Gazetecilere meslek odası gelmiş.
TGK Genel Başkanı Kolaylı'dan çarpıcı konuşma
türkiye gazeteciler konfederasyonu başkanı, gazetecilik mesleğinin avukatlar, doktorlar gibi meslek odası statüsüne kavuşması gerektiğini söyledi.
geçtiğimiz günlerde sivas’ta gerçekleşen türkiye gazeteciler konfederasyonu (tgk) 31’nci başkanlar kurulu toplantısı’nda öne çıkan, ana odak konu “basın meslek yasası” beklentisi olurken, gazetecilerin, gazetecilik mesleğinin de ülkemizde avukatlar, doktorlar, eczacılar, mühendisler, mimarlar ve mali müşavirler’de olduğu gibi belli kıstaslara, stardartlara göre belirlenmesi, meslek odası hüviyetine kavuşma gerekliliği üzerinde duruldu...
“Teknolojik dönüşümle birlikte gazeteciliğin önemi azalmamış, tam aksine artmıştır” “Yerel basın yalnızca ticari bir işletme değildir. Yerel basın; bulunduğu şehrin hafızasıdır.”
Geçtiğimiz günlerde Sivas’ta gerçekleşen Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu (TGK) 31’nci Başkanlar Kurulu Toplantısı’nda öne çıkan, ana odak konu “Basın Meslek Yasası” beklentisi olurken, gazetecilerin, gazetecilik mesleğinin de ülkemizde Avukatlar, Doktorlar, Eczacılar, Mühendisler, Mimarlar ve Mali Müşavirler’de olduğu gibi belli kıstaslara, stardartlara göre belirlenmesi, meslek odası hüviyetine kavuşma gerekliliği üzerinde durulurken, sonuç bildirgesindeki taslak önerisi Anadolu’da, yerel medyada haberlere konu oldu.
Her ne kadar TGK’nın gündeme taşıdığı ‘Basın Meslek Yasası’ beklentisi kamuoyunda dikkat çekse de, Sivas’ta Başkanlar Kurulu Toplantısında TGK Genel Başkanı M.Nuri Kolaylı’nın açış konuşması da bir hayli çarpıcı, sektörün, Anadolu’da yerel basının içinde bulunduğu durumu ortaya koyan kalıcı bir konuşma olarak kayıtlara geçti. Medya alanında sektörün deneyimli isimlerinden Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığının yanı sıra, Türkiye’nin en büyük çatı örgütü Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu (TGK) Genel başkanlığı görevini yürüten Nuri Kolaylı’nın, federasyon ve cemiyet başkanlarına seslendiği konuşmasında, pek çok tespite yer verdi.
“Bizler farklı şehirlerden geliyoruz. Farklı gazetelerde, farklı haber mecralarında çalışıyoruz. Farklı görüşlere sahip olabiliriz. Ancak bizi bir araya getiren ortak değer; milletimizin doğru haber alma hakkına duyduğumuz saygıdır. Çünkü gazetecilik herhangi bir meslek değildir. Gazetecilik, gerçeğin peşinden gitme sorumluluğudur. Gazetecilik, kamu adına denetim yapmaktır. Gazetecilik, gerektiğinde alkışlanmayı değil, gerçeği yazmayı tercih edebilmektir. Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin hakkı değildir. Basın özgürlüğü, seksen beş milyon insanımızın doğru bilgiye ulaşma hakkının güvencesidir. Özgür basının olmadığı yerde güçlü demokrasi olmaz. Bağımsız gazetecinin olmadığı yerde şeffaf yönetim olmaz. Doğru bilginin olmadığı yerde ise sağlıklı kamuoyu oluşamaz.” diyen Kolaylı, “içinden geçtiğimiz dönem, gazetecilik mesleğinin belki de son elli yıldaki en büyük dönüşümüne sahne olmaktadır. Teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişmektedir. Yapay zekâ hayatımızın her alanına girmektedir. Artık milyonlarca insan haberi gazeteden değil, telefon ekranından takip etmektedir. Birkaç saniye içinde milyonlarca kişiye ulaşan bilgiler, aynı hızla yanlış bilgilerin de yayılmasına neden olabilmektedir. Böyle bir dönemde gazeteciliğin önemi azalmamıştır. Tam tersine, doğrulanmış bilgiye olan ihtiyaç hiç olmadığı kadar artmıştır. Çünkü teknoloji haber üretebilir. Ancak güven üretemez. Yapay zekâ metin yazabilir. Ama vicdan sahibi olamaz. Bilgisayarlar milyonlarca veriyi analiz edebilir. Fakat kamu yararı ile toplum vicdanı arasındaki dengeyi yalnızca gazeteciler kurabilir.” ifadelerini kullandı. “Yerel basın yalnızca ticari bir işletme değildir. Yerel basın; bulunduğu şehrin hafızasıdır. Yerel basın; belediyeyi, yerel yöneticileri denetleyen gözdür. Yerel basın; vatandaşın sesini kamu yönetimine ulaştıran köprüdür. Yerel basın; demokrasinin yereldeki en güçlü teminatıdır” diye konuşan Kolaylı, “bir şehirde yerel gazete kapanıyorsa, aslında sadece bir gazete kapanmıyor; o şehrin
“Hiçbir gazeteciyi susturmak için hazırlanmamıştır. Tam tersine, gazeteciyi güçlendirmek için hazırlanmıştır. Bu yasa basını denetlemek için değil; Mesleği güçlendirmek, Gazeteciyi korumak, Toplumun doğru haber alma hakkını güvence altına almak için hazırlanmıştır. Çünkü bugün ülkemizde gazetecilik mesleğini bütün yönleriyle tanımlayan çağdaş bir meslek yasası bulunmamaktadır. Mesleğe giriş koşulları net değildir. Etik denetim mekanizmaları yetersizdir. Meslek standartları ortak bir çatı altında toplanamamaktadır. Bu eksiklik yalnızca gazetecilere değil, topluma da zarar vermektedir. Hazırladığımız taslak; gazeteciliği sınırlandıran değil, özgürleştiren bir anlayış taşımaktadır. Meslek onurunu koruyan, Etik değerleri güçlendiren, Gazetecilerin haklarını güvence altına alan, Basın kartını mesleki esaslara bağlayan, Meslek içi eğitimi sürekli hâle getiren, Öz denetimi esas alan çağdaş bir sistem öneriyoruz. Bu nedenle Basın Meslek Yasası'nın, Türkiye'de gazetecilik adına son yılların en önemli demokratik reformlarından biri olacağına yürekten inanıyorum. Basın Meslek Yasası Taslağı'nın en önemli düzenlemelerinden biri de Türkiye Basın Meslek Birliği'nin kurulmasına ilişkin önerimizdir. Biz, güçlü bir gazeteciliğin güçlü kurumlarla mümkün olduğuna inanıyoruz. Nasıl ki doktorların, avukatların, mühendislerin ve diğer meslek gruplarının kendi meslek kuruluşları varsa, gazeteciliğin de meslek ilkelerini koruyan, etik standartlarını yükselten, eğitim faaliyetlerini yürüten ve meslektaşlarının haklarını savunan güçlü bir yapıya kavuşması gerektiğine inanıyoruz. Burada özellikle altını çizmek istediğim bir husus vardır. Türkiye Basın Meslek Birliği; hiçbir siyasi düşüncenin, hiçbir ekonomik grubun ve hiçbir çıkar çevresinin kurumu olmayacaktır. O kurum yalnızca gazeteciliğin kurumu olacaktır. Gazeteciliğin onurunu koruyacaktır. Meslektaşlarımızın haklarını koruyacaktır. Toplumun doğru haber alma hakkını koruyacaktır. Çünkü gazetecilik yalnızca haber yazmak değildir. Gazeteci
M. Nuri Kolaylı / Sivas, 18 Temmuz 2026 TÜRKİYE GAZETECİLER KONFEDERASYONU 31. BAŞKANLAR KURULU AÇILIŞ KONUŞMASI
.... Kurtuluş Savaşı sürecinde gördük ki; Sivas, yalnızca bir şehir değildir. Sivas; millet iradesinin sesidir. Sivas; bağımsızlık kararlılığının adıdır. Sivas; ‘manda ve himaye kabul olunamaz’ iradesinin tarihe kazındığı yerdir. Bugün bizler de aynı şehirde, gazeteciliğin geleceği adına tarihî olduğuna inandığımız önemli kararlar almak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bugün, bu tarihi şehrimizde, basın tarihine geçecek bir buluşma gerçekleştiriyoruz. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu bugün 9 federasyonu ve 93 gazeteciler cemiyetini çatısı altında buluşturan, ülkemizin en büyük meslek kuruluşudur. Bu büyük aile, yalnızca gazetecilerin ortak sesi değil; aynı zamanda Anadolu basınının hafızası, dayanışma gücü ve ortak vicdanıdır. Bizler farklı şehirlerden geliyoruz. Farklı gazetelerde, farklı haber mecralarında çalışıyoruz. Farklı görüşlere sahip olabiliriz. Ancak bizi bir araya getiren ortak değer; milletimizin doğru haber alma hakkına duyduğumuz saygıdır. Çünkü gazetecilik herhangi bir meslek değildir. Gazetecilik, gerçeğin peşinden gitme sorumluluğudur. Gazetecilik, kamu adına denetim yapmaktır. Gazetecilik, gerektiğinde alkışlanmayı değil, gerçeği yazmayı tercih edebilmektir. İşte; bu nedenle gazetecilik demokrasinin vazgeçilmez kurumlarından biridir. Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin hakkı değildir. Basın özgürlüğü, seksen beş milyon insanımızın doğru bilgiye ulaşma hakkının güvencesidir. Özgür basının olmadığı yerde güçlü demokrasi olmaz. Bağımsız gazetecinin olmadığı yerde şeffaf yönetim olmaz. Doğru bilginin olmadığı yerde ise sağlıklı kamuoyu oluşamaz. İçinden geçtiğimiz dönem, gazetecilik mesleğinin belki de son elli yıldaki en büyük dönüşümüne sahne olmaktadır. Teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişmektedir. Yapay zekâ hayatımızın her alanına girmektedir. Artık milyonlarca insan haberi gazeteden değil, telefon ekranından takip etmektedir. Birkaç saniye içinde milyonlarca kişiye ulaşan bilgiler, aynı hızla yanlış bilgilerin de yayılmasına neden ola