Filmde kızlar kaybolmuş.
Toprağın İntikamı: Picnic at Hanging Rock (1975)
picnic at hanging rock, “her şey başlar ve biter” ve “gördüklerimizi sandığımız rüya içinde bir rüya” diyerek sonu olan yaşamın hüznünü duyumsatır süresi boyunca.
picnic at hanging rock, “her şey başlar ve biter” ve “gördüklerimizi sandığımız rüya içinde bir rüya” diyerek sonu olan yaşamın hüznünü duyumsatır süresi boyunca.
Sonu belirsiz bırakılmış pek çok film gibi, Picnic at Hanging Rock da sayısız fikrin gizemi çözmeye çalıştığı bir tartışma alanı oluşturmuştur. 20. yüzyılın başında Avustralya’daki sömürge kolonisine ait bir kız kolejindeki üç öğrenci ve bir öğretmenin okul pikniği sırasında kaybolmasını anlatan hikayede, onlara ne olduğu üzerine çeşitli teoriler üretilmiştir. Bunlar, kaçırılıp öldürülme gibi daha olası olanlardan uzaylılar tarafından alınma, bir boyut kapısından başka evrene geçme gibi fantastik açıklamalara kadar uzanır.
Filmin uyarlandığı kitabın yazarı Joan Lindsay’in o öldükten sonra yayınlanan, hikayenin asıl finali de bu fantastik açıklamalara bir dayanak oluşturmuştur. Buna göre kaybolan kızlar bir süre sonra kaybolan öğretmenleriyle buluşur ve birlikte bir kaya yarığından içeri girerek yok olurlar. Orada zaman bükülür ve başka canlılara dönüşürler. Filmin, yaşamın “rüya içinde bir rüya” olduğuna dair bir söylemle açılması ve baştan sona Russell Boyd’un enfes görüntüleriyle Gheorghe Zamfir’in büyülü pan flütünün bir rüya atmosferi yaratması, açıklama çeşitliliğini artırır.
Öteki Sinema © 2026 | 0 yorum | yazının devamı »