Terlemek uzun ömür sırrıymış.
Terlemek Neden Uzun Yaşamın En Eski Pratiği?
sıcak maruziyeti ve terlemenin kardiyovasküler sağlığı desteklediği, ruh halini yükselttiği ve uzun yaşam pratiklerinin en eskilerinden biri olduğu belirtiliyor.
saunalar, kaplıcalar, buhar banyoları hatta hot yoga. i̇nsanlık, çok eski zamanlardan beri sıcaklığa yöneliyor. antik şifa yöntemlerinde sıklıkla anılan sıcak maruziyeti, günümüzün iyi yaşam ve longevity odaklı dünyasında da gittikçe popülerleşiyor. kardiyovasküler sağlığı destekleyebilen, ruh halini yükseltebilen yüksek sıcaklıkların bu faydaları aslında her birimizin sahip olduğu bir süper güç sayesinde gerçekleşiyor: terlemek! bu konu hakkında […] the post terlemek neden uzun yaşamın en eski pratiği? appeared first on live to bloom .
Saunalar, kaplıcalar, buhar banyoları hatta hot yoga. İnsanlık, çok eski zamanlardan beri sıcaklığa yöneliyor. Antik şifa yöntemlerinde sıklıkla anılan sıcak maruziyeti, günümüzün iyi yaşam ve longevity odaklı dünyasında da gittikçe popülerleşiyor. Kardiyovasküler sağlığı destekleyebilen, ruh halini yükseltebilen yüksek sıcaklıkların bu faydaları aslında her birimizin sahip olduğu bir süper güç sayesinde gerçekleşiyor: Terlemek! Bu konu hakkında yakın zamanda Hotwired isimli bir kitap yazan Bill Gifford’a göre hepimiz terlemek için yaratıldık. Modern dünyada bu gücümüzü baskılıyor, bu nedenle de sağlık faydalarından yoksun kalıyoruz. Peki, terlemeyi hayatımıza neden ve nasıl geri kazandırmalıyız?
Bill Gifford kimdir?
Başarılı bir gazeteci ve birçok ülkede en çok satanlar listesine giren Outlive: Uzun Yaşama Bilimi ve Sanatı kitabının eş yazarı olan Bill Gifford, şimdilerde birçok kişinin burnunu kıvıracağı bir konuyu ele aldığı yeni kitabıyla anılıyor: Hotwired: How the Hidden Power of Heat Makes Us Stronger. Henüz Türkçeye çevrilmemiş olsa da yakın zamanda ünü diğer ülkelere de yayılacak olan bu kitap, sıcak maruziyetini ve terlemeyi bir sağlıklı yaşam pratiği olarak konumlandırıyor. Anlatısına terlemenin insan tarihindeki evrimine bakarak başlıyor ve neden bedenimizin yüksek sıcaklıklara dayanabildiğini, hatta bunun da ötesinde ısıyla güçlenip iyileşebildiğini tartışıyor.
Terlemenin tarihi
Evrimsel bir perspektiften baktığımızda, Gifford’ın deyimiyle insanlar gezegenin en terli hayvanı. Milyonlarca yıl önce bizi hayatta tutmak üzere ortaya çıkmış olan terleme fonksiyonumuz, ona göre aynı zamanda bir süper gücümüz. Çok eskilerde güneşin altında dahi avlanabilmemizin en önemli nedeni aslında terleyebiliyor oluşumuzdu. Birçok hayvan bizi güç ve hızda geçebilecek olsa bile uzun süre güneşin altında kalamıyor ve yoruluyordu. Bizler ise ısınan vücudumuzu terleyerek soğutabildiğimiz için tüm rakiplerimizi geride bırakabiliyor, avı yakalayabiliyorduk.
Hepimiz belirli bir terleme kapasitesiyle dünyaya geliyoruz. Bugün çoğumuz; çalışırken, gezerken, eğitim alırken ve hatta yaşarken bile büyük ölçüde ısı kontrollü kapalı ortamlarda vakit geçiriyor, günümüzün büyük bölümünü neredeyse hiç terlemeden geçiriyoruz. Hatta Gifford’a göre terlemekten o kadar uzaklaştık ki bugün antiperspirant deodorant pazarı 75 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Gerçek şu ki bir zamanlar bizi hayatta tutan o termoregülasyon sistemlerini bugünlerde neredeyse hiç aktif olarak kullanmıyoruz. Bunun sonucunda da aynı hareketsizlikten zayıflayan kas sistemimiz gibi, ısıya maruz kalmadığı için terleme fonksiyonumuz da hantallaşıyor. Peki, terlemenin bu denli şeytanlaştırıldığı modern dünyamızda onu bir uzun yaşam pratiği olarak nasıl yeniden konumlandıracağız? Öncelikle neden terlememiz gerektiğini anlayarak.
Terlediğimizde vücudumuzda neler yaşanıyor?
Kendi çevremizi düşündüğümüzde de yüksek sıcaklıklara daha çok dayanabilen, terlemeyi dert etmeyenlerle güneşin altında 5 dakikadan fazla duramayan tanıdıklarımız vardır. Bedenimiz ısıya maruz kaldığında iç dengesini ve vücut sıcaklığını koruyabilmek için kan dolaşımını hızlandırıyor. Kalp ritmi yükseliyor, damarlar genişliyor, kan cildin alt katmanlarından yüzeye doğru ilerleyerek ısıyı dışarı atmaya çalışıyor. Sonucunda da terleme başlıyor. Sadece yüksek sıcaklığa maruz kalmak bile orta şiddetli egzersize benzer kardiyovasküler faydalar sağlayabiliyor.
Bedenimizi ne kadar çok sıcaklığa maruz bırakırsak terleme fonksiyonumuz da o kadar iyi çalışmaya başlıyor. Vücudumuz, yüksek ısıya daha hızlı tepki vermeyi öğreniyor; daha erken terliyor, daha çok alyuvar üretiyor, oksijen taşıma kapasitesi yükseliyor, plazma hacmi artıyor. Gifford’a göre tam da bu nedenle bazı profesyonel sporcular bedenlerini yoğun egzersizlere hazırlamak için sıcak ortamlarda antrenman yapıyor.
Neden terlemek bir uzun yaşam pratiği olarak değerlendiriliyor?
Terlemek, işin özünde sağlığımızı iyileştirebiliyor. Finlandiya’da 2.500 orta yaşlı erkek üzerinde yapılan kapsamlı bir araştırmaya göre düzenli ve sık aralıklarla saunaya girenlerin kalp krizine, kardiyovasküler hastalıklara, herhangi bir nedene bağlı erken ölüme, hatta Alzheimer’a yakalanma riskleri diğerlerine oranla neredeyse yarı yarıya daha düşük seyrediyor. Bu nedenle düzenli sauna kullanımı ve diğer sıcak maruziyeti uygulamaları, bazı durumlarda piyasadaki ilaçlardan, hatta düzenli egzersizden bile daha fazla sağlık faydası sağlayabiliyor.
Düzenli terleme ile kazandığımız bir başka fayda ise ısı şoku proteinlerinin aktive olması. Bu koruyucu proteinler, hücreler yüksek sıcaklık, toksinler veya oksidatif stres gibi çevresel etkenlere maruz kaldığında üretiliyor. Amaçları ise hücreleri çevresel strese karşı daha dayanıklı hale getirmek. Bedenimizi yüksek sıcaklıklara daha dirençli yaparken dolaylı yoldan yaş almanın biyolojik etkilerine karşı da koruma sağlıyorlar.
Son olarak, ilk anda şaşırtıcı gelse de yüksek sıcaklıkların bizi daha mutlu etme etkisi de bulunuyor. Gifford’ın incelediği bazı araştırmalara göre beden ısısının bir miktar yükselmesi, şiddetli depresyon belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabiliyor. Bazı araştırmalar da yüksek ısının beyindeki serotonin salgısını tetikleyebildiğini gösteriyor. Bunun en iyi örneğini de saunaların bu denli popülerleşmesinde görüyoruz. Düzenli olarak saunaya giden kişilerin iyi olma halleri daha yüksek, sosyal hayatları ise daha canlı oluyor.
Gifford aynı zamanda dünya çapında hava koşullarına bağlı ölümlerde ekstrem soğukların, ekstrem sıcaklıklara göre çok daha ölümcül olduğunun altını çiziyor. En eski zamanlardan beri sıcak iklimlere, sıcak denizlere doğru ilerlemeye çalışmamız; saunalara, kaplıcalara yönelmemiz hatta son yıllarda hot yoganın bile popüler olması, bedenimizin soğuktan çok sıcağı istediğini gösteriyor. Ayrıca soğuk terapinin sağlık faydaları üzerine yapılan çalışmaların, sıcak maruziyeti üzerine yapılan çalışmalar kadar kapsamlı ve güçlü olmadığını da vurguluyor.
Nasıl daha çok terleyebiliriz?
Sıcak yaz günlerinde nasıl daha çok terleyebileceğimizi konuşmak pek çekici gelmese de sıcak ve terlemek düşmanımız değil, dostumuz. Bu nedenle terlemeyi unutmuş modern hayatlarımıza yüksek sıcaklığı bilinçli bir şekilde yeniden kazandırmamız gerekiyor. Bunun için Gifford aşağıdaki önerileri sıralıyor:
Kendimizi kötü hissetmeye başladığımızda, başımız döndüğünde veya midemiz bulandığında mutlaka sıcak maruziyetini sonlandırmak gerekiyor. Aynı zamanda öncesinde ve sonrasında bolca su içmek, bedenin kaybettiği sıvıyı yerine koyabilmek için büyük önem taşıyor.
The post Terlemek Neden Uzun Yaşamın En Eski Pratiği? appeared first on Live to Bloom.