ya da maden çıkarma faaliyetlerinin yarattığı ortam yüzünden. Ayrıca bu paraların çok büyük bir kısmı, örneğin sivilleri öldürüp onları gerilla gibi gösteren askeri birliklerin eline geçti.”
Kolombiya’daki toplumsal çatışmanın en büyük sebebi toprak sorunu. Büyük toprak sahiplerinin kontrolündeki bölgelerin büyüklüğü, ciddi bir siyasi güç sağlarken toplumun reform talebi karşılanmıyor. Toprak sahipleriyle ilişkili paramiliter güçler, sadece 1960’larda silahlı mücadeleye başlayan Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ve Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) gibi gerillalarla karşı karşıya gelmiyor; aynı zamanda muhalif güçleri de hedef alıyor. Paramiliterler, toprak sahiplerinin ve şirketlerin gücüyle tarihsel olarak devlet içerisinde ciddi bir nüfuza sahip. Kolombiya’da on binlerce kişinin paramiliter şiddet nedeniyle suikasta uğradığı düşünülüyor. Günümüzde de bu suikastlar devam ediyor.
GAZETECİLERE YARGI SOPASI
Bu süreci takip etmek ise gazetecileri de hedef haline getiriyor. Ancak kurşunlar sadece silah namlularından çıkmıyor. Parra’ya göre birkaç yıldır Kolombiya’da yargı sistemi, gazetecileri yıldırmak için bir araç olarak kullanılıyor: “Örneğin seçilmiş yeni başkan bir avukat ve açıkça bu ‘hizmeti’ sunan biriydi. İnsanlara şöyle diyordu: ‘Eğer bir gazetecinin saldırısına uğradığınızı düşünüyorsanız, sizi adli ya da cezai yargıda savunabilirim’”. Aslen bir ceza avukatı olan Espriella, siyaset dışından geliyor. İktidarında ‘otoriteyi şiddet yoluyla tekrar tesis edeceğini’ vurgulayan Espriella, paramiliterler ve uyuşturucu baronları gibi sansasyonel isimlerin davalarına bakarak popülerlik kazandı.
Parra, bu yargı tacizinin nasıl işlediğini somut bir örnekle anlatıyor: “’Kişilik haklarına saldırı’ gerekçesiyle açılan hukuk davalarıyla karşı karşıya kalan o kadar çok gazeteci tanıyorum ki… Sonunda, dört beş yıl süren sürecin ardından davaları kazanıyorlar. Ama maliyeti korkunç oluyor. Avukat masraflarını, yol paralarını cepten ödemek zorundalar.”
Yeni başkanın bu konudaki taktiğini de özellikle vurguluyor: “Davaları bazen Barranquilla’da açıyor, oysa çoğu gazeteci Bogota’da yaşıyor. Mecburen gidip geliyorlar. Hatta bu süreçte evlerine, dairelerine ihtiyati haciz konulduğu da oluyor. Yani sonunda gazeteci kazansa da, bu yıldırma inanılmaz. Hatta benim bizzat bildiğim, bu yüzden gazeteciliği tamamen bırakan çok kişi oldu.”
CEZASIZLIK ORTAMI VE SUİKASTLER
2016’da FARC’la imzalanan barış anlaşması, Kolombiya’da çatışmaların sona ereceğine dair bir umut yaratmıştı. Ancak kısa süre içerisinde barış süreci başarısızlıkla sonuçlandı: Silah bırakan gerillalar ve toplumsal liderlere karşı sistematik suikastlar başladı. Kalkınma ve Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (INDEPAZ) verilerine göre, 2016-2024 arasında 1.600’den fazla toplumsal lider ve insan hakları savunucusu öldürüldü. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de bu rakamları teyit ediyor.
Bunun üzerine FARC’ın kimi üyeleri tekrar silaha dönerken ortaya çıkan boşluk çetelerin önünü açtı. Parra, oluşan tabloyu şöyle özetliyor: “Eskiden ülke çapında etkisi olan, kamuoyu tepkisinden çekinen büyük gerilla orduları vardı. Şimdiyse yerel düzeyde faaliyet gösteren, çok daha küçük ama çok daha acımasız organize suç gruplarıyla karşı karşıyayız.” Parçalanma, gazeteciler için ölümcül bir sonuç doğuruyor: “Bu yeni gruplar yerelde siyasetçilerle ve devletle öyle iç içe geçmiş ki, bir gazeteciyi öldürdüklerinde yanlarına kâr kalacağını biliyorlar.”
Üstelik mesele sadece silahlı gruplarla da sınırlı değil. Parra’nın tarif ettiği tablo çok daha karmaşık: “Bu gruplar yerelde devleti ele geçirmiş durumda, devlet de onları. Yani iki taraflı bir ilişki var. Yerel siyasetçiler bu yapılarla sıkı sıkıya ittifak halinde”. Bu da inanılmaz bir cezasızlık ortamı yaratıyor. Gazeteciyi kimin öldürdüğü, kimin koruması gerektiği, soruşturmayı kimin yürüteceği belirsizleşiyor.”
Sahanın bu acımasız gerçekliği, gazetecilerin geçim koşullarıyla birleşince içinden çıkılmaz bir durum oluşuyor. Yaşanan olayların vardığı boyutu Parra şu sözlerle açıklıyor: “Burada, Costa Norte’de bir gazeteci vardı. Geçimini restoran işleterek sağlıyordu. Onu restoranında öldürdüler. Birkaç ay önce de yine genç bir gazeteciyi öldürdüler. Vaktini gazetecilik yapmakla meyve suyu satmak arasında paylaştırıyordu”. Gerçekleşemeyen barış, gazeteciler için çalışma sahasını, savaş zamanından bile daha belirsiz hale getirdi.
GELECEĞİN PUSULASINDA NE SAKLI?
Seçim sonuçlarıyla birlikte bu belirsizlik yerini somut bir endişeye bırakıyor. Parra, yeni döneme dair iki büyük kaygı sıralıyor: “Birincisi, hali hazırda yaptığı gibi, gazetecilere adli yoldan saldırmaya başlaması. Ama bu kez bizzat devlet gücüyle yapacak olması. Bunun kuvveti, doğuracağı sonuçlar çok farklı olur.”
İkinci kaygı ise yeni başkanın ‘çevresine’ dair: “Kendisi hep yasa dışı işlere bulaşmış, hatta Kolombiya suç dünyasında çok karanlık üne sahip insanları savundu. Onu çevreleyen siyasi kesimin bu gruplarla nasıl bir ilişki kuracağını bilememenin getirdiği bir endişe hakim.”
Espriella’nın hidrolik kırma (fracking) yöntemiyle petrol çıkarmaya verdiği açık destek de ayrı bir gerilim hattı oluşturuyor. Parra, “Halihazırda, bu yönteme karşı mücadele eden çok sayıda çevre aktivisti öldürüldü bile” diyerek, çevre gazeteciliği yapanlar için işlerin daha da zorlaşacağını ima ediyor.
Parra sözlerini bitirirken sarf ettiği “Bu söylediklerim yüzünden, yargı eliyle peşine düşülenlerden biri olmak istemem” sözleri bize tanıdık endişeyi hatırlatıyor.
The post Suikast, yargı ve savaş üçgeninde Kolombiya’da gazetecilik appeared first on Journo.